• Bist 100
    93622.2
  • Dolar
    5,8991
  • Euro
    6,5165
  • Altın
    282,9630
İstanbul
15 / 23
0530 708 54 54
0530 708 54 54
20 Haziran 2019 Perşembe 15:00:42 | Son Güncelleme: 20 Haziran 2019 Perşembe 15:25:04

"Aşkın, doğanın ve hüznün şairi": Ahmet Muhip Dıranas

Türk şiirinin önde gelen isimlerinden Ahmet Muhip Dıranas, ölümünün 39 yılında anılıyor.

"Denizler yolculuğa çağırır durur da beni/ Gitmem düşünerek geri döneceğim günü./ Ben büyük rüzgarları severim; büyük olsun / Aşkım da özlemim de hepsi, her şey ve mahzun." dizelerinin de aralarında bulunduğu unutulmayan eserlere imza atan Dıranas, Galip Efendi ile Seniha Hanım'ın oğlu olarak 1909'da dünyaya geldi. Doğum yeri konusunda belirsizlik bulunan Dıranas, kimi kaynaklara göre İstanbul'da, kimi kaynaklara göre ise babasının Sinop'ta doğduğu Salı Köyü'nde dünyaya geldi.

1. Dünya Savaşı'nın ilk yıllarında Çanakkale'de görev yapan Galip Bey, Balkan Savaşı'nda yer aldı, 7 yıl boyunca Kafkaslar ve Arap çöllerinde savaştı. 1. Dünya Savaşı'nın ilerleyen günlerinde Seniha Hanım, Çanakkale'de dünyaya gelen Fehime ile Ahmet'i yanına alarak İstanbul'a döndü.

Savaşın ardından İstanbul yerine Sinop'taki köyüne dönerek ikinci evliliğini yapan Galip Bey'in peşinden giden Seniha Hanım ve çocukları da Sinop'a yerleşti. Dokuz yaşındaki Ahmet Muhip, gecikmiş olarak ilkokula başladı.

Yazları köye giderek çobanlık yapan ve doğa sevgisini kazanan usta şair, 40 yaşındayken Zafer gazetesinde kaleme aldığı bir yazıda, o günleri şöyle ifade etmişti:

"Ben her köylü çocuğu gibi sığırtmaçlık etmiş, yalın ayak gezmiş tozmuş, sonra yaşı biraz geç de olsa ilkokula gitmiş bir köylüyüm. On yaşından sonraki çocukluk, ilk gençlik, gençlik. Beni ihtiyarlığa doğru götüren bütün yıllar ve yollar boyunca hülyalarımda küçüklüğümün ormanlarını kurdum."

- GENÇLİĞİNİN BÜYÜK BÖLÜMÜ ANKARA'DA GEÇTİ

Ahmet Muhip, babasının tekrar askere alınması üzerine ailesiyle birlikte İnebolu üzerinden Ankara'ya gitti.

Gençliğinin büyük bölümünü Ankara'da geçiren şair, ortaokul ve liseyi, o yıllarda "Taş Mektep" olarak anılan Ankara Erkek Lisesi'nde okudu.

Başarılı şairin "Bir Kadına" adlı ilk şiiri, 1926?da "Muhip Atalay" imzasıyla Milli Mecmua'da yayımlandı.

Lisede, usta edebiyatçılar Faruk Nafiz Çamlıbel ve Ahmet Hamdi Tanpınar'ın öğrencisi olan Ahmet Muhip Dıranas, Tanpınar'ın verdiği kitap sayesinde Fransız şair Baudelaire ile tanıştı. Tanpınar'ın, "Bunu okuyacaksın" diyerek eline tutuşturduğu Baudelaire'in "Les Fleurs du Mal/Kötülük Çiçekleri" adlı kitabını okuyabilmek için Fransızca öğrendi ve etkisinde kaldı.

Liseden 1931'de mezun olan Ahmet Muhip, 1930-1932 yılları arasında ayrıca Hakimiyet-i Milliye gazetesinde çalıştı.

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ndeki eğitimini tamamlamayarak 2 senenin sonunda okuldan ayrılan şair, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nü de bitirmedi.

Esas edebiyat hayatının İstanbul’da başladığını söyleyen Dıranas, bir yandan edebiyat fakültesine devam ederken bir yandan da Güzel Sanatlar Akademisi’nde kütüphane müdürlüğü ve sonrasındaysa Dolmabahçe Resim ve Heykel Müzesi’nde müdür yardımcılığı yaptı.

