• Bist 100
    99806.2
  • Dolar
    5,6857
  • Euro
    6,3984
  • Altın
    258,4570
İstanbul
21 / 29
0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

Artık her yer istanbul

Bazı reklamcılar, tüketicinin eğilimlerini okuma konusunda usta...
Özel bir hava yolu şirketi, bir süredir “Küçük kaçamaklar” için “Uçma” fikrini bastırıyor zihinlere...
İstanbul’a bakıyorsunuz, memleketin yemekleriyle ünlü illerinden kazandıkları itibarla mekan açanların, eskisi gibi tadı yok.
İnsanlarımız, lezzeti yerinde tatmak, kültürü keşfetmek için uçağa atlayıp, günübirlik seyahat etmekten imtina etmiyor artık.
Havayolu kısa, konforlu ve zamanında alınan biletler sayesinde uygun.
Kentte o yemeğe ödenecek bedelle, 2 hatta 3 kez böyle bir maceraya yelken açmak mümkün olunca, tercihler bu yönde kullanılıyor...
Eskiden kentten sadece batı ülkelerine seyahat eden grup, ülke toprakları huzur bulup, “Siz-Biz” ayrımı rafa kalkınca, geçmişin acısını çıkarıyor anlaşılan.
Sıra gecesine Şanlıurfa’ya, kebaba, baklavaya Gaziantep’e, balığa Balıkesir’e, kahvaltıya Van’a gidenleri sıklıkla duymaya başladık son dönemde.
İstanbul’a göçü durdurmanın yegane yoluydu bu. Herkes kendi doğduğu toprakta geçimini temin ettikten, herkes kendini “Kent”te yaşamanın konforunda hissettikten sonra, neden zorlu koşullara katlansınlar ki...
Kuzeyden, güneye, doğudan, batıya her karış memleket toprağı aynı değerde artık...
Konuya ilişkin bir de küçük gözlem aktarayım; hanımlar İstanbul gibi metropolde yetişmiş erkeklerden uzak ara geçmeye başladı. Egosu yüksek, fazlaca kendiyle meşgul, normları değişmiş adaylar yerine, henüz orijininden sapmamış Anadolu kaplanlarını tercih ediyorlar.
Üstelik artık “Ben kentte büyüdüm. Ne işim var Anadolu’da” diyen de kalmadı bu gelişmelerden sonra...
Yıllar önce kısa bir öyküden ziyadesiyle etkilenmiştim. Sanırım bir kez daha özetle zamanı geldi aktarmanın; “Henüz anaokuluna bile gitmeyen çocuk, evde haşarılık yapıyordu. Üzerinde çalışmak zorunda olduğu masa dolusu dosya nedeniyle, babası defalarca uyardıysa da dinlemedi. Sonunda masasının bir köşesinde bulunan kağıtlardan birini eline alıp, küçücük parçalara böldü. Bu katlanmış kağıt bir ülke haritasıydı. Çocuğa uzattı ve eski haline getirmesi durumunda, kendisiyle oynayacağına söz verdi. O kadar emindi ki, el kadar çocuğun bu haritayı birleştirme şansı olmadığına, huzurla dosyalarına gömüldü. Aradan birkaç dakika geçmemişti ki, ufaklık geri döndü, ‘Gel de bir bak’ diye. Adam gözlerine inanamadı, çünkü çocuk haritayı eksiksiz ve dakikalar içinde tamamlamıştı. Baba sordu ‘Bu imkansız. Nasıl yaptın?’
Oğlan yarım yamalak konuşmasıyla izah etti ‘Bana verdiğin kağıdın arkasında insan resmi vardı. Ben onu düzelttim.”
İşte böyle... İnsan düzelince, memleket haritaları da
kusursuz hale geliyor...

İşler kesat çünkü İbo yok

Dün, Songül Karlı’nın sahne
piyasasına ilişkin ilginç bir tanısı vardı. İşlerin 3  yıldır durgun
olmasını, İbrahim Tatlıses’in
yokluğuna bağlamış...
Yıllarca pek çok sahne sanatçısı İbo’yu suçlamıştı oysa;
“Yolumuzu kesiyor, ekmeğimizde oynuyor” diye...
Songül haklı. Eğlence dünyasını kovalayanların barutunu, İbrahim Tatlıses ateşliyordu.
Hareket ve bereket geliyordu bulunduğu yere...
Tatlıses sahnelerden çekilince, sektörü sürükleyen müdavimler de bir bir kaçtı... Hatta eğlence anlayışlarını bile değiştirmeye başladılar.  İbo’nun bulunduğu her sahnede müzikalite, ses, şov, eğlence ve popülarite tavan yapıyordu. Şimdi bu faslı bulmak zor.
Demek ki, temeldekiler olmasa, diğerleri kağıt kuleler gibi yıkılıp gitmeye hazırmış,..
Zaten dikkat ederseniz, çoğu ekrandan kazanıyor parasını, sahneden değil...

İdil Çeliker Diğer Yazıları