0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

Örgütün gövdesi-II 

Gelelim örgütün gövdesine… Cumhurbaşkanı’nın “ortası ticaret” dediği kısma. Bunu açmakta fayda var. Zira birçokları bu tabirden, örgütün finans yapısını sadece anlamaktadırlar. Örgütün gövdesi, örgütün organizasyonunu sağlayan ve işleten kısımdır ki, en önemli ve güçlü bölümdür. En üst tepeyi bir holdingin yönetim kurulu olarak düşünürsek, orta kısmı bu holding yönetim kurulunun denetimindeki yüzlerce muhtelif şirketlerdir. Kiminin sahası askeriyedir, kiminin bürokrasidir (bu da kendi aralarında muhtelif şirketlere ayrılmıştır; emniyet, yargı, maliye, milli eğitim, dışişleri, medya… vs. vs.), kiminin sermaye çevreleri ve iş dünyasıdır, kiminin proje üretme, operasyon, algı yaratma… dır. Bunları “imam” tabir ettikleri örgüt elemanları (yardımcıları kanalıyla) yürütürler. Örgütün esası, bu yapıdır. Çoğunluğunun özel hayatında dini ritüeller olsa da, örgütün faaliyetleri hususunda dini inanç ve ritüellerin bir kıymet-i harbiyesi yoktur. “Takiyye” denilen fetva (!) ile, dini hüküm ve anlayışların hiçbir bağlayıcılığı kalmamıştır bu kesimde… Dini hassasiyetin olmadığı her ortama, şartlara göre uyarlar. Dinin hüküm ve kaideleri, bunlarda “yemek ve tad” anlayışı gibidir. Yesen de olur, yemesen de!.. Örgütün gövdesinde yer alanlar, kendi başlarına ferden çalışıp-çabalayıp, hayat boyu elde edemeyecekleri maddi imkanlara, mevki-makamlara, güç ve itibara gark olmuşlardır. Her biri, bir kral olmasa da, kendi çapında bir “derebeyi” dir. Kibir, gurur artık zirvededir. Bir işaretleriyle, binlerce kişiyi harekete geçirme güçleri vardır… Nefisleri, öylesine firavunlaşmıştır ki, hiçbir hakikatı duymaya bile tahammül edemezler. Söylenen her hakikatı, o firavunlaşmış nefislerine sıkılan bir kurşun gibi algılarlar… Takiyye anlayışı, Allah ve Peygamber algılarının önüne geçmiştir. Allah’ı