• Bist 100
    98028.5
  • Dolar
    5,7112
  • Euro
    6,4083
  • Altın
    258,5880
İstanbul
22 / 28
0530 708 54 54
0530 708 54 54
SON DAKİKA
27 Haziran 2019 Perşembe 14:44:02 | Son Güncelleme: 27 Haziran 2019 Perşembe 16:17:50

Türk Halk Müziği sanatçısı Esat Kabaklı: Türkiye’deki çoğu sanatçıda yanlış anlayış var

Türk Halk Müziği sanatçısı Esat Kabaklı Türkiye’deki sanatçı algısını ve sanat kariyerini aksam.com.tr’den Ezgi Aşık’a anlattı. Kabaklı, "Sanatçı her düşüncede olabilir. Sanatına yansıtır mı yansıtmaz mı o sanatçının bileceği bir iştir. Bence çok muhalif olmaman ve kendi sanatınla uğraşman lazım." dedi.

Türkiye’deki çoğu sanatçının yanlış bir algı içerisinde olduğunu aksam.com.tr’den Ezgi Aşık’a belirten Esat Kabaklı, “Türkiye’deki sanatçıların çoğunda maalesef şu yanlış anlayış var. Sanki sanatçı olduğun zaman ya da müzikle, resimle uğraştığın zaman muhakkak devrimci, ilerici olmak lazım. Kendi deyimleriyle tabi, kim devrimci kim ilerici bu tartışılır. Bu durum bazı değerleri kullanarak bir yerlere gelme çabasıdır.” ifadesini kullandı.

Sanat dünyasında 50 yılı devirdiniz. Dünden bugüne sanat geçmişinize baktığınızda neler söyleyebilirsiniz?

Sanat hayatım, ortaokul yıllarında bağlama öğrenmemle başladı diyebilirim. Tabi hobi olarak başladığım bu musiki yolculuğu, üniversitede okuduğum ilk fakülteden sonra ikinci bir fakülte olarak konservatuarı okumamla devam etti. Daha sonra TRT İstanbul radyosu ve TRT Erzurum radyosunda görevler yaptım. Bu işin ne kadar zahmetli, ne kadar emek verilen bir iş olduğunu biliyorum ve o minval üzerine çalıştım.

Musiki, hem stresli hem de güzel bir meslek ya da sanat dalıdır. 50 yılın içinde çeşitli zorluklar ve engellemeler gördüm; ama hiç yılmadan elimdekini, eteğimdekini halkıma, milletime vermeye çalıştım. Allah’a şükür kıymet verenler oldu. Bu şekilde kendimizi duyurabildik, tabi destek verenlere minnet duyuyorum.

“BAZI SANATÇILAR SİYASETİN GÖBEĞİNDE OLMAK İSTİYOR”

Türkiye’deki sanatçı algısını konuşmak isterim. Sanatçı olmak her şeye muhalif olmak demek midir? Sanatçı kavramı üzerinden sizce neden böyle bir algı yürütülüyor?

Türkiye’deki sanatçıların çoğunda maalesef şu yanlış anlayış var. Sanki sanatçı olduğun zaman ya da müzikle, resimle uğraştığın zaman muhakkak devrimci, ilerici olmak lazım. Kendi deyimleriyle tabi, kim devrimci kim ilerici bu tartışılır. Bu durum bazı değerleri kullanarak bir yerlere gelme çabasıdır. Oysa sanatçı her düşüncede olabilir.

Sanatına yansıtır mı yansıtmaz mı o sanatçının bileceği bir iştir. Bence çok muhalif olmamak ve kendi sanatınla uğraşman lazım, bu benim görüşüm... Kimisi siyasetin ve muhalifliğin tam göbeğinde olmak istiyor. O da onların düşünce ve anlayışı.

“SANATLA ZANAAKÂR ARASINDA FARK VAR”

Esat Kabaklı’ya göre sanatın doğasında ne var? Ve sanatçı kime denir?

Sanatın doğasında özgürlük vardır, özgürce sanatınla uğraşmalısın, dışarıdan etki olmamalı. Ne söylemek istiyorsan, ne yazmak istiyorsan, ne çizmek istiyorsan bunu kendi özgür düşüncene göre yapman lazım. Sanat zaten insanın kafasında ne yapmak istiyorsa onu yapması ve kopyası olmayanı üretmesidir; başkasını taklit etmemesidir. Sanatçı, uğraştığı sanat dalında yenilikler yapabilmelidir. Sanat budur; yoksa herkesin yaptığını yaptığın zaman kopyacılıktan öteye gidemezsin. O zaman zanaatkâr olursun.