- "FAHRİYE ABLA" 1935'TE YAYIMLANDI

Ahmet Muhip Dıranas, İstanbul’da Cahit Sıtkı Tarancı, Orhan Veli Kanık, Sait Faik Abasıyanık, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Baki Süha Edipoğlu ve Şevket Rado gibi dönemin genç şair ve yazarlardan oluşan bir edebi çevre içinde yer aldı. Bu dönemde Fransızcasını ilerleten şair, Fransız ve Rus edebiyatını yakından izledi.

İlk kez 1935'te Varlık dergisinde yayımlanan "Fahriye Abla" şiiri, Dıranas'ın en sevilen şiirlerinden biri olarak edebiyat tarihinde yer edindi.

Resim koleksiyoncusu olan ve kendisi de resim yapan Dıranas’ın, Adolph Basler’den Cahit Sıtkı Tarancı ile birlikte çevirdikleri "Fransa’da Müstakil Resim" başlıklı iki ciltlik kitap, 1937'de Güzel Sanatlar Akademisi yayını olarak basıldı.

Ankara'ya döndüğü 1938'den itibaren 4 yıl boyunca Halkevleri Kültür ve Sanat Yayınları'nın yönetmenliği yapan yazar, 1940'ta Münire Ülker ile evlendi.

Dıranas, 1942’de konusunu Milli Mücadele’den alan ve Fransızcadan adapte edilen "Üç Kahraman" adlı tek perdelik bir piyes yayımladı.

Askerliğini 1942-1944 yılları arasında Ağrı Doğubeyazıt’ın Sürbehan köyünde yapan başarılı edebiyatçı, "Ağrı" isimli uzun şiiriyle 1946’da İstanbul Şehir Tiyatrosu tarafından sahnelen "Gölgeler" adlı oyununu askerdeyken yazdı.

Usta şair, "O Böyle İstemezdi" adlı oyununu ise 1947'de kaleme aldı.

Askerlik görevinin ardından Çocuk Esirgeme Kurumunda çalışmaya başlayan Dıranas’ın oyun ve roman çevirileri, 1940-1962 yılları arasında yayımlandı.

Ahmet Muhip Dıranas, Türkiye İş Bankası ve Anadolu Ajansında Yönetim Kurulu Üyesi, Devlet Tiyatrosu Edebi Kurul'da ise başkan sıfatıyla görev aldı.

- AŞKI, HÜZNÜ VE UMUTSUZLUĞU ŞİİRLERİNDE İŞLEDİ

Şiirlerinde aşk, yalnızlık, hüzün, kaçış, ölüm, doğa, yaşam ve yurt sevgisi gibi konuları ele alan Dıranas, "Hoyrattır bu akşamüstüler daima./ Gün saltanatıyle gitti mi bir defa / Yalnızlığımızla doldurup her yeri / Bir renk çığlığı içinde bahçemizden / Bir el çıkarmaya başlar bohçamızdan/ Lavanta çiçeği kokan kederleri; / Hoyrattır bu akşamüstüler daima." dizelerinin de yer aldığı "Olvido" şiiri gibi unutulmaz eserleri okuyucuyla buluşturdu.

Usta şairin çeşitli dergilerde yayımlanan şiirleri, 1974'te "Şiirler" adıyla İş Bankası Kültür Yayınları tarafından yayımlandı. Tevfik Fikret'in "Rübab-ı Şikeste" eserini Türkçeleştirdiği "Kırık Saz" adlı çalışması da yine aynı yayın tarafından okuyucuyla buluştu.

Ahmet Muhip Dıranas, Zafer gazetesinde kaleme aldığı köşe yazılarının yanında ayrıca tiyatro eserleri, tercüme ve adapteler, inceleme ve makalelere de imza attı.

Ankara'da 71 yaşındayken 21 Haziran 1980'de hayatını kaybeden Dıranas, vasiyeti üzerine Sinop'a defnedildi.

"Fahriye Abla" adlı eseri 1984'te Yavuz Turgul tarafından sinemaya uyarlandı.

"Gölgeler", "Çıkmaz", "O Böyle İstemezdi", "Oyunlar", "Bitmez Tükenmez Can Sıkıntısı", "Büyük Olsun", "Atlıkarınca", "Olvido" ve "Kar" gibi oyunlar yazan Dıranas'ın, Charles Baudelaire'den çevirdiği "Çalar Saat" isimli bir şiiri de bulunuyor.

AA