• BIST
    1152.63
  • Dolar
    8,1869
  • Euro
    9,6555
  • Altın
    502,0470
0530 708 54 54
0530 708 54 54
17 Ekim 2020 Cumartesi 18:01:00 - Güncelleme:17 Ekim 2020 Cumartesi 18:01:00

Kurtulmuş: Bilinen ya da görünen rezervlerden çok daha güçlüsünü çıkartacağız

Kaynak: AA

ABONE OL

AK Parti Genel Başkanvekili Kurtulmuş, Fatih sondaj gemisinin Karadeniz'deki faaliyetleriyle ilgili, "İnşallah şu anda bilinen ya da görünen rezervlerden çok daha güçlüsünü hem oralardan hem de Doğu Akdeniz'den çıkartacağız" dedi.

AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, video konferansla katıldığı, Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) Genel Merkezinin düzenlediği ödül töreninde konuştu.

TÜGVA'nın her türlü çalışmalarında peşinen destekçi olduklarını ifade eden Kurtulmuş, "Çünkü bizim için nesillerimizi diriltmek, yeniden ayağa kaldırmaktan başka hiçbir çare yoktur. Türkiye’nin bunun dışında da hiçbir kurtuluşu yoktur." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'nin çok zor zamanlardan geçtiğini belirten Kurtulmuş, Necip Fazıl Kısakürek'in tabiriyle "Allah" demenin bile yasak olduğu dönemler yaşandığını, Ayasofya meselesiyle ilgili çocukluklarından, gençliklerinden itibaren nice güzel temenniler, rüyalar içerisinde nice zorluklardan geçtiklerini ifade etti.

"Bu memlekette milletin kendi kökleriyle buluşmasını önlemek için ne lazımsa onlar yapıldı. Türkiye’yi modernleştirmek adına mutlak manada 'Batıcı' hale getirmek için her türlü imkan seferber edildi." diyen Kurtulmuş, halkın üzerinde özellikle eğitim ve kültür alanında yapılan birtakım faaliyetlerle insanların üzerinde yenilgi psikolojisinin de zemininin hazırlandığını anlattı.

Kurtulmuş, "Ama şahsen şuna inanıyorum; bu zor dönemlerden Türkiye geçerek bugünlere geldi, çok kolay bu noktaya gelmedik. İnşallah önümüzde İslam medeniyetinin, büyük medeniyetimizin üçüncü büyük şahlanışını gerçekleştirecek olan nesil sizlersiniz." diye konuştu.

Kendi köklerinden, medeniyetten ve kültürden uzak bir şekilde hiçbir maddi başarının sağlanamayacağının altını çizen Kurtulmuş, başarı için fikriyat ve maneviyatın kuvvetli olmasının önemine işaret etti.

Osmanlı İmparatorluğunun 3,5 milyon kilometrekare toprağının sadece 20 yılda 780 bin kilometrekareye indiğini anlatan Kurtulmuş, bunun sadece maddi olarak başarısızlıkların bir sonucu olmadığını, aynı zamanda düşünce, maneviyat, kültür ve diğer alanlardaki başarısızlığın da bir sonucu olduğunu söyledi.

Bugün yeniden dirilişin bütün eserlerinin görüldüğünü aktaran Kurtulmuş, gelinen noktada yeni bir büyük yürüyüşün başında olunduğunu dile getirdi.

Düşünce-fikir dünyasında güçlü olunursa bunun maddi sonuçlarının da ortaya çıktığını ifade eden Kurtulmuş, birçok örnek bulunduğunu ancak bunların bazılarını paylaşmak istediğini kaydetti.

Darbecilerin 27 Mayıs'ı millete bir bayram olarak dayattıklarını, bu tarihin resmi tatil ilan edildiğini anımsatan Kurtulmuş, şöyle konuştu:

"Halkın seçtiği, ezanı aslına döndürdüğü için, milleti kökleriyle buluşturduğu için onlar açısından büyük bir suç işlemiş olan merhum Menderes’in idam edildiği o meşum tarihi, o darbe tarihini bu millete bir resmi bayram olarak kutlattılar. Sevgili gençler, siz bunu yaşamadınız. Allah'a çok şükür bugün 27 Mayıs artık bir resmi gün değildir, onun tam tersine darbeye karşı çıkan 15 Temmuz bir resmi anma ve hatırlama günü haline getirilmiştir."

