0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

Örgütün tepesi ve yönetim çarkı

Bir insanın gövdesinin üzerinde nasıl bir kafa varsa, örgütün gövdesinin üzerinde de bir kafa vardır: Gövdeyi, kafa yönetir. 
Kafanın içinde bir ''beyin'' yani ''merkez'' vardır. O beyin, F. Gülen'dir. Kafa'nın müştemilatını ise ağız, burun, göz, kulak, çene... oluşturur. Bu müştemilat, tüm FETÖ'cü şirketlerin bağlı olduğu holding yönetimini oluştururlar. 
Yani, örgütün en üst yönetimidir. Örgütün plan ve programlarını bu ''kurul'' yapar. Gülen, bu kurulun başı olarak görülse de, mutfağa hakim olan bu kuruldur. Bu mutfakta pişen yemeği, FETÖ servis eder.
Yani, müşterilerle irtibatta olan, yemeğin özelliklerini ve kalitesini müşterilere (örgüt tabanı ve kamuoyununa ) anlatan, servis eden Gülen'dir.
Daha öz bir deyişle FETÖ, sahnedeki görünen figürdür. Kısaca, 'garson'dur. Kendisini lokantanın sahibi, gibi görse de, Üst Akıl'ın garsonudur. 
F. Gülen'in etrafındaki çemberi oluşturan, bu kurul üyeleridir. Bunlar, Gülen'in ABD'ye götürülmeden önce Türkiye'deki çemberi oluşturan insanlar değildir. Gülen ABD'ye götürülürken (1999), yıllardır ABD'de de ikamet eden, orada okuyan, orada çalışan kısaca her yönüyle Amerikalılaşmış insanlardır. Büyük ihtimalle, ABD Gülen'i ABD'ye götürmeden önce bu kurulu oluşturdu, eğitti sonra Gülen'i ABD'ye taşıdı ve bu kurulla entegre etti. Bu kurulla ilgili söylediklerim, tahminlerim veya komplo teorileri değildir. Gülen'in ABD'ye götürüldükten sonra, örgüt adına yanına düzenli gidip gelen üst düzey yöneticilerden dinlediğim ufak tefek bilgi kırıntılarını birleştirme sonucunda oluşan bir kanaattir.
Bu kurul, başta CIA olmak üzere derin ABD kuruluşlarının denetimindedir. 
Bununla ilgili bir olayı hatırlatayım. Mavi Marmara ve onu takip eden süreçte, Tayyip Erdoğan ve F.Gülen arasında soğuk rüzgarlar esiyordu. Küskünlük, kırgınlık ve iğneleyici demeçler havada uçuşuyordu. O süreçte Cemaatin üst düzey Türkiye yöneticilerinden biri (A.B.) Pensilvanya'ya gitti ve Gülen'le görüştü. Bu görüşmede, bu soğuk havanın Türkiye'deki cemaat tabanına zarar verdiğini, siyaset ve devlet bürokrasisi alanında cemaatin sıkıntııya düştüğünü, bu soğuk havanın dağıtılmasında cemaat açısından faydalar bulunduğunu Gülen'e aktarır. Gülen, dinledikleri karşısında, anlatan kişiye ''peki,' ne yapmak gerekir? '' diye sorar. A.B. de, Tayyip Erdoğan'ın geçirdiği rahatsızlığın bir fırsat olduğunu, bir ''geçmiş olsun!'' ilanı vermenin, bu havayı dağıtmada faydalı olacağını söyler. Gülen, düşüneyim der ve A.B.'nin Türkiye'ye döneceği gün, kendisine ''geçmiş olsun!'' mesajını yazılı olarak verir ve Hürriyet Gazetesi'nde yayınlanmasını söyler.
13 Mart 2013 tarihli Hürriyet Gazetesi'nde yayınlanan mesaj şudur: ''Yaptığı çalışmalarla ülkemiz ve insanlığa büyük hizmetlerde bulunan, çalışkanlığı ve gayretleriyle her günü dolu dolu yaşayan Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın rahatsızlığını büyük bir teessürle öğrendim. Neyse ki meselenin gribal bir enfeksiyon olduğunu ve birkaç günlük istirahatten sonra vazifesinin başına geçip hizmetlerine devam edeceği bilgisine ulaştım ve bu müjdeli haberle mesrur oldum. Cebab-ı Mevla'dan Sayın Başbakanımıza sağlık ve afiyet diliyor, geçmiş olsun dileklerimi arz ediyorum.”
Gülen'in çember kurulunun mesajdan haberi yayınladıktan sonra olur. Kurul üyeleri küplere binerler ve yıllarını cemaate vermiş A.B. 'yi aforoz ederek, sessizliğe mahkum ederler.
Bu olay tek başına da, örgütün hedefini ve tüm stratejilerini bu kurulun çizdiğine kanaat getirmek için yeterlidir.
Şizofren bir hastayı, özel eğitimle yetişmiş bir kurulun sevk ve idare etmesi, çok zor olmasa gerek diye düşünüyorum.
Şimdi sıra geldi, bu örgüte ne yapılmalı, nasıl yapılmalıya!..

Prof. Dr. Mehmet Çelik Diğer Yazıları