Rasim Ozan Kütahyalı


Yayın Tarihi:

07 Kasım 2020 Cumartesi 08:00:00

3 Temmuz süreciyle yüzleşmek ve hesaplaşmak

Futbolda Şike Davası diğer bir deyimle 3 Temmuz davasında dün karar verildi.

*

Yargıtay'da usul eksikliği nedeniyle bozulan ve İstanbul 13'üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yeniden görülen davada savcı, usulsüz dinleme ve delil yetersizliği nedeniyle sanıkların beraatini istedi.

*

F.Bahçe'nin eski başkanı Aziz Yıldırım ile yöneticiler Ali Yıldırım, Şekip Mosturoğlu ve İlhan Ekşioğlu'nun şike ve teşvik suçlamalarından beraatine karar verildi. Mecnun Otyakmaz, Ümit Karan, Korcan Çelikay ve İskender Alın gibi isimler de beraat ettiler.

*

Aziz Yıldırım ile Fenerbahçe Başkanı Ali Koç duruşmada hazır bulundu. İkili yan yana gelmediler ve araları son derece soğuktu.

*

Fenerbahçe'nin sportif hukuk işlerinden sorumlu yöneticisi Alper Pirşen, beraat kararıyla Fenerbahçe'ye kurulan kumpasın ortaya çıktığını söyledi.

*

FBTV kanalında izledim kendisini. “Bizim için daha sevindirici olan beraatin gerekçesi. Aslında bu kararla Fenerbahçe'ye kurulan kumpas tamamen ortaya konmuş oldu. Kumpas davasının da kısa zamanda sonuçlanacağını umuyoruz" dedi Pirşen.

*

Volkan Demirel karar sonrası, "Doğruyduk, haklıydık, kazandık", Şekip Mosturoğlu ise "Yaşa F.Bahçe" tweeti attı.

*

Yönetici Fethi Pekin, kararlar kesinleşince kulüp olarak haklarını arayacaklarını açıkladı.

*

Dün bu karar üzerine benim de telefonlarım durmadı. Hem normal yollardan hem sosyal medyadan mesaj yağdı.

*

Elbette 3 Temmuz süreciyle ilgili Fenerbahçeli kardeşlerimin bana laf atması kadar doğal bir durum olamaz. Hepsinin bana dokundurmalarına saygı duyuyorum.

*

Ben o süreçte Aziz Yıldırım ve ekibinin üç maçta kesinlikle şike yaptığına dair tavır alan ve programlarımda bunu düzenli ifade eden bir medya aktörüydüm. Hakikatten kaçmak namertlik olur.

*

Ben 3 Temmuz sürecini tam destekleyip sonra da bugün arazi olan, dut yemiş bülbüle dönen tiplerden değilim. Türk medyası öyle adamlarla dolu. Alçaklık bu.

*

Her bu 3 Temmuz konusu açıldığında mertçe ve dürüstçe o süreçle adil biçimde hesaplaşılması gerektiğini söylüyorum. Hodri Meydan diyorum.

*

Sadece 3 Temmuz için değil, Ergenekon ve Balyoz süreçleri için de bunu söylüyorum.

*

Türk siyasal tarihine de geçmiş bu süreçlerle kemal-i ciddiyetle yüzleşilmeli. Yoksa bu kanayan yaralar açıkta kalır.

*

Fanatizmden uzak şekilde ve olayların tüm yönleriyle bu hesaplaşma yaşanmalı.

*

Bu davaları araçsallaştıran FETÖ’nün hedefleri de iyi saptanmalı. Usül ile esas arasındaki ayrım meselesi de dikkatle tartışılmalı. Tüm duruşmalarda konuşulanlar irdelenmeli.

*

Mesela 3 Temmuz olayında FETÖ’nün hedefi asla Fenerbahçe değildi. Direkt hedef Aziz Yıldırım’dı. Fenerbahçe’yi bitirmek değil Yıldırım bitirilmek isteniyordu.

*

Bugün bakınca net anlaşılıyor ki FETÖ doğrudan Aziz Yıldırım’ı ortadan kaldırmak istedi.

*

Yoksa şimdi “Kumpas, kumpas” diye bağıran kimi FB elitleriyle FETÖ’nün arası zaten çok iyiydi. FETÖ ile 15 Temmuz 2016’ya kadar kankaydı bunlar. Gerçek bir hesaplaşmada bunları isim isim de açıklarım.

*

FETÖ’nün takıntısı Aziz Yıldırım’dı. Peki neden bu takıntı vardı? Aslında kimi meşhur FETÖ savcılarıyla Aziz Bey’in tavla arkadaşı olmasına rağmen neden Yıldırım’ı bitirmek istedi FETÖ?

*

Tüm bunlar, özellikle 3 Temmuz’un 10’uncu senesi olan 2021 senesinde geniş katılımlı forumlarla, panellerle, TV açık oturumlarıyla bana göre konuşulmalı ve tartışılmalı.

*

Ben Kasım 2013’ten itibaren esas yönünden görüşüm değişmemekle birlikte usül yönünden 3 Temmuz davasının çöktüğünü ve tüm sanıkların beraat alması gerektiğini ekranda haykırmaya başlamıştım.

*

Kendi adıma da bu süreçle ilgili ilk özeleştirimi Kasım 2013’te vermeye başladım.

*

3 Temmuz sürecinde “Usül esastan üstündür” temel hukuk ilkesini gözetmeyip sadece mazrufa baktık. Zarfa bakmadık. Bir Galatasaraylı olarak da objektif olamadım.

*

Tüm o dinlemeler ve şike meselesi de Aziz Yıldırım’ı yemenin bahanesiydi.

*

Kurt kuzuyu yemeye karar vermişti ve Aziz Yıldırım ve ekibinin şike yapmasının delillendirilmesi bir araçtı.

*

Kasım 2013’te ben bu süreç usül yönünden çökmüştür. İşin usülsüzlüğü üzerinde durulmalı. Aziz Yıldırım beraat etmelidir deyince beni ilk arayan “Sen Aziz Yıldırım’a çıkış yolu gösterdin” diyen meşhur FB yorumcusuydu.

*

17-25 Aralık sürecinde de biz kelle koltuk FETÖ ile savaşırken nerdeyse her gün beni ve eşim Nagehan’ı arayıp “Şöyle aslansın. Böyle kaplansın” diyen ama şimdi içinde sakladığı kin duygularına yenilen bana dair bu kinle utanmazca yalanlar söyleyip sonra da susup oturan aynı malum yorumcu.

*

Aslında biz o Kasım 2013 ile başlayan süreçte Aziz Yıldırım ile Fenerbahçe stadında karşı karşıya program yapmak üzere anlaşmıştık. Tarih 22 Ocak 2014’tü.

*

O buluşma yaşansaydı tarihe geçen bir yayın olacak ve hemen herşey konuşulacaktı.

*

Maalesef bizim BEYAZ Futbol programında bu yayından bir gün önce şimdi kendi kulübünü de soyduğu anlaşılan bir eski başkan telefona bağlandı ve Yıldırım’a küfretti. O bir hataydı. Bunun üzerine yayın iptal oldu.

*

O dönem bu buluşmayla ilgili kaleme aldığım yazının linkini de burada paylaşıyorum. 

https://www.google.com/amp/s/m.sabah.com.tr/yazarlar/kutahyali/2014/01/22/aziz-yildirimla-bu-aksam-fenerbahce-stadinda/amp