• Bist 100
    98028.5
  • Dolar
    5,7169
  • Euro
    6,4160
  • Altın
    258,5880
İstanbul
22 / 28
0530 708 54 54
0530 708 54 54
SON DAKİKA

YAZARLAR

Ak Parti ve Sayın Binali Yıldırım’ın dikkatine!

Aslına bakarsanız bendeniz bugün, bundan tam 48 yıl önce (13 Haziran 1971) kurulan Kültür Bakanlığı ile -yanlış yazmadım, ilk Kültür Bakanımız Talat Halman’dı ve“Kültür Bakanlığı” ayrı bir bakanlıktı- şimdilerdeki Kültür ve Turizm Bakanlığı olduğu hal arasındaki farkı yazarak yazıma başlayacaktım! 

Ardından, “Kültür Bakanlığı” dönemlerinde bakanlık yayınlarından tanıdığım, bundan 32 yıl önce bugün (13 Haziran 1987) ebediyete göçen merhum Cemil Meriç’i, devamında da bundan tam 47 yıl önce (13 Haziran 1972) kaybettiğimiz “Büyük Türkiye” eseriyle tanıdığım merhum Dündar Taşer Bey’i yazarak bugün yaşadıklarımıza farklı bir zaviyeden bakmaya çalışacaktım! 

Lakin yazmazsam, “Ah, keşke yazsaydım!” dememek için konuyu değiştirmeye, kendimi mesul hissettim! 

Öncelikle  başucu kitaplarımdan, “Bu ülke, Umman’dan Uygarlığa” eserleriyle, mürşidimiz büyük insan merhum Cemil Meriç ve uğruna bir ömür koştuğum ve ömrümün son nefesine kadar da koşmaya devam edeceğim, “Büyük Türkiye” hayalimin mimarı, bir çok neslin de mimarı merhum Dündar Taşer Beylere rahmet diliyorum! 

Her iki büyük dava adamlarının da hayallerinde doğurup bizlere miras bıraktıkları, “Bu Ülke” ve “Büyük Türkiye” içten ve dıştan şah damarına çökülmüş adeta boğulmak istenmekte! 

Öyle ki, artık savaş senaryoları büyük stratejistlerin masasında yazılıp, senaryonun teferruat  gibi görünen konuları  üzerinden, bebek  yüzlü, naylon gülüşlü aktörler üzerinden yapılmakta! 

Buyurun, Sayın Binali Yıldırım ve Sayın İmamoğlu (memleketim Ordu’nun Valisi Sayın Seddar Yavuz Bey’e ve hemşerilerime hala özür bekliyorum) televizyon ekranlarında tartışacaklar ya, bu bir araya gelişin moderatörlüğü için adı geçenlere baktım, ne tuhaf ki bir tane olsun bizim mahalle diye adlandırılan (ki bu tasnif benim değil, aksine bizi karşı mahalleye sürenlerin adlandırmasıdır) gazetecilerden bir tek kişinin bile adı geçmedi! Tam aksine taraf olması  bir tarafa, bizim mahallenin tüm moral değerlerine karşı yıllarca mücadele etmiş Uğur Dündar ismini ilk dillendiren de, Sayın Binali Yıldırım oldu! 

Mesela, Sayın İmamoğlu Turgay Güler demedi! 

Bu durumu da, Sayın Yıldırım’ın kendine güvenine, “Doğru adamı bin eğri bir araya gelse eğemez, ancak kırar” sözünün doğruluğuna bağlıyorum, ancak ne zaman ki, bebek yüzlü, naylon gülüşlü Sayın İsmail Küçükkaya adını duydum, kendimi birdenbire 7 Temmuz 1996 yılında buldum! 

6 Temmuz 1996 günü BBP Genel Başkanı merhum Muhsin Yazıcıoğlu merhum Erbakan başbakanlığında kurulacak hükümete TBMM kürsüsünden, “kerhen” güvenoyu vereceğini (Kendisi ve BBP’li 7 milletvekili Refah Partisi ,Anavatan Partisi’nin hükümet kurmasını istiyordu) açıklamıştı! 

Hatta, seçim sathı mahallinde özellikle Sayın Tansu Çiller ve dönemin Doğru Yol Partisi’nin kendisi ve arkadaşları hakkında kullandığı çirkin dile rağmen! 

Birgün sonrasında da (7 Haziran 1996) Kanal D televizyonunda, Sayın Fatih Altaylı’nın moderatörlüğünde, “Teke Tek” programı! 

Konuklar, Anavatan Partili Güneş Taner, -dönemin Çiller muhalifi Köksal Toptan, Ankara’dan da merhum Muhsin Yazıcıoğlu! 

Programda bir an geliyor, stüdyoda bulunan Güneş Taner ve telefonla katılan Eyüp Aşık hakaretlere başlıyorlar! 

Bendeniz de dahil ekranların başındakiler, merhum Yazıcıoğlu’nun bu hakaretlere karşılık vermesini bekliyoruz, işin tuhaf tarafı Ankara stüdyosunda bulunan merhum Yazıcıoğlu’nda en ufak bir tepki yok! 

O hakaretleri yapan Taner de, Aşık da merhum Yazıcıoğlu’na bu sözlerin söylenemeyeceğini çok iyi bilmelerine rağmen, bu durum normal değildi! 

Sonradan öğreniyoruz ki, teknik tedbir alınmış merhum Yazıcıoğlu’nun bulunduğu Ankara’daki stüdyonun ses iletişimi kesilmiş bu hakaretleri merhum Yazıcıoğlu duymamış! 

Sonrası mı? 

Herkes hak ettiği karşılığı gecikmeden gördü elbette! 

İmdi! 

Demem o ki, AK Parti ve Sayın Binali Yıldırım çok çok çok dikkatli olmalıdır! 

İş sadece moderatörlükle bitmiyor! 

Stüdyonun ışık açısı, kamera açısından tutun da canlı yayındaki resim seçici en az moderatör kadar hatta daha da çok önemlidir! 

Yayına verilecek Binali Yıldırım ve İmamoğlu resmî çok ama çok önemli! 

Özelikle Gezi Parkı olayları ve sonrasında resimler üzerinden yapılan algı operasyonu asla asla asla unutulmamalıdır! 

Benden demesi!