“HAYATIMIN DÖNÜM NOKTASI; RAHATLAMAYDI”

Sanat hayatınızın ve müzik kariyerinizin dönüm noktası var mıydı? Varsa bizimle paylaşabilir misiniz?

TRT Erzurum radyosundayken İstanbul’da konservatuar okuyordum. İstanbul’a dönme mecburiyetim vardı ama gelemiyordum. Allah selamet versin, Şahin Gültekin hocam beni İstanbul’da gördüğünde “ya benim size ihtiyacım var, böyle senin gibi seslere ihtiyacım var, gelebilir misin?” demişti ve onun istemesiyle İstanbul’a geldim, İstanbul Belediye Konservatuarı Halk Müziği İcra Heyeti’ne girdim ve okulum da artık İstanbul’daydı. Evimi de İstanbul’a getirdim, benim ve sanatım için çok büyük bir rahatlık oldu. Bana göre sanat hayatımın dönüm noktası budur; rahatlama…

Ozanlığı “halkın duygularını yansıtanlar” olarak tanımlıyorsunuz. Peki, günümüz ozanlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Günümüzde ozanlar var tabi. Fazla suya sabuna dokunmadan yazmaya çalışanlar var. Eski ozanlar gibi değil… Eskiden padişaha bile ozanca konuşabiliyormuşsun. Padişah ozana hürmet edermiş, han hürmet edermiş. Şimdi öyle değil tabi.

“TELEVİZYONDAKİ POPÜLİZME BAKMAMAK LAZIM”

Türk Halk Müziği neden diğer müzik türlerinin bir adım gerisinde kalıyor? Değerlerimize sahip çıkma noktasında neler söyleyebilirsiniz? Türküler ve Türk Halk Müziği neden önemlidir?

Türk Halk Müziği harcıâlem bir müzik değildir; halkın bağrında yaşayan bir musiki kültürüdür. Halk müziğinin popüler kültürle yarıştırılması yanlıştır. Hiçbir zaman tereddütte düşmeden halk müziğinin devamlı var olacağını düşünürüm. Diğer müzik türleriyle yarıştırmaya gerek yok, önde olmasına da gerek yok. Bence halkın içinde yaşaması yeterlidir ki halk zaten bunu yaşatıyor. Televizyonlara bakmamak lazım, onlar popülizmi kovalayan kurumlar. O bakımdan ben müsterihim.

“Bil Oğlum” türkünüzle insanların hayatlarında önemli bir yer edindiniz. Bu türkünün hikâyesini dinleyebilir miyiz?

Bil Oğlum türküsünü 1999’da bestelemiştim. 2000-2001 yıllarında albüme okudum. Sözleri amcamın oğlu Serhat Kabaklı abime ait. 1980’de oğlu doğduğu zaman ona nasihat olsun diye yazmış olduğu bir şiir…

BİR SORU BİR CEVAP BÖLÜMÜ:

Yakın zamanda hayata geçirmeye çalıştığınız yeni projeleriniz var mı?

Halk Müzikali oynamak ve bestelemek…

En sevdiğiniz şarkı-türkü?

Güzel olan bütün şarkı ve türküleri severim, en güzel diye bir şey yoktur, zevke hitap edenler vardır. Sevdiğim şarkı ve türküler saymakla bitmez.

En sevdiğiniz söz?

Annemden öğrenmiş olduğum; “Lafın tamını eşeğe söylerler” sözüdür.

En sevdiğiniz film?

Tarihi filmleri çok severim.

En sevdiğiniz şehir?

Huzur bulduğum, ekmek bulduğum şehir, İstanbul…

En sevdiğiniz yazar-şair?

Bir tane değil, iki tane söyleyebilirim. Birisi rahmetli üstat Muhammed Hüseyin Şehriyar, diğeri de Yahya Kemal Beyatlı.

Kaynak: aksam.com.tr

  • MAGAZİN
  • SPOR
  • YAŞAM
  • SANAT