• BIST
    1332.76
  • Dolar
    7,7956
  • Euro
    9,4835
  • Altın
    461,2780
0530 708 54 54
0530 708 54 54
26 Ekim 2020 Pazartesi 18:46:00 - Güncelleme:26 Ekim 2020 Pazartesi 21:27:00

Başkan Erdoğan ve Ersin Tatar'dan önemli açıklamalar

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile ortak basın toplantısı düzenledi.

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, cumhurbaşkanı seçildikten sonra ilk resmi ziyaretini Türkiye'ye gerçekleştiren Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile baş başa görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.

AA'nın aktardığı habere göre, Başkan Erdoğan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlediği ortak basın toplantısında, ilk resmi yurt dışı ziyaretini gerçekleştiren Tatar'ı Türkiye'de misafir etmekten memnuniyet duyduğunu söyledi.

Tatar'ı seçim zaferi dolayısıyla bir kez daha gönülden tebrik eden Erdoğan, seçimlerin Kıbrıs Türk halkının demokrasi kültürünü gözler önüne seren bir şeffaflık ve siyasi olgunluk ortamında gerçekleştiğini belirtti.

Başkan Erdoğan, Tatar ile eş güdüm içerisinde Kıbrıs Türkü'nün meşru haklarının savunulmasında daha da önemli mesafeler katedeceklerine inandığını ifade etti.

Tatar ile kapsamlı ve verimli bir görüşme gerçekleştirdiklerini anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kıbrıs meselesinde önümüzdeki dönemde atılabilecek adımları ve Doğu Akdeniz'de son dönemde yaşanan gelişmeleri ele aldık. Türk tarafı Kıbrıs'ta, adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözümden yanadır. Bu yolda üzerine düşen iyi niyetli bir yaklaşımla ve sorumluluk bilinciyle hep adımlarını atmıştır. Ancak sadece Türk tarafının çaba göstermesi çözüm için kafi değildir. Rum tarafının Kıbrıs Türk halkının eşit ortaklığı temelinde bir çözümü kabul etme niyetinin bulunmadığı aşikardır. 50 yılı aşkın süredir devam eden müzakerelerin her seferinde başarısız olmasının yegane nedeni Rum tarafının bu uzlaşmaz zihniyetidir, anlayışıdır. Rumlar 1963 yılında gasbettikleri devleti, Kıbrıs Türk halkı ile paylaşmak istemiyorlar. Yarım asrı geride bıraktığımız müzakere sürecinde artık mevcut parametrelerle bir neticeye varılmayacağının anlaşılması gerekiyor."

"ÇÖZÜMÜN TEMELİ ADA'DAKİ GERÇEKLERE DAYANMALIDIR"

Başkan Erdoğan, Temmuz 2017'de Crans-Montana'daki görüşmelerin sona ermesinin ardından, bu koşullar altında çözüm için federasyonun artık geçerli bir model olamayacağını, yeni fikirlere ihtiyaç duyulduğunu vurguladıklarını dile getirdi.

Aradan geçen sürede ne kadar haklı olduklarının ortaya çıktığını vurgulayan Başkan Erdoğan, şunları söyledi:

"Rum tarafı Kıbrıs Türk halkını eşit ortak olarak görmediği için hidrokarbon gelirlerinin paylaşımına yönelik iş birliği çağrılarını da karşılıksız bıraktı. Rum tarafı kendi yönetimleri altında adeta bir azınlık olarak görmek istedikleri Kıbrıs Türkleri'nin eşit haklarını gasbetmeyi sürdürüyor. Kıbrıs'ta iki ayrı halk ve onların kurduğu iki ayrı devlet şu anda zaten vardır. İki halkın barış, refah ve güvenlik içerisinde yan yana yaşayabilecekleri çözümün temeli adadaki gerçeklere dayanmalıdır. Gelinen noktada müzakereleri münhasıran federasyon seçeneği temelinde başlatmanın zaman kaybı olacağını kesinlikle düşünüyoruz. Dolayısıyla artık iki devletli çözümün de gerçekçi bir yaklaşımla masaya getirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Türkiye'nin Kıbrıs'ta adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüm bulunması yönündeki iradesi bakidir."

