• Bist 100
    106785
  • Dolar
    5,6980
  • Euro
    6,3100
  • Altın
    270,2920
İstanbul
12 / 18
0530 708 54 54
0530 708 54 54
SON DAKİKA
20 Ekim 2019 Pazar 13:46:12 | Son Güncelleme: 20 Ekim 2019 Pazar 13:59:03

Türkiye masayı dağıttı, kartlar yeniden dağıtılıyor! İşte Star Gazetesi Açık Görüş ekine yazan Hakan Çopur'un o analizi...

Araştırmacı yazar Hakan Çopur, Barış Pınarı harekatını ve gelinen noktayı Star Gazetesi'nin Açık Görüş ekinde "Görevimiz Tehlike Suriye: Türk-Amerikan ilişkilerine 120 saatlik test" başlığıyla analiz etti. Çopur, "Çıkmaza girmiş olan bir denklemi Türkiye Barış Pınarı Harekatı ile baştan aşağı değiştirmiş oldu. Tıkanmış olan döngüyü kırmak için masayı dağıtan Ankara, kartlar yeniden dağıtılırken artık çok daha güçlü bir pozisyonda" diyor.

Hakan Çopur analizinde “120 saatin sonunda kalıcı ateşkesin yürürlüğe gireceği koşullar ortaya çıkmış olursa bu oyunun net kazananı Türkiye, net kaybedeni de YPG/PKK olacaktır. YPG/PKK’nın bir “devletçik” kurma hayali artık suya düşmüştür. YPG’nin sonunun ne olacağı sorusunun cevabını sahada Barış Pınarı Harekatı, masada da Ankara verdi: “900 kilometre sınırım olan komşu ülkede kimin nasıl bir devlet kuracağına ABD okyanus ötesinden gelip karar veremez!” diyor.

Çopur’un analizi şöyle:

Ekim 2019 Perşembe günü Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence arasındaki Suriye görüşmelerinde varılan anlaşma, Türk-Amerikan ilişkilerinin son yıllardaki en önemli dönemeci olmaya aday. Türkiye’nin başından beri dünya kamuoyuna ve özellikle ABD’ye söylediği iki konu bu anlaşmayla önemli ölçüde yerine getirilmiş olacak: Bölgenin YPG/PKK unsurlarından arındırılması ve bir güvenli bölge oluşturulması. Eğer 120 saatlik maratonun sonunda anlaşma koşulları sağlanmış olur ve kalıcı ateşkes devreye girerse o zaman Türk-Amerikan ilişkilerinde yeni bir sayfa açabiliriz. Her şeyden önce şunu net bir şekilde dile getirmek lazım: Bu, Türk devletinin kararlılığı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliği ve kahraman Türk askerinin fedakarlığı ile elde edilmiş askeri ve diplomatik bir başarıdır. Eğer bu anlaşma koşulları 120 saatlik sürenin sonunda sağlanmış olursa Türkiye sınırının dibinde bir YPG/PKK tehdidinden önemli ölçüde arınmış ve üzerinde kontrol imkanı olan bir güvenli bölgenin önünü açmış olacak.

Kararlılık ve sürat

Bu durum kuşkusuz Barış Pınarı Harekatı ile sağlanmış bir kazanımdır. Eğer Türkiye, de facto olarak bu kararlılığı sahada askeri ile göstermemiş veya gösterememiş olsaydı bugün masada kazanacak bir payımız olmazdı. Bu bakımdan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “her ne pahasına olursa olsun biz bu operasyonu başlatıyoruz” mesajı Trump’ı askerlerini çekmeye itmiş ve harekatın önü daha hızlı bir şekilde açılmıştır. Harekatın başlangıcını “Trump’tan gelen yeşil ışık” olarak kodlamak kesinlikle yanlış bir çıkarımdır. Trump “Biz askerlerimizi Suriye’nin kuzeyinden çekmeyeceğiz” deseydi de bu harekat yapılacaktı, belki çok az zamanlaması oynayabilirdi. Fakat unutmayalım ki Türkiye uzun süredir bu operasyona hazırlanıyordu ve çok değil bir ay önce ABD “güvenlik mekanizması” girişimiyle bu harekatı “geciktirmişti.”

YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYIN
 

Teröristler bunu hiç beklemiyordu!

 

 

  • MAGAZİN
  • SPOR
  • YAŞAM
  • SANAT