Ahmet Yenilmez


Yayın Tarihi:

22 Haziran 2023 Perşembe 07:01:00

YENİ MAŞA

En azından son 3 nesil, gerek bireysel gerek toplumsal açıdan Amerika'nın dünyayı nasıl domine ettiğine bizzat şahit olarak yaşadı. Yalnızca bizim ülkemizde değil, dünya çapında bu baskı, ağır bir şekilde hissedildi. Askeri ve ekonomik güç kullanarak, ülkelerin iç işlerini altüst ederek, yemeğinden müziğine ticaret tarzından savaş ve hatta barış anlaşmalarına kadar, Amerika'nın parmağı olmayan alan yoktu.

Her nefsin tadacağı gibi, bu güç de artık miadını doldurdu ve çöküş aşamasına geçti. Doğal sürecin yanı sıra, Amerika'nın kendi içinden de bu sürecin gelmesi için hızlandırma çalışmaları yapanlar oldu. Hatırlarsanız eski Başkan Trump'ın ağzından düşürmediği bir laf vardı, "Amerika'yı tekrar büyük ve güçlü Amerika yapacağız". Kendince bu politikayı hayata geçirmek üzere uğraşırken, farketti ki, birileri bunun tam tersi yönde hareket ediyor. Küreselciler diye tabir edilen kanat, merkezleri Amerika gibi görünse de el altından Amerika'nın rakibi gibi görünen ülkelere yatırımlarını yaptı. Peki, kim bu küreselciler dersek, karşımıza neredeyse bir yüzyıldır dünya ticaretini yönlendiren zengin elit bir grup çıkıyor.

Dünya çapında en büyük ticari oluşumlar bunların parmağında dönüyor. EN büyük iş yapan holdinglerin ve bankaların ortakları olarak karşımıza çıkıyorlar. Osmanlı Bankası zamanında da bunlar sahnedeydi, bugün de bunlar sahnede. Yıllarca dünyayı bu belli küçük grubun üyeleri yönlendirdi. Ülkelerin iç işlerine karıştılar. Kendilerine karşı gelen devletlere karşı, kendilerine mahkum bıraktıkları devletleri kullandılar. En meşhur örneği de Amerika'ydı. Neredeyse hepimizin kulağına bir yerlerde çalınmıştır, "Dünya'da en borçlu ülke Amerika'dır.".

Bir yandan dünya politikasını yönlendirirken, diğer yandan nasıl en borçlusu olabiliyor diye, düşünmeden edemiyor insan. İşin derinine indiğimizde ise mevzu anlaşılıyor. Amerika, bu elitlerin maşa olarak kullandığı, dünya çapında yapacakları işleri için, devletin her bir kurumunu kendi çıkarları için yönlendirebildiği bir devletmiş. Amerika'nın el attığı coğrafyadan kan ve gözyaşı eksik olmaz, denir. İşini bitirdiğinde ise o coğrafyada kalanlar, bu elitlerin şirketleri oldu.

Irak'ın petrolü, Afrika'nın değerli madenleri, verimli tarım arazileri ve benzeri bir çok kaynak, Amerika'nın gücü kullanılarak büyük şirketlere aktı.

Şimdi ise Amerika düşüşe geçmiş gibi görünüyor. Kim yükseliyor, diye bakacak olursak, karşımıza Çin çıkıyor. Afrika'dan Rusya'ya, Pakistan'dan Küba'ya kadar dünyanın neredeyse tüm coğrafyasında Çin tarafından büyük yatırımlar yapılıyor. Dünyanın yıllarca iliğini kemiğini kurutmuş bir Amerika'nın karşısına sonunda farklı güçler çıkarak, jeopolitik dengeleri değiştiriyor gibi görünüyor. Oysa ki, gerçek öyle mi? Çin'e 30 küsür senedir büyük yatırımlar yaparak, Çin'i dünyada önemli bir aktör haline getirenler kimler, diye baktığımızda, karşımıza yine bu Amerika'yı dünyanın en güçlü aktörü yaparak kullanan kişiler, kurumlar, aileler çıkıyor!Anlaşılan, artık kullandıkları maşa eskidi ve değiştirme vakti geldi.

Zaten, uzun zamandır Çin'de baskı altında ezilmiş ve ezilmeye alışmış bir nüfus oluşturuldu. O ülkede ne yapsanız, halk karşı gelemez. Hele ki, son dönemde toplumları yönetmek ve baskı altında tutmak için geliştirilen teknolojileri düşünüp ve bunların acımasızca Çin tarafından kullanılabildiğini de görünce, yıllarca bu ülkenin ne için hazırlandığını az çok anlayabiliyoruz. Eğer, bu ülkenin yönetim gücünü tamamıyla elinize alırsanız, çok kullanışlı Amerika maşasından daha kullanışlı bir Çin maşasını ele geçirmiş olursunuz.

Bu gidişle, gelecekle ilgili tahminde bulunmak da zor değil! Çin'in insanları kontrol altında tutabilmek için hayata geçirdiği Sosyal Kredi Sistemi'nin, dünya çapında diğer ülkeler tarafından da çok cazip bir şeymiş gibi anlatılması, küresel çapta insanoğlu hakkında geleceğe yönelik ne gibi planlar olduğuna dair, yeterince fikir veriyor. Bir de bu küreselcilerin İklim Krizi, Karbon Salınımı ve Sera Gazı Etkisi gibi, insanı insanlıktan uzaklaştıracak politikaları ile entegre edilirse ki, edilecek gibi görünüyor. Önümüzdeki yüzyılda, Amerika'ya rahmet okutacak bir maşa ile karşı karşıya kalacağız gibi görünüyor. Umarım, manzara bu derece karanlık olmaz ve yeni oluşan jeopolitik konjonktürler, geçtiğimiz yüzyıldaki karanlık düzenin tersine, bölgesel güçlerin yer aldığı ve insan endeksli bir düzene evrilir. Kalın sağlıcakla.