Rasim Ozan Kütahyalı


Yayın Tarihi:

10 Mart 2021 Çarşamba 08:00:00

Kadına şiddet meselesinde medyanın samimiyeti

8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle Türkiye'de kadın meselesi yine ve yeniden konuşuluyor.

*

Fakat sonra yine unutuluyor ve geçiyor bu konu. Asla Türk medyası kadın meselesinde samimi falan değil.

*

Medyada dayakçı erkek dolu. Karısının kafasını duvara çarpanlar, golf sopasıyla kadın dövenler, her türden rezalet var. Bu adamlar mı kadın haklarında duyarlı olacak?

*

Bana göre 'Kadın hakları meselesi'nde çok radikal ve devrimci önlemlerin alınması gerektiği bir dönemdeyiz. Artık bu işin geçiştirilir tarafı yok.

*

Kadınlara karşı sistemleşmiş şiddete, cinayetlere, cinsel ya da psikolojik tecavüzlere ve tüm diğer mağduriyetlere karşı demir yumrukla davranma zamanı gelmiştir!

*

Nasıl bir radikal program uygulanmalı? Öncelikle bu konuda tüm yasalar olabilecek en ağır noktaya getirilmek zorundadır, hâkim ve savcıların bu yasaları tavizsiz uygulaması noktasında Adalet Bakanlığı gerekeni yapmalıdır.

*

İçişleri Bakanlığı 'kadınlara karşı işlemiş suçlar' noktasında uzmanlaşmış ve gerektiğinde 'istisnai sertlik' kullanabilen polisler istihdam etmek zorundadır. (Ya da mevcut polislerden böyle özel timler oluşturulmak zorunluluğu vardır.)

*

Eğer adalet sistemi ve polis teşkilatı kadınları bu pervasız şiddete, alçak cinayetlere, haysiyetsiz tecavüzlere karşı koruyamayacaksa, çok açık söylüyorum orada "ihkak-ı hak" doğar..

*

Türkiye'de eşinden, babasından ya da ailesinden şiddet gören, sistematik olarak dayak yiyen, onuru kırılan, haysiyetine saldırılan kadınların sığınacağı limanı yok denecek kadar azdır.

*

Kadın dayanışma örgütlerinin de maalesef bir caydırıcı işlevi yok. Sosyal ve ekonomik yaptırım gücü yok.

*

Zulüm görmüş kadınlar çaresiz. İşte bu çaresizliği gören, bilen, hisseden milyonlarca psikopat adam müsveddesi de bu durumdan hareketle -affedersiniz- her türlü şerefsizliği yapabiliyor.

*

Çünkü yapılan her türlü alçaklık, yapan adamların yanına kâr kalıyor bu ülkede.

*

Türk savcı ve hâkimlerinin geçmiş sicili bu konuda berbat kere berbat.

*

İster dindar ister laik kadınlar tarafından kurulmuş derneklerin rakamlarına bakın, birbirine zıt görüşten de olsa tüm kadınlar mevcut Türk adlî işleyişinden çok ama çok şikayetçi.

*

Sadece kadınlar değil tüm erkekler de, insan olan herkes bu durumdan şikayetçi olmak ve isyan etmek zorunda bence; aksi halde 'insanlık' denen bir ortak değerimiz yok demektir.

*

Bir dindar sadece dindar olduğu için zulüm gördüğünde ya da bir faşist, dindarlara 'bidon kafalı' dediğinde hep birlikte karşı çıkacak erdem düzeyine geldik.

*

Eski Türkiye'de bu alçaklıklar, yapanların yanına kâr kalıyordu, şimdi kolay kolay kalmıyor...

*

Eski Türkiye'nin kafaları bu haklı tepkilerden rahatsız da olsa artık o dönem geride kalıyor.

*

Fakat kadınlar konusunda, bir kadına yalnızca kadın olduğu için saldırıldığında, tecavüz edildiğinde ya da namus bahanesiyle öldürüldüğünde erkek/kadın herkesten aynı anda tepki çıkmıyor.

*

Bugün resmi olarak her gün ortalama üç kadın -sadece kadın kimliğinden ötürü- öldürülüyor.

*

Erkeğe karşı fiziken ve maddeten güçsüz ve aciz durumda olduğu için 'karşılığını veremeyecek, bedelini ödetemeyecek' durumda olduğu için öldürülesiye dövülen ya da katledilip cesedi bir köşeye atılan binlerce kimsesiz kadın var bugün Türkiye'de.

*

Kadınları koruyan güçlü, etkin ve operasyonel gücü olan bir kadın lobisi yok.

*

Ancak erkek egemen medya bakışı tarafından 'dırdır eden kadınlar' olarak algılanan ve algılatılan kimi kadın girişimleri var.

*

Bu onurlu girişimler ellerinden geleni yapıyorlar ama bir yere kadar...

*

Hukuk camiasında bu konuda duyarlılık eskiye oranla artsa da çok düşük.

*

Kadın hâkim ve savcı sayısı da çok kısıtlı. Yasalar da yetersiz, ama var olan olumlu yasalar bile adaleti temin için kuvvetle işletilmiyor.

*

Yüzü dağıtılmış bir kadını bile o itliği yapan kocasıyla 'barıştırma' eğiliminde olabiliyor kimi Türk güvenlik yetkilileri.

*

Oysa tam aksine adliye aşamasına gelmeden işlevsel bir vicdanlılıkla hareket edecek, bu saldırıları yapan namussuzlara karşı caydırıcı davranacak emniyet güçleri bile 'kadınlara yönelik şiddet' meselesinde bir ilerleme sağlar.

*

Durum acildir. Adlî ve kolluk önlemleri derhal ve sert şekilde alınmak zorunda.

*

Eğer bu sert ve radikal önlemler alınmazsa kadınların misilleme hareketlerine girişmesi kaçınılmaz olur.