0530 708 54 54
0530 708 54 54
SON DAKİKA

YAZARLAR

70 sene sonra 14 Mayıs beyaz ihtilali

Evet, güncel siyasi hayatın hırgürü içinde unutulan bir olgu yaklaşıyor.

*

Yarın 14 Mayıs... Yani 14 Mayıs 1950’de Demokrat Parti’nin sandık yoluyla 27 senelik tek parti diktatörlüğünü yıktığı tarih.

*

27 senelik tek parti diktatörlüğünün kansız ve kavgasız şekilde demokratik yollarla devrildiği tarih 14 Mayıs 1950. İşte o yüzden Beyaz İhtilal...

*

Rahmetli Adnan Menderes’in arkasına milleti alarak sabırla ve metanetle verdiği mücadele ile 14 Mayıs 1950 zaferi yani Beyaz İhtilal yaşanabilmiştir. 27 Mayıs ise bir karşı-ihtilaldir.

*

Maalesef 27 senelik tek parti diktatörlüğü zihniyeti de bu beyaz ihtilalden hıncını 10 sene sonra aşağılık bir askeri darbe ile ve Adnan Menderes’i idam ederek almıştır. 27 Mayıs 1960 alçaklığıyla.

*

Türk siyasi hayatının en temeldeki kavgası hala aynıdır. İş döner dolaşır aynı yere gelir.

*

14 Mayıs beyaz ihtilali ile 27 Mayıs askeri ihtilali arasındaki mücadele hala bitmemiştir Türkiye’de. Bu siyasal hakikati ileriki yazılarımızda da anlatacağız.

*

1950'de Demokrat Parti 27 senelik tek parti diktatörlüğünü demokratik yolla devirdiğinde tüm millet tarafından meydanlarda haykırılan tek bir sloganı vardı...

*

Türkiye toplumu o dönem çok yoksuldu ve şüphesiz ekonomik olarak zenginleşmek istiyordu ama bu slogan kalkınma ve iktisadi büyüme ile ilgili değildi...

*

Türkiye toplumu tek parti diktatörlüğünün baskılarına ve zorbalıklarına karşı hürriyet de istiyordu ama bu slogan insan hakları ve özgürlüklerle ilgili de değildi...

*

Türkiye toplumu tek parti diktatörlüğünün adaletsizliklerinden ve hukuksuzluk rejiminden de bıkmıştı ve adalet talep ediyordu. Fakat bu meşhur slogan hukuk ve adaletle ilgili de değildi...

*

Türkiye toplumu tek parti elitlerinin değişmez imtiyazlarından da usanmıştı ve eşit yurttaşlık yani siyasi eşitlik de istiyordu. Fakat bu tarihe geçen slogan eşitlik ile ilgili de değildi...

*

Türkiye toplumu tüm bu değerleri talep ediyordu ama tüm bunların ötesinde ve tüm bu değerlerin hepsinin toplamından daha fazla tek şey istiyordu...

*

İşte o tarihe geçen slogan bu talebi ve bu özlemi yansıtıyordu.

*

O sebeple bu slogan inanılmaz tutmuş ve kısa zamanda aşırı popüler hale gelmişti.

*

Yeter! Söz milletin!

*

Yani bu ülkeye dair sözleri millet sandıkta söylemek istiyordu.

*

Bu ülkeye dair kararları millet sandıkta bizzat kendi belirlemek istiyordu.

*

Kendi iradesinin üzerinde bir vesayet gücü istemiyordu. 27 Mayıs 1960 işte bu slogandan intikamını almıştır.

*

Her şeyden ve her şeyden önce bu millet demokratik seçimleri istiyordu.

*

İstediğini demokratik yolla getirmek ve istediğini demokratik yolla göndermek istiyordu.

*

Demokrat Parti ve Adnan Menderes işte bu yüzden hala unutulmuyor.

*

Yeter! Söz milletin dediği için unutulmuyor...

*

Sonrasında milletin olan söz ve karar yetkisi alçakça darbelerle vesayet kurumları tarafından ele geçirildi.

*

Peki şimdi 2020 senesinde yani 70 sene sonra bu vesayet sarmalı bitti mi? Bu vesayet düzenini bitirmeyi ve demokratik hukuk devleti olmayı başarabildik mi?

*

Bu sorunun cevabını da siz okuyucularıma bırakıyorum. 70 sene sonra beyaz ihtilalin yıldönümünde bu mevzuyu yeniden tefekkür etmeliyiz.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca hazırlanan aydınlatma metnimizi okumak için buraya, mevzuata uygun çerez politikamızla ilgili detaylı bilgi almak için buraya, gizlilik politikamızla ilgili detaylı bilgi almak için buraya tıklayabilirsiniz.
closeX
<<<<<<< Updated upstream >>>>>>> Stashed changes