Tatar ile Doğu Akdeniz'deki son gelişmeler, Maraş açılımı gibi diğer konularda da görüş alışverişinde bulunduklarını söyleyen Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Doğu Akdeniz'de kendi kıta sahanlığımızdaki haklarımızı koruduğumuz gibi adanın ortak sahibi Kıbrıs Türk halkının meşru hak ve menfaatlerini de savunuyoruz. Bu yöndeki kararlılığımızı, bugüne kadar her aşamada dosta, düşmana gösterdik. Doğu Akdeniz'deki mevcut durumun müsebbibi 2003 yılından bu yana uyarılarımızı dinlemeyen, yapıcı önerilerimizi dikkate almayan Rum-Yunan ikilisidir. Bu bölgedeki hidrokarbon kaynakları nedeniyle iştahı kabaran uluslararası enerji şirketleriyle arkalarındaki güçler de bu oyunun parçası olmakta beis görmemişlerdir. Ancak bu oyun artık bozulmuştur. En başından itibaren söylediğimiz gibi bölgede Türkiye'yi ve Kıbrıs Türkü'nü hesaba katmayan hiçbir girişimin başarı şansı yoktur ve olmayacaktır."

"AMACIMIZ KIBRIS TÜRKÜ'NÜN HAYAT STANDARDINI YÜKSELTMEK"

Başkan Erdoğan, Tatar ile Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi için atılacak adımları da konuştuklarını belirtti.

Türkiye'nin, KKTC'nin ekonomik, diplomatik ve sosyal yönden gelişmesi için her türlü çabayı göstermeyi sürdüreceğine dikkati çeken Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"Amacımız Kıbrıs Türk halkının hayat standardını yükseltmek ve geleceğe daha büyük bir güvenle bakmasını sağlamaktır Türkiye'nin Kıbrıs Türk halkına desteği hukuki ve siyasi mülahazaların ötesinde gönül bağı ve kader birlikteliğinden kaynaklanmaktadır. Kıbrıs Türk'ü Türkiye'yi her daim yanında bulacaktır. İnşallah tüm güçlükleri bugüne kadar olduğu gibi el birliğiyle aşacak, daha da güzel günlere birlikte ilerleyeceğiz. Bu vesileyle Sayın Cumhurbaşkanı'nı bir kez daha tebrik ediyor, zor ve kritik bir dönemde üstlendiği bu yüksek görevin hayırlara vesile olmasını diliyor, Kıbrıs Türk halkına en iyi dileklerimi iletiyorum."

BAŞKAN ERDOĞAN, KKTC'YE GİDECEK

Başkan Erdoğan, "15 Kasım'da Kuzey Kıbrıs'a bir ziyaretimiz olacak." dedi.

Acil durum hastanesinin açılışını yaparak iade-i ziyaret gerçekleştirmiş olacaklarını ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bu vesileyle bir şeyi daha gündeme getirmekte fayda var. Sayın Çavuşoğlu, Kapalı Maraş'ta diyorum ki bir piknik yapabiliriz. Mani bir şey var mı? Sayın Cumhurbaşkanım? O gün orada birlikte bir piknik yapmakta fayda var. Biz buradan ekranlardan izliyoruz. Bizzat yaşayalım istiyoruz. İnşallah onu da gerçekleştiririz. Kapılar açıldı, orada yolları bu noktada açmış olalım ki Kıbrıs'taki kardeşlerimiz, onlar da bu işin bundan sonraki sürece yönelik atılacak adımlarını bizzat görmüş ve yaşamış olsunlar."

"İKİ KARDEŞ DEVLETİN ORTAK KONULARINI ELE ALMAKTAN SON DERECE MEMNUNUM"

Başkan Erdoğan'a daveti için teşekkür eden Ersin Tatar, "Ankara'da bulunmaktan, bir kez daha sizinle iki kardeş devletin ortak konularını ele almaktan son derece memnunum." ifadesini kullandı.