Kurtulmuş, bunun ülkenin kökleri üzerinde ne kadar yükseldiğinin, güçlendiğinin göstergesi olduğuna vurgu yaptı.

"AYASOFYA'YI HEP BERABER AÇTIK"

Ayasofya'nın yeniden ibadete açılmasına da değinen Kurtulmuş, "Allah'a çok şükür, bu sene 25 Temmuz'da Ayasofya'yı hep beraber açtık. Uzun yıllar süren o uzaklaşma sadece oranın bir ibadethane olmasından uzaklaşma değil, Türkiye'nin köklerinden uzaklaşmasının, uzaklaştırılmasının bir sembolüydü. O sembolü çok şükür yeniden milletin iradesiyle geri çevirmiş olduk." ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a teşekkür eden Kurtulmuş, "Böyle hakikaten ilmek-ilmek o süreci dokuyarak sonuç alınmasını sağlamıştır." dedi.

Ezanın Adnan Menderes döneminde aslına çevrilmesinin, milletin kendi tarihiyle, kendi kökleriyle buluşması anlamına geldiğini ve sembolik bir önem taşıdığını dile getiren Kurtulmuş, "Ayasofya'nın müze halinden cami haline çevrilmesi ise bu milletin kendi inançlarıyla, kendi itikadıyla, kendi diniyle yeniden buluşmasıdır." diye konuştu.

"ÖNEMLİ BİR FOTOĞRAF"

Oruç Reis gemisi Akdeniz'de arama faaliyetlerine başladığı zaman etrafında firkateynler, savaş gemileri ile üstünden geçen uçaklar ve helikopterlerle ortaya çıkan görüntünün de unutulmaması gerektiğini belirten Kurtulmuş, bunun Türkiye'nin kendi hakkını her platformda koruyabilecek noktaya geldiğini, milli ve yerli teknolojisiyle cümle aleme karşı hem kendi hakkını hem de dostlarının hakkını koruyabilecek noktaya geldiğini gösteren önemli bir fotoğraf olduğunu anlattı.

Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Fatih sondaj gemisine gideceğini ve ikinci törenin yapılacağını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Orada ilk yaptığımız töreni hatırlayın, bugünkü törenden de fotoğraflar ortaya çıkacak, onları da zihnimizin bir tarafında tutalım. Bu da Türkiye 'acaba elalem ne der' meselesini bir kenara bıraktığında, yani kendisine güvenmeye başladığında, yani yenilgi psikolojisinden kurtulmaya başladığında ne kadar önemli adımlar atabileceğinin göstergesidir. Ekonomik olarak güçlü olacak bir Türkiye'yi oluşturabilmek, bunun için hareket edebilmek için önemli bir adımdır. İnşallah şu anda bilinen ya da görünen rezervlerden çok daha güçlüsünü hem oralardan hem de Doğu Akdeniz'den çıkartacağız ve böylece Türkiye maddi olarak da ekonomik olarak da daha güçlü bir hale gelecektir. Velhasıl hangi alanda alırsanız alın kendimize güvenmeye başladıkça, köklerimizle, tarihimizle, medeniyetimizle, geçmişimizle, atalarımızla barışmaya başladıkça gelecek yürüyüşümüz de çok daha hızlı bir şekilde güçleniyor."

Türkiye'yi yarınlara taşıma vazifesi ve sorumluluğu üzerinde olan TÜGVA'lı gençlerin önündeki yolun açık olduğuna değinen Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Biz bu anlamda bu büyük medeniyetin hem geçmişini bugünkü gençlere anlatacağız hem yarınlara ümitle bakacağımız çalışmaların içerisinde olacağız. Ve bileceğiz ki her ağaç kendi gövdesi üstünde yükselir. Hiçbir ağacın bir başka ağacın gövdesi üstünde yükseldiği görülmemiştir. Biz kendi ağacımızın üzerinde, kendi gövdemizin üzerinde, kendi medeniyetimizin üstünde Allah'ın izniyle çok daha güçlü bir Türkiye'yi kuracağız. Yarınlara güçlü bir şekilde Türkiye'yi taşıyacağız, bundan hiç şüphemiz yoktur."