0530 708 54 54
0530 708 54 54
06 Aralık 2015 Pazar 00:00:00 - Güncelleme:06 Aralık 2015 Pazar 00:00:00

EOKA'dan IŞİD’e

Kuzey Kutbu’nun buzlarla kaplı olması, Rusya’yı coğrafyasının esiri kılmış, daha fazla topraklara sahip olmanın donanmasız olamayacağını gören Rusya, bu sebeple daima sıcak denizlere inme peşinde olmuştur.

Kuzey Kutbu’nun buzlarla kaplı olması, Rusya’yı coğrafyasının esiri kılmış, daha fazla topraklara sahip olmanın donanmasız olamayacağını gören Rusya, bu sebeple daima sıcak denizlere inme peşinde olmuştur. İlk ciddi denemesi 1847-50’lerdedir. Kafkasya üzerinden Akdeniz’e inmeyi hayal eden Rusya, buradaki Müslüman-Türk nüfusu kendisine engel olarak görmüş, bunları göçe zorlamıştır. Osmanlıya sığınan Müslüman-Türkler, Balkanlar’a yerleştirilmiştir. 100 yıl sonra, bu sefer Balkanlar’daki Müslüman-Türkler, Rusya’nın, Ege’ye inme hayaline engel görüldükleri için, tekrar hedef olmuşlar, milyonlarcası 1947-50’lerde Türkiye’ye sığınmıştır. 

Rusya’nın Varşova Paktı üzerinden, tüm Doğu Avrupa’ya hakim olmasına rıza gösteren Batı, Moskova, Bulgaristan üzerinden Yunanistan’a da sarkmak ve böylece Ege’ye inmek isteyince karşısına dikilmiştir. Yunan İç Savaşı’nda, Rus ve Yunan Komünist güçlere karşı, ABD ve İngiltere aktif rol oynamışlar, en sonunda Moskova, Yunanistan’ı terketmek zorunda kalmıştır. 

Yunanistan’dan çıkarılan Rusya, daha aşağıya, Kıbrıs’a iner ve burada hayli kök salar. 4 Mayıs 1950 günü, Amerikan AP Ajansı dünyaya şu haberi geçer: “Kudretli bir Komünist azınlığı, İngiltere'nin Akdeniz'de mühim ehemmiyeti olan bu stratejik adasını (Kıbrıs) bir ‘Yunan Halk Hükümeti’ haline getirmeğe çalışmaktadır. Yunan Komünistler, Batılıların hatları haricine sıyrılarak Akdeniz'in bu küçük adasına yerleşmişlerdir. İngilizler komünistlerle rekabet etmek için bir sosyalist partisi kurmağa teşebbüs etmişlerse de parti rağbete mazhar olmamıştır.” 

İngiliz Müstemlekeler Bakanı Mr. Lyttleton da, 16 Ağustos 1954 günü Avam Kamarasında, “Kıbrıs’ta İngiliz hükümranlığından feragat etmenin mevzuubahis olamayacağını” söyler.  Ortodoks Papazları ile Komünistler el eledir. Yunan Ortodoks Kilisesi Başdespotu’na göre “İngilizler, faşit ve korsandır.” Atina Belediye Meclisi, şehrin en büyük caddelerinden birinin adı olan Churchill Caddesi’nin ismini değiştirme kararı alır. Atina Üniversitesi Rektörü de şu açıklamayı yapar: “Kıbrıs, İngiliz zulmü altında kaldığı müddetçe, İngiltere’ye karşı gazap ve nefret uyandırmaktan bir an geri kalmayacak, Yunan gençliğinin ruhuna İngiltere’ye karşı uzlaşma kabul etmez nefret zehiri akıtmaktan bir an bile vazgeçmeyeceğiz.” (31.08.1954, Milliyet, Sayfa 2) 

EOKA, Türklere ve İngilizlere saldırmaya başlar. Artık bir “Kıbrıs Sorunu” vardır. 

Taksimde İngiliz parmağı 

İngiliz düşmanlığının bu kadar arttığı “Kıbrıs’ta aslında ne oldu, biz kullanıldık mı” sorusunun cevabını, İngiliz resmi yayın organı BBC’nin belgesel-haberinden okuyalım: 
 “Kıbrıs'ta 1974 yılında gerçekleşen harekattan on yıl önce, İngiliz gizli kuvvetlerinin Kıbrıslı Rum ve Türk toplumları arasındaki gerginliği kışkırttıklarına dair kanıtlar ortaya çıkarıldı. İngiliz Binbaşı Ted Macey'nin temin ettiği silahlar İngiliz emirleri altında Türk savaşçılara veriliyordu. 

Martin Packard, 1964 yılında deniz kuvvetlerinde bir istihbarat subayıyken, sıradışı bir görev için Kıbrıs'a gönderilmişti. Martin, Yunanistan ve Türkiye'den gelen iki görevliyle birlikte (Ada’da) dolaşıyor, anlaşmazlıkları tatlıya bağlıyordu. Ancak Martin, Amerikalılar ve İngilizlerin o dönemde kafalarındaki planın başka olduğunu söylüyor. Dönemin ABD Dışişleri Bakan Yard. George Ball'u adada bir geziye çıkarmasının istendiğini ifade eden Martin, Lefkoşa'ya geri döndüklerinde olanları şöyle anlatıyor: ‘Ball, sanki ben üzücü şekilde aldanmışım gibi sırtımı sıvazladı ve 'Bu fantastik bir şovdu oğlum ama herşeyi yanlış anlamışsın. Sana bizim buradaki planımızın taksim olduğunu kimse söylemedi mi?' dedi. Martin yine de, Kıbrıslı Türklerin kaçtıkları köylere geri dönmeleri için yapılan planları takip etti. Ancak tam ilk geri dönüş gerçekleşeceği sırada, İngiliz General Michael Carver onu gözaltına aldırdı ve bir CIA uçağıyla adadan uzaklaştırdı. (bbc-23 Ocak 2006) 

İngilizler ve Amerikalılar, Ruslar'ın adadan uzaklaştırılmasında bizi kullandılar. Sorgulamayalım diye de, konuyu “milli dava” haline getirttiler. Eğer müdahale etmeseydik pek tabiiki on binlerce Türk öldürülecekti. O tarihlerde EOKA’nın Kıbrıs’ta yaptıklarını, bugün IŞİD, Suriye’de Türkmenlere saldırarak yapıyor.  O gün Kıbrıs’ta olan Rusya, şimdi Kıbrıs’ın hemen doğusunda Suriye’de. Peki 1974’te Kıbrıs’ta Amerikalılar ve İngilizler adına Rusya’ya karşı ifa ettiğimiz vazifeyi, 40 yıl sonra bugün de Suriye’de mi tekrarlayacağız?  İkili tuzak kuruyor ve bizi olaylarla esir alıyorlar, buna müsaade etmeyelim artık! 

Etiketler :
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca hazırlanan aydınlatma metnimizi okumak için buraya, mevzuata uygun çerez politikamızla ilgili detaylı bilgi almak için buraya, gizlilik politikamızla ilgili detaylı bilgi almak için buraya tıklayabilirsiniz.
closeX
<<<<<<< Updated upstream >>>>>>> Stashed changes