Tatar, Türkiye'nin kardeş devlet olmasının yanı sıra aynı zamanda ana vatan olduğunun altını çizerek, şu şekilde konuştu:

"Köklerimiz buradan Kıbrıs'a gitmişlerdir. Türkiye, Kıbrıs Türklerinin varoluş ve özgürlük mücadelesini ilk günden itibaren maddi, manevi ve askeri olarak desteklemiştir."

Kıbrıs Türk halkının 21 Aralık 1963-20 Temmuz 1974 arasında Türkiye'nin etkin ve fiili garantörlüğünü kullanarak yaptığı askeri müdahaleler, sağladığı diğer destekler sayesinde ayakta durabildiğini kaydeden KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, "Türkiye, 15 Temmuz 1974'te Rum EOKA-B terör örgütü ve Yunan cuntası tarafından gerçekleştirilen darbe sonrasında Kıbrıs Helen Cumhuriyeti'nin ilan edilmesi karşısında garantörlük hakkını kullanarak tek başına harekete geçmeseydi ne olurdu, herkes düşünmelidir." açıklamasında bulundu.

Tatar, birilerinin hala Türkiye'yi KKTC'de işgalci olarak suçlamaya kalkışmasının anlamsız ve tarihi gerçeklere aykırı olduğunu söyledi.

Türkiye'nin, Kıbrıs Türklerinin çağrısı üzerine can ve mal güvenliği, egemenlik ve özgürlüğü için 20 Temmuz 1974'te Kıbrıs'a bir askeri müdahalede bulunduğunu anımsatan Ersin Tatar, Türkiye'nin bugün de Kıbrıs'ta barışın sürmesinin yegane sağlayıcısı olduğunu vurguladı.

Tatar, Türkiye ve KKTC'nin, Kıbrıs konusunun adil, kalıcı, yaşayabilir bir anlaşma ile sonuca bağlanması için pek çok kez üzerine düşeni yaptığını, 2017 yılında Crans Montana'da yaşananlar bunun en son kanıtı olduğunu belirtti

"RUM TARAFI HALA 1974 ÖNCESİNE DÖNME HAYALİNDE"

KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, şöyle devam etti:

"Kıbrıs görüşme süreci Crans Montana'da bir kez daha çökmüşse, bunun sebebi Kıbrıs Rumlarının yönetiminin, egemenliği eşitlik temelinde bizimle paylaşmaya hazır olmamasıdır. Rum tarafı hala 1974 öncesine geri dönmenin hayali içindedir. Bu nedenledir ki bizlerin açıkça reddetmemize rağmen Türkiye'nin Kıbrıs'taki askeri varlığı ile etkin garantörlük hakkını sıfırlama hedefini vazgeçilmez bir anlaşma koşulu olarak masaya koymuşlardır. Hal böyleyken, Türkiye'nin ortaya koyduğu 5'li konferans önerisi bize göre Kıbrıs konusunda bir anlaşma ile neticeye bağlanması için son şanstır."

Tatar, KKTC'nin egemen eşitlik temelinde iki devletli çözümün görüşme masasına gelmesi ve bir anlaşmanın mümkün olup olamayacağının belirlenmesi açısından bu toplantının belirleyici olacağı görüşünde olduğunu ve öneriyi desteklediğini kaydederek, "Öte yandan Doğu Akdeniz'deki gelişmelerin ele alınması için KKTC'nin de katılacağı bir konferans toplanması öneriniz de bize göre son derece gerçekçi ve yapıcıdır." şeklinde konuştu.

