Rasim Ozan Kütahyalı


Yayın Tarihi:

14 Ekim 2020 Çarşamba 10:52:00

Engin Yıldırım rezaleti ve yeni bir Yüksek Mahkeme ihtiyacı

Vallahi böyle bir büyük rezalet karşısında ne yazacağımı bilemiyorum...

*

Hiç lafı eğip bükmeye gerek yok. AYM Üyesi Engin Yıldırım derhal istifa etmelidir.

*

Koskoca bir yüksek mahkeme yargıcının “Işıklar yanıyor” lafzının Türk siyasal tarihinde askeri darbeleri çağrıştırdığını bilmemesi imkansız.

*

Engin Yıldırım bu twiti bilerek attıysa skandal. Eğer bu asgari siyasal ve hukuki bilinçten yoksunsa daha büyük skandal.

*

Böyle sosyal medya ergenleri gibi twit atamaz bir Anayasa Mahkemesi üyesi yüksek yargıcı. Derhal istifa etmek mecburiyetinde Engin Yıldırım.

*

Engin Yıldırım’ın istifasını vermesini sağlamak öncelikle Zühtü Arslan olmak üzere diğer Anayasa Mahkemesi Üyelerinin de mesuliyeti altındadır.

*

Türk tarihindeki askeri darbeleri akla getiren bu akılsızca ve çocukça twitten sonra hala Engin Yıldırım o yüksek yargıçlık koltuğunda oturmaya devam ederse Anayasa Mahkemesi ciddi bir meşruiyet krizi yaşar.

*

Üstelik bu darbe ima etme şuursuzluğunu yaparak skandala imza atan Engin Yıldırım’ın bu ilk çocukça hareketi de değil.

*

Daha önce de İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile sanki bir muhalefet partisinin toy milletvekili gibi polemiğe giren “bisiklet savaşları” saçmalığına imza atan da Engin Yıldırım’dı.

*

Anayasa Mahkemesi Yüksek Yargıçları kararlarıyla konuşur. Ergen gibi trollükler yapamaz.

*

Diğer tüm üyeler de kurumun saygınlığını zedelediği için Engin Yıldırım’ı tenkit etmek ve istifasını istemek zorundadır.

*

Bakınız hem son dönemdeki gelişmeler hem de bu olay vesilesiyle görüldü ki 27 Mayıs’ın çocuğu konumundaki Anayasa Mahkemesi döneminin kapanarak, bir isim değişikliğine gidilmesi ve Türkiye Yüksek Mahkemesi adıyla yeni bir kurum ihdas edilmesi şarttır.

*

Ben Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan’ı tam 20 senedir tanıyan muhtemelen tek köşe yazarıyımdır. Tam 20 sene önce Liberal Düşünce Topluluğu toplantılarında tanıdım Zühtü Arslan’ı...

*

2015’te Başkan olur olmaz hakkında ilk yazıyı ben yazdım. Arslan’ın entelektüel kariyerini kamuoyuna ben tanıttım. Hakikaten çok parlak bir akademisyen ve entelektüeldir Arslan.

*

Engin Yıldırım’ın şu çocukça ve şuursuzca hareketinden ötürü çılgına döndüğüne eminim. Aslında çok sakin mizaçlı bir insandır ama dün artık son nokta geçildi. Arslan çıldırmıştır dün.

*

Anayasa Mahkemesi kurumunun kuruluşundan sakat olup isminin değişmesi fikrine de benim tanıdığım Zühtü Arslan kesinlikle sıcak bakacak bir hukukçu ve aydındır.

*

MHP lideri Devlet Bahçeli’nin önerisindeki her kelimeyi doğru bulacak bir hukukçu normalde Zühtü Arslan ama son dönemde idare ile yaşadıkları çekişmeler çerçevesinde çekingen ve reaksiyoner davranıyor olabilir.

*

Bence ne Zühtü Arslan’ın nede Abdullah Gül döneminden atanan diğer üyelerin “Acaba bu değişiklikle bizi koltuğumuzdan mı edecekler” diye paniklemesinin hiçbir anlamı ve bağlamı yoktur.

*

Öncelikle AK Parti ve MHP’nin anayasayı değiştirmek için referanduma gidebilecek 360 salt anayasal çoğunluğu yok şu an.

*

Yani Cumhur İttifakı’nı oluşturan iki parti dışarıdan destek almadan 360 rakamını yakalayamıyor. CHP ve HDP’nin destek vermesi zaten imkansız.

