• Bist 100
    97149
  • Dolar
    5,7635
  • Euro
    6,4297
  • Altın
    281,8050
İstanbul
22 / 30
0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

Bölgesel siyasal istimlak

Dünya tarihini bazı kavramlar ile tanımlamak gerekirse siyasal, askeri, ekonomik, etnik, dini ve hukuki istimlâk hareketlerinin kronolojisidir denilebilir. Bu bakımdan belli coğrafyalar ve belli kavimler sürekli bir devinim halindedir. Bu devinimin sonu yoktur. Çünkü geniş anlamda (askeri, siyasal, ekonomik, etnik, dini, bireysel vs) güvenlik endişesini gidermek için genelde akıl, fikir, basiret ve veraset sahibi milletler ve devletler, çeşitli önlemler almayı bekaları ve özgürlükleri için gerekli görürler. 

Tarih Doğu'dan Batı’ya, Kuzey’den Güney’e kavimlerin ve devletlerin ekonomik güvenliği ve milli güvenliği garanti altına alma hareketlerinden oluşmakta ise, ekonomik, siyasal, askeri ve hukuki istimlâktan söz ediyoruz demektir. 

Savaşlar sonrası ikili veya çok taraflı anlaşmalar, ekonomik krizleri atlatmak için yapılan çalışmalar kapsamında yapılan anlaşmalar, ülkelerin güvenliklerini sağlamak için aldıkları önlemler, sınırları ve hâkimiyet alanlarını genişletme operasyonları “istimlâk” kavramında geniş anlamıyla ifadesini bulmaktadır. 

Bu bağlamda ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşlarından, 15 Temmuz darbe teşebbüsüne oradan Cemal Kaşıkçı cinayetine kadar cereyan eden tüm yerel, bölgesel ve küresel olaylar; siyasal, ekonomik, finansal, mali, ticari, askerî, istihbari “istimlâk” operasyonları olup devletler oyununun rutin işlerindendir. 

Hukuk, diplomasi, demokrasi, insan hak ve özgürlükleri, din, inanç ve teşebbüs özgürlükleri gibi temel kavramlar baştan beri anlattığımız geniş anlamlı istimlâk kavramını günlük hayatın rutini içine makul ölçülere ve adalet temelli olarak ıslah ederek almanın en ciddi mekanizmalarıdır. Yani zayıfı ve hatta güçlüyü de korumayı içeren insanî ve ilahi boyutları itibariyle de kutsal bir çabadır istimlâk çabalarını hukukî ve evrensel insan hakları kapsamına almak. 

Uluslararası ilişkileri devletlerin ülkesel, bölgesel ve küresel istimlâk faaliyetlerini organize etme işlevi olarak tanımlamak, işin ciddiyetini ve tüm boyutlarını ortaya koymaktadır. 

Cemal Kaşıkçı olayı sonrasında İstanbul’da Fransa, Almanya, Rusya ve Türkiye’nin arasında yapılan dörtlü zirve ve CIA Başkanı’nın Türkiye ziyareti öncelikle bölgesel ve ardından da küresel bir “akl-ı selimi” inşa edecek zeminin oluşturulması arayışları açısından çok stratejiktir. 300 yıldır ciddi anlamda hırpalanmış ve yok edilmek istenmiş Türkiye’nin bölgesel ve küresel bir akl-ı selimi ve küresel bir siyasi ve ekonomik adalet ve bölüşüm modelini oluşturmada birinci derecede hak sahibi olduğu kabul edilmelidir. 

ABD’nin küresel hegemonik vizyonunun ve bunu realize etmek için harcadığı enerjinin dayandığı emek ve fikir çabalarını teslim ederken, kendi ataletimizi tespit ederken ve genel olarak Batı'nın küreye hâkim olmak için harcadığı askeri, siyasi, diplomatik, ekonomik ve istihbari hareketler bütününü analiz ederken küresel ve bölgesel istimlâkin vahşet ve dehşet sahneleri ile gerçekleştirilmesini onaylamış olmuyoruz. 

Tam tersine küresel bir adalet ve küresel bir akl-ı selimin inşaasını Şeyh Edebali, Yunus Emre, Hacı Bektaşi Veli, Mevlana gibi abide şahsiyetlere sahip bu milletin yapma potansiyeli ve hatta gerekliliğini işaret de ediyoruz. 

Avrupa’nın ve Batı'nın evrensel insan hak ve özgürlükleri söylemini gerçekten evrensel olarak taşıma ve buna dayanarak siyaset yapma ve uluslararası ilişkileri yürütme kabiliyeti kazanabilmesi, etkili olabilmesi için salt “çıkar” bazlı stratejilerden hızla uzaklaşarak “adalet ve makuliyet” bazlı kulvara girmesi global bir huzur iklimi sağlayacaktır. 

Küresel olarak insanlığın hukukî, siyasi ve ekonomik istimlâk yolu ile tahakküm kurmasını rutin dışına çıkarmak gelecek nesillere bırakabileceğimiz en büyük miras olacaktır. Asalet de şövalyelik de ancak böyle bir vizyon ile mümkündür. 

GDO'LU ürünlerin verdiği zararları tıbbi olarak önlemek mümkündür. Fakat GDO'lu vicdanların verdiği zararlar tarihi birer belgeyle somutlaşarak ilelebet bir facianın hikâyesi olarak kalır. Musa'yı Allah ile konuşturan olgulardan birisi de onun zulme karşı mücadelesidir. Evrendeki en güçlü ve asil kişi, insan olarak kalabilendir.

Ömer Özkaya Diğer Yazıları