"Bizim kimsenin hakkında gözümüz yoktur ama halkımızın, millerimizin hak ve hukukunun çiğnenmesine de asla razı olmayız" mesajını veren Ersin Tatar, hidrokarbon konusunun Kıbrıs Rum tarafı için bir samimiyet testi olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Tatar, "Denizdeki kaynaklar için bile bizimle uzlaşmaya yanaşmayan Rum tarafından, bizimle anlaşmasını beklemek hayaldir. Kimsenin bizi Rum tarafının bilerek oynadığı oyunlara bağlı kılma hakkı ise yoktur. Biz, hep ifade ettiği üzere Türkiye ile uyum ve iş birliği içinde ileriye doğru gerekli adımları atmakta kararlıyız. Sizlerin desteği ile önümüzdeki dönemde daha fazla dış temas yapmak, tezlerimizi anlatmak, uluslararası alanda daha çok görünür olmak istiyoruz ve bunun Rum-Yunan ikilisinin oyunlarının bozulmasında etkili olacağı inancındayız." vurgusu yaptı.

"MARAŞ 'HAYALET KENT' OLMAKTAN ÇIKACAK"

Cumhurbaşkanı Tatar, Kapalı Maraş'ın, belirlenen yol haritasına uygun olarak ve Başkan Erdoğan'ın dirayetli, kararlı duruşu sayesinde açıldığına işaret ederek, "İnşallah Maraş bir 'hayalet kent' olmaktan çıkacak ve ülke ekonomimize, insanlığa yeniden bir turizm cenneti olarak hizmet verir noktaya gelecektir." dedi.

Son 2 yılda Türkiye ile KKTC arasında mal boyutu 3,2 milyar lirayı bulan 2 ayrı İktisadi ve Mali İşbirliği Protokolü imzalandığını bildiren Tatar, Türkiye'nin, KKTC'nin halen devam eden salgın sürecinde Kıbrıs Türkü'nün hep yanında olduğunun altını çizdi.

Ersin Tatar, şu ifadeleri kullandı:

"Sizin bizzat verdiğiniz destek sonucu yapımına başlanan 100 yataklı, modern Acil Durum Hastanemiz 2 ay gibi bir süre içerisinde tamamlanma aşamasına gelmiştir. İnşallah çok yakında sizlerin de teşrifleri ile sağlık alt yapımıza büyük katkı sağlayacak bu hastaneyi açmış olacağız. Bu arada, kopan Türkiye-Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti deniz altından su taşıma boru hattının da sizlerin yakın ilgisi ile onarılarak hizmete girmesinden duyduğumuz memnuniyeti burada yinelemek ve bir kez daha sizlere Kıbrıs Türk halkı adına teşekkür etmek istiyorum. Dileğimiz önümüzdeki dönemde Ercan Havalimanı'nın bitirilmesi, yol sorunlarımızın aşılması, reel sektörün salgın neticesi içine düştüğü sıkıntıları geride bırakarak, bir ekonomik atılım içine girilmesidir."

Cumhurbaşkanı olarak Türkiye'yle iş birliği içinde iki ülke hükümetlerine bu yönde her türlü desteği sağlayacağını kaydeden Tatar, "Sizin de ifade ettiğiniz üzere eğer Kıbrıs Türk halkının refah seviyesini yukarı çıkarabilirsek, ki bence bu hedef gerçekçi ve mümkündür, Kıbrıs konusunda da istediğimiz sonuca varmak kolaylaşacaktır." değerlendirmesinde bulundu.

"KIBRIS'TA İSTER KABUL EDERLER, İSTER ETMEZLER, YAN YANA YAŞAYAN İKİ DEVLET VARDIR"

KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, Kapalı Maraş'ta bulunan taşınmazlara ilişkin de açıklama yaparak, şu şekilde konuştu:

"Oradaki eski mal sahiplerine mallarının Taşınmaz Mal Komisyonu marifetiyle iade etmek ve insan hakları bakımından onların mağduriyetlerini 46 yıl sonra devam ediyor olmasını engellemek açısından yapılan, doğru bir harekettir."

Kapalı Maraş'ın Gazimağusa içinde kalan bir bölüm olduğunu hatırlatan Tatar, şu ifadeleri kullandı:

"Sahil şeridi ve oradaki zenginliklerin insanlığın kullanımına iade edilmesi bizden beklenen ve bize yakışandır. Bu KKTC için de bir umuttur, çünkü orada muazzam bir potansiyel var. Dünya markası bir yer ve belki de Doğu Akdeniz'de en güzel sahil şeridi orada."

