• BIST
    1408.14
  • Dolar
    8,0580
  • Euro
    9,6752
  • Altın
    460,3760
0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

28 Şubat askeri darbesi ve 20 sene sonra 2001 ekonomik krizi

Güneş gazetemizdeki geçen yazıda da ifade ettiğim gibi 28 Şubat darbesinin finans ayağı hiç ama hiç konuşulmuyor.

*

Tam 20 sene önce patlayan 2001 Şubat ekonomik krizi de aslında 28 Şubat askeri darbesinin bir neticesidir.

*

Yarın, 28 Şubat 1997 askeri darbesinin 24. senesini idrak edeceğiz. 2001 Şubat krizinin ise tam 20. yılı. Yine muhtemelen aynı beylik laflar edilecek.

*

İşin sadece askeri boyutu konuşulacak ama 28 Şubat darbesinin bugüne kadar en az konuşulan yönü finansal ve ekonomik boyutu yine konuşulmayacak.

*

28 Şubat'ın finans ayağı bir zerre bile sorgulanmadı bu ülkede.

*

28 Şubat deyince ilk akla gelen hortumlanan bankalardır. Oysa sadece olay bu değildir.

*

28 Şubat 1997'den 21 Şubat 2001'e kadar geçen ve sürecin bütün yıkıcılığı ile devam ettiği 4 senelik zaman dilimi, Türkiye'nin bugün bile bedelini ödemeye devam ettiği tam bir ekonomik ve finansal yıkım dönemidir.

*

Ekonomik ve finansal ayağını ele almadan 28 Şubat askeri darbesini anlamak mümkün değildir.

*

1994-2003 arasında toplam 25 özel banka Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na (TMSF) devredildi.

*

Bunların 20'si, 1997'den 2001 krizine kadar devam eden süreçte fona geçti.

*

Yani 28 Şubat sürecinde el konulan bankaların devlete getirdiği yük 18 milyar doları buldu.

*

Bankaların zararının kapatılması için, faiz yüküyle beraber bu rakamın iki katına çıktığını da unutmamak lazım.

*

Bunlara bir de malum süreçte 22 milyar dolar görev zararı veren üç kamu bankası eklendiğinde, 28 Şubat darbesinin bankacılık sektörü açısından devlete maliyetinin 50 milyar doları aştığı ortaya çıkıyor.

*

2001 krizi sebebiyle oluşan yükü temizlemek için hazırlanan özel tertip hazine kâğıtları Ziraat, Halk, Emlak Bankası, Merkez Bankası ve TMSF'ye verildi.

*

Hazinenin nakit ihtiyacını karşılamak adına yapılan bu işlem için devlet en son 2010'da 14 milyar 738 milyon liralık ödeme yaptı ve borçlar bitti.

*

Böylelikle devlet, enflasyon ile güncellenmiş rakamlara göre, 2001 krizinin oluşturduğu kara deliği kapatmak için toplam 251 milyar 563 milyon TL ödedi. Başka bir ifade ile aslında 2001 krizi ancak 2010'da ancak bitmiş oldu...

*

Bugün 2001 krizi denilince hâlâ hafızalardaki tazeliğini koruyan iki sembol olaydan bahsedebiliriz.

*

Birincisi esnaf Ahmet Çakmak'ın Başbakanlık merkez binası önünde Başbakan Bülent Ecevit'e yazar kasa fırlatması, ikincisiyse zaten kötü giden ekonomiye son darbe denebilecek, 19 Şubat 2001'deki Millî Güvenlik Kurulu toplantısı...

*

Hatırlanacağı üzere bu toplantıda, zamanın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer önündeki anayasa kitapçığını Başbakan Ecevit'e fırlatmış, bunun üzerine toplantı yarım kalmıştı.

*

Çıkışta Ecevit'in bu olayın bir devlet krizi olduğunu açıklaması zaten istim üstündeki piyasaları altüst etmeye yetmişti.

*

Krizin derinleştiği 21 Şubat'ta borsa yüzde 15 gibi tarihî bir düşüş yaşarken aynı tarihte gecelik faiz yüzde 7 bin 500'e fırladı.

*

Koalisyon hükümetinin enflasyonu düşürmek için uyguladığı 'kur çıpası' sisteminden dalgalı kur rejimine geçilmesiyle de dolar 690 bin liradan 900 bin liraya yükseldi.

*

Bu süreçte ülkedeki yabancı sermaye tamamen kaçtı.

*

Dahası Türkiye yurttaşlarının da çok önemli bir kısmı panikle paralarını yurtdışına çıkardılar.

*

Piyasada para aşırı azalınca binlerce işyeri kapandı ve milyonlarca kişi işsiz kaldı.

*

Tüm bu yıkımlara imza atan finansal ve ekonomik kadro bellidir. Bu kadro şimdi de mevcut hükümete akıl vermeye kalkıyorlar, ben de bu duruma çok gülüyorum.