0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

Tarih şuuru

Tarih şuuru olmayan milletlerin geleceği yoktur! 
Tarihin çöplüğü, bunun örnekleriyle doludur. 
Sadece Anadolu çöplüğüne bile baksanız, onlarca millet ve devletin bu çöplükte kırıntılarını bulabilirsiniz. 
Yok oluşlarına, birçok sebep gösterilse de, bunların başında tarih şuurundan yoksunlukları gelir… 
Çok güzel bir atasözü kazandırmışız tarih literatürüne bu konuda: Ders alınsaydı, hiç tekerrür eder miydi tarih!.. 

Atasözü muhteşem bir tesbit ama, gereğini hiç yerine getirmedik. 
Orhun Kitabeleri'nde, Kağan bu konudan yakınır… 
Tarih boyunca Devlet inkıraza girdiği anda, her beldedeki güç-kudret sahibi, fırsat bu fırsat diye hemen devletçiğini (Beylik) ilan eder… 
Selçuklu’nun inkırazında bunu yaşadık!.. 

Yıldırım’ın Ankara mağlubiyetinin hemen akabinde bunu yaşadık!.. Her şehirdeki Bey, hemen devletçiğini ilan ediverdi. 
İngilizlerin bir sözü var: Tek bir Türk bile, hemen devlet kurar!.. 
Tarihe baktığımız zaman irili-ufaklı 340 civarında devlet sayabiliriz. 
Cumhurbaşkanlığı forsu, medâr-ı iftiharımızdır. 
Tarihte 16 tane büyük devlet, imparatorluk kurmuşuz diye gururlanırız!.. 
Hadiseye tersinden bakıp, yaptığımız hataları görmek, bunlardan ders almak hiç aklımıza gelmez! 
16 tane devlet kurdun, doğru! 

Ama 15 tane de devlet yıkmışsın!.. 

Bu ne peki? 
Bundan hiç ders almadığın gibi, utanacağına, bir de iftihar ediyorsun! 
Bak İngiliz’in, Fransız’ın, İtalyan’ın, Alman’ın, Rus’un, Çin’in devlet armasında böyle bir garabet görüyor musun? 
Göremezsin! 

Çünkü tarih boyunca bu saydığım milletlerin sadece bir devletleri oldu; hânedanları değişti, rejimleri değişti… Yenildiler, dağıldılar, toparlandılar… Ama hep devletlerini, devlet felsefesini korudular. 
Son 150 yıldır dünyayı dizayn edip yöneten İngilizler'e bir bakın: 
Dünyanın en saygın milletidirler!.. 

Neden?.. 
Akıllı oldukları için. 
Devlet felsefeleri ve tarih şuurları sağlam olduğu için!.. 
Pir-i fânî 90 küsur yaşındaki kraliçeye bakın! 
Medyasına, siyasetçisine, sivil toplum örgütlerine, sokaktaki vatandaşından kedisine köpeğine kadar… bakın da Devlet Felsefesi’ni temsil eden bu makamın üzerine nasıl titrediğini görün!.. 
O makam, tıpkı bayrak gibidir: Bayrak nasıl 2x1m.’den müteşekkil bir bez parçası değilse; aksine o milletin tarihini, inancını, örfünü, adetini, varlığını, kısaca tüm değerlerini temsil eden bir simge kabul ediliyorsa, Devlet Başkanlığı Makamı da öyledir. 
Kimse, yürümekte acziyet çeken o 90’lık acuzenin fizikî yapısıyla ilgilenmez, O’nun temsil ettiği Devlet Felsefesi ve Tarih Şuuruyla ilgilenir. 

Bir de kendimize bakalım! 
Utanç verici bir tablo!.. 
Sanki tarih boyunca hiç devlet kurmamış, devletin ne olduğunu görmemiş, öğrenmemiş bir topluluk… Ve bu topluluğun her kesiminden sabah-akşam Devlet Başkanlığı Makamı’na küfürler, hakaretler, iftiralar!.. 
Medyası, siyasetçisi, aydını-cahili… Hepsi aynı tonda ve aynı konseptte!.. 
Okuma-yazma bilmek, diploma sahibi olmak, para-pul sahibi olmak, lüks bir yaşantı içinde olmak, cahil ve ahlâksız olmayı önleyemiyor… 
Dünya coğrafyasının vahşî bölgelerindeki sürülerle tek farkınız giyim kuşamınız ve lüks yaşantınız!.. Başka bir farkınız yok!.. 
Şu 16. Devletin de canına okuyun, nasıl olsa 17.sini kurarsınız… Merak etmeyin tarih tekerrür eder! 

Prof. Dr. Mehmet Çelik Diğer Yazıları