Ersin Tatar, KKTC'nin son 40 yılda statüsünün yükseldiğine de dikkati çekerek, "Atalarımızın verdiği mücadele, ama kritik noktalarda da ana vatanımız Türkiye'nin desteği ile Doğu Akdeniz'de artık statüsü yükselmiş bir devletimiz vardır, bu devletin adı KKTC'dir. Bütün dünyaya bu vesileyle tekrar seslenmek istiyorum; Kıbrıs'ın gerçeği de budur. Kıbrıs'ta ister kabul ederler, ister etmezler, yan yana yaşayan iki devlet vardır." şeklinde konuştu.

Geçmişte Kıbrıs Adası'nda hükümetin iki eşit ortağı olduğunu, ancak 1963'te Kıbrıslı Türklerin dışlandığını, hatta soykırıma uğradığını ifade eden Tatar, "Kıbrıs Türkü direnebilmiştir, çünkü bizim atalarımızdan ve genlerimizden gelen bir direniş, mücadele kabiliyetimiz vardır." değerlendirmesinde bulundu.

"FEDERASYON MASALI MASAL OLMAYA DEVAM EDİYOR"

Türkiye ve KKTC'nin Kıbrıs sorununun çözümü noktasında gösterdiği iyi niyete karşılık bulamadığına dikkati çeken KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, yeni bir siyaset geliştirilmesi gerektiğine vurgu yaptı.

Ada'da eşit haklara sahip, yan yana yaşayan ve iş birliği içinde iki devlet fikrinin kendisinin seçilmesiyle halk tarafından da onaylanan bir siyaset olduğunu belirten Tatar, şunları kaydetti:

"Dün Rum tarafı gazetelerinde benim seçilmemle ilgili makaleler vardı. Orada açık açık ifade ediliyor. (Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Cumhurbaşkanı Nikos) Anastasiadis, kendisine gösterilen iyi niyeti son anda terketti, çünkü seçim gailesi vardı. Anastasiadis kabul etseydi seçimi kaybedecekti. Kıbrıslı Rumlar da Kıbrıs'ın değişik şartlarına bağlı olarak artık eski noktada değildir."

Kıbrıs'ta federasyon yerine zaten var olan iki devletin iş birliğiyle çözümün sağlanabileceğine işaret eden Ersin Tatar, şu şekilde konuştu:

"Federasyon masalı masal olmaya devam ediyor. Esas olarak gerçeklere baktığımızda Kıbrıs'ın Rum tarafında da buna inanan yok ama alışılmış bir süreç. İlla bunu oyalama için devam ettirecekler. Dolayısıyla yeni bir siyaset zamanıdır o da gerçeklere bağlı siyasettir. Gerçeklere bağlı siyaset de ifade ettiğim gibi egemen eşitlik temelinde yan yana yaşayan ve zaten şu an varolan iki devletin iş birliğidir."

Tatar, dünyanın da bu gerçeği gördüğünü ve anlamaya başladığını belirterek, bu niyetin ortaya konup arkasında durulması gerektiğini söyledi.

"KKTC'NİN DAHA DA SAHİPLENİLMESİ GEREKMEKTEDİR"

Doğu Akdeniz ve Kıbrıs'ın eskisi gibi olmadığını ifade eden KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, şu şekilde konuştu:

"Bir takım fırsatlar kaçırılmıştır ama konjonktür öyle bir gelişmiştir ki artık Doğu Akdeniz'de KKTC'nin daha da sahiplenilmesi gerekmektedir. Ne mutlu Kıbrıs Türkü'ne ki ana vatanı Türkiye dimdik ayakta. Doğu Akdeniz'deki ulusal çıkarlarımızın korunmasında bambaşka bir noktaya gelinmiştir. Ulusal onurumuz, çıkarlarımız ve halklarımızın menfaati bu siyasetin devamından yanadır."

Tatar, Türkiye ve KKTC halkı arasındaki bağların en iyi noktaya gelebilmesi için çalışacağını da sözlerine ekledi.

Etiketler :