Rasim Ozan Kütahyalı


Yayın Tarihi:

18 Nisan 2020 Cumartesi 08:00:00

Ya Turgut Özal olmasaydı?

Dün büyük devlet adamımız Turgut Özal’ın vefat yıldönümüydü. 1990 sonrası doğan kardeşlerimizin önemli bir kısmı Özal’ı hiç tanımıyor.

*

Benim de takipçilerimin ve izleyicilerimin büyük çoğunluğu 90 sonrasında doğan genç kuşak olduğu için bunu iyi biliyorum.

*

Fakat öğrenmeye de açık ve hangi aileye doğarsa doğsun önyargıları olmayan zihni berrak bir kuşak bu 90-sonrası kuşağı.

*

Rahmetli Turgut Özal, içe kapalı Türkiye’yi dışa açarak iktisadi ve finansal anlamda bu ülkeye çağ atlatmış büyük bir devlet adamıydı.

*

Özal olmasaydı Türk ekonomisi Suriye seviyesinde, rezil durumda olurdu. Başkan Recep Tayyip Erdoğan da Menderes-Özal çizgisinin bir devamıdır. Milletin kalbinde Menderes-Özal-Erdoğan bir bütündür.

*

66 senelik ömrünü Türkiye'de özgür ve sivil dönüşümü için harcayan Türkiye Cumhuriyeti'nin 8'nci Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal, "Bireyin devlet için var olduğu" anlayışı yerine, "Devletin birey için var olduğu" anlayışını Türkiye kamuoyunun gündemine taşıyan lider oldu. Dediğim gibi bu anlayışı da Recep Tayyip Erdoğan devam ettirmektedir.

*

Turgut Özal'ın siyasi hayatı 1977 genel seçimlerinde Milli Selamet Partisi'nden İzmir Milletvekili adayı olmasıyla başlamış ancak milletvekili seçilememişti.

*

1979 sonlarına doğru Başbakanlık Müsteşarı olarak atanan Özal, aynı dönemde Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı görevini de vekaleten yürütmüştü.

*

Bu özelliği nedeniyle Özal, hem DPT Müsteşarlığı hem de Başbakanlık Müsteşarlığı yapmış Türkiye'nin tek Başbakanı ve Cumhurbaşkanıydı.

*

Türkiye ekonomisini liberalleştirmeyi hedefleyen ve "24 Ocak Kararları" olarak bilinen geniş çaplı programın hazırlanmasında önemli rol oynayan Özal, o dönemde gösterdiği etkinlik nedeniyle "sandalyesiz bakan" sıfatını almıştı.

*

12 Eylül 1980 darbesi sonrasında Bülend Ulusu Başbakanlığında kurulan 44. Hükümet'te Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcılığı görevine getirilen Özal, 14 Temmuz 1982'de bu görevinden istifa etti.

*

Anavatan Partisi'ni kurdu.

İstifasının ardından 20 Mayıs 1983'te Anavatan Partisi'ni kuran Özal, aynı yıl yapılan genel seçimlerde partisinin birinci gelmesi üzerine 45. Hükümeti kurmakla görevlendirildi.

*

Özal, 18 Haziran 1988'de Ankara Atatürk Spor Salonu'nda düzenlenen Anavatan Partisi'nin 2. Olağan Kongresi'nde yaptığı konuşma sırasında uğradığı silahlı saldırı sonucu sağ elinden yaralandı.

*

Yaralı halde kürsüye yeniden çıkan Turgut Özal, "Bilhassa belirtmek istiyorum, Allah'ın verdiği ömrü, O'nun isteğinden başka alacak yoktur, biz de O'na teslim olmuşuzdur." ifadelerini kullanmıştı.

*

Suikastı gerçekleştiren Kartal Demirağ isimli derin devlet elemanı, saldırı sonrasında yakalandı ve yargılama sonucunda idama mahkum edildi.

*

Ancak daha sonra cezası 20 yıl hapis cezasına çevrilen Demirağ, 4 yıl hapis yattıktan sonra Turgut Özal tarafından 1992 yılında affedildi. Özal bu meselenin üzerine çok gitmek istemedi.

*

31 Ekim 1989’da Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Türkiye Cumhuriyeti'nin sekizinci Cumhurbaşkanı olarak seçilen Özal, 9 Kasım 1989 günü görevine başladı.

*

Turgut Özal, ekonomik alanda attığı önemli adımların yanı sıra, dönemin büyük sorunları arasında yer alan terörle mücadele konusunda da farklı bir strateji izledi.

*

Terörle mücadele konusunda ilk kez sivil inisiyatifi devreye sokan Özal, sorunun çözümü için pek çok görüşme gerçekleştirdi ve raporlar hazırlattı.

*

Cumhurbaşkanı Özal'ın askeri güç kullanımı dışındaki önerilerini belirtmesinden sonra bölgede patlak veren olaylara karşı, bu konuda geri adım atmayacağının sinyalini "Kürt meselesini mutlaka çözeceğim. Bu benim milletime yapacağım son hizmetim olacaktır." sözleriyle verdi.

*

Kısacası hem ekonomik hem politik vizyonuyla çok büyük adamdı Turgut Özal. Allah gani gani rahmet eylesin.