Şafak Malatya


Yayın Tarihi:

08 Nisan 2018 Pazar 02:00:00

Teşkilat

Beşiktaş ilerliyor.

İte kaka değil, bile isteye, her geçen gün daha da istekli. 

Birileri çıkıyor 1 hafta önceden Beşiktaş'ın orta sahasını yerle yeksan ediyor, yine de beceremiyor. Necip takıyor pazubandını, cansiparane oynuyor. Medel atıyor, Talisca yine durdurulamıyor. Dedim ya Beşiktaş ilerliyor. İte kaka değil, bile isteye, sever adım koşturuyor. 

Yetmiyor! 

Sadece iyi oynamak yetmiyor. Siyah giyinen adamlardan birisi her hafta ciddi rol kesiyor yeşil sahada. Ya auta çıkan topa devam diyerek rakibe 3 puan veriyor, ya da yüzüne yarım metreden küfür edenin sırtını sıvazlıyor, tebrik ediyor. Bazen siyah giyinen adamlarla da yetinmiyorlar hatta. Takım elbiseli janti ağabeyler çıkıveriyor piyasaya. Garip kurullarında, hukuksuz kurallarıyla ceza kesiyorlar. Bazen merdiven boşluğu diyorlar bu cezaya, bazen de centilmenliğe aykırı hareket. Yer mi İstanbul çocuğu diyorsun, tam isyan edeceksin bu orta oyununa, bu sefer eli kalem tutan lejyonerler çıkıyor sahneye. O takım elbiseli janti ağabeyler bir telefon açıyor, sonu “mış la, muş la” biten anlamsız cümleler dizesini yazdırıveriyor lejyonerlerine. Kimse değinmezken bazılarının ilgili maç öncesi Deniz'e, Serkan'a ya da Serdar'a gayrimeşru transfer tekliflerine, 48 saattir Fikret Orman’ın Ba güzellemesini taşıyor manşetlerine. Onları da anlıyorum. Teşkilat olmak da zor.  

Cicero’nun da söylediği gibi, Yüz kızartıcı şeyler, halkın genelince tasvip edildiğinde, artık yüz kızartıcı olmazlar. İşte bu yüzdendir kimilerinin bu teşkilatı meşru kılma çabası.