*

Ancak İYİ Parti ile Cumhur İttifakı’nın bir uzlaşma sağlaması gerekir ki isim olarak 27 Mayıs artığı Anayasa Mahkemesi tarihe karışsın ve Türkiye Yüksek Mahkemesi olarak demokratik yolla yepyeni bir doğum olsun.

*

İYİ Parti desteği ile ancak bu anayasal değişim olabileceği için ne Zühtü Arslan’ın nede “Bizi tasfiye edecekler” korkusu yaşayan diğer AYM üyelerinin panik olmasına hiçbir gerek yoktur.

*

27 Mayıs artığı Anayasa Mahkemesi isminin değişerek ABD’deki modelde bir yeni Yüce Divan tesis edilmesi sağduyu ve aklın gereğidir.

*

Bakın Anayasa Mahkemesi kurumunun neden temelden sakat olduğuna bizzat bizim aile ile AYM arasında yaşanan bir somut olaydan örnek vereceğim.

*

“Sultan Hamid, Kemal Paşa ve Tayyip Bey” kitabımı yazarken yaptığım bir araştırma sırasında bir baktım Anayasa Mahkemesi resmî sitesinde Adnan Menderes’in katili Salim Başol’dan övgüyle bahsedilen bir biyografi var.

*

Aynı şekilde yine Adnan Menderes’in katillerinden Nahit Saçlıoğlu da o resmî sitede övgüyle biyografisi var.

*

Her iki sözde hukukçuyu da darbeciler otomatik olarak AYM üyesi yaptığı için oradalar ve ayrıca bir de “27 Mayıs Devrimi ile o koltuğa oturdular” gibi çirkin bir ifade var.

*

Hemen bu rezaleti eşim Nagehan’a gösterdim. Ben o sırada köşe yazmıyordum. Nagehan çok öfkelenerek öbür gün köşesinde bu rezaleti yazdı.

*

Abdullah Gül döneminde atanan Alpaslan Altan ve bir AYM üyesi daha FETÖ’cü olduğu gerekçesiyle diğer AYM üyeleri tarafından üyelikten atılmış ve isimleri de Anayasa Mahkemesi resmî sitesinden tamamen çıkartılmıştı.

*

Alpaslan Altan ve arkadaşının tasfiyesinde Zühtü Arslan ve diğer tüm üyelerin de imzası vardı.

*

Nagehan da diyordu ki nasıl 15 Temmuz darbesine destek verdiği gerekçesiyle Alpaslan Altan’ların ismi AYM resmî sitesinden siliniyorsa 27 Mayıs’ta büyük zulümlerle ismi anılan Salim Başol’ların da ismi AYM sitesinden silinebilir.

*

Nagehan’ın yazısı üzerine hemen Anayasa Mahkemesinden kendisini aradılar. Bu yazı vesilesiyle hemen üyeler kendi aralarında bir müzakereye oturmuş.

*

O müzakere neticesinde Nagehan’ı yeniden aradılar ve o biyografilerdeki “27 Mayıs Devrimi” ifadesiyle övgü dolu sözleri çıkardılar.

*

Fakat Adnan Menderes’in katilleri olan o sözde hukukçuların isimleri orada durmaya devam ediyor. Kurucu üyelerin ismini AYM sitesinden söküp atamadılar.

*

Ne Zühtü Arslan’ın nede diğer üyelerin gücü buna yetmedi. Oysa ben Arslan’ın 27 Mayıs noktasında bizlerden farklı düşünmediğini iyi biliyorum.

*

Ayrıca Nagehan da hem Zühtü Arslan’ın hem de diğer 15 üyenin Türkiye’de en saygı duyduğu köşe yazarlarından başlıcasıdır. Her AYM çalışması posta ile Nagehan’a yollanır,her açılışa özel olarak davet edilir.

*

Çünkü Nagehan en zor dönemlerde herkes ama herkes Zühtü Arslan ve AYM’ye yüklenirken buna karşı çıkmış bir isim.

*

Fakat tüm bunlara rağmen AYM 27 Mayıs artığı bir kurum olduğu İçin görüldüğü gibi Salim Başol gibi hukuk katliamcılarının ismi oradan silinemiyor.

*

Türkiye Yüksek Mahkemesi ismiyle bir dönüşüm son derece gerekli ve faydalı olacaktır Türkiye için. AYM üyeleri direnmek yerine bu sürece destek vermelidir.