0530 708 54 54
0530 708 54 54
03 Ağustos 2021 Salı 08:00:00 - Güncelleme:03 Ağustos 2021 Salı 08:00:00

Radyasyon düşük riskini artırıyor

Gebelik döneminde yüksek doz radyasyona maruz kalmak, doğumsal anormallikler, düşük tehlikesi, büyüme geriliği, zihinsel ve bedensel özürlere neden olabileceği gibi doğum sonrası kanser riskinde artma ve ölüme de neden olabilir.

Gebelik döneminde yüksek doz radyasyona maruz kalmak, doğumsal anormallikler, düşük tehlikesi, büyüme geriliği, zihinsel ve bedensel özürlere neden olabileceği gibi doğum sonrası kanser riskinde artma ve ölüme de neden olabilir. Doç. Dr. Aylin Hasanefendioğlu Bayrak "Radyolojide tanı ve tedavi takibi amacıyla sıklıkla kullanılan yöntemler radyasyon (X ışını) içermektedir. Ancak gebelik görüntüleme açısından çok özel bir süreçtir. Gebelik takibi yapılırken radyasyondan korunma birincil amaç olmalıdır. Ultrasonografi gebe takibinde kullanılan temel görüntüleme yöntemidir. Ultrasonografide hasta üzerinde kullandığımız prob aracılığıyla görüntüleyeceğimiz alana ses dalgaları gönderilir, bu sayede ekranda görüntü meydana gelir. Gebeliğin her döneminde güvenle kullanılabilir. Gebeler için de rutin takip görüntüleri keyifli anlar oluşturur. Ancak ultrasonografi ile çözülemeyen durumlarda MR görüntüleme elimizdeki diğer seçenektir" dedi. "Gebe olduğu bilinmeyen hastada radyasyon içeren tetkik yapıldığında yaklaşım ne olmalı?" sorusuna karşılık Doç. Dr. Bayrak şunları dile getirdi: "Bu durumda yapılan çekimin hangi vücut bölgesini kapsadığı ve çekim sonunda hastanın maruz kaldığı radyasyon değeri tespit edilerek uzman görüşü alınmalıdır. Hesaplanan doz, zarara yol açan limitlerdeyse gebelik sonlandırılmalıdır. Ayrıca kimi zaman radyasyon içeren tetkikler (Anjiografi ya da Bilgisayarlı tomografi gibi) hastadaki hayati tehlike nedeniyle gebelik sonrasına ertelenemez, bu durumda da gebe üzerine yerleştirilen kurşun bariyerlerle fetüsün maruz kalacağı risk en aza indirilerek çekim mecburen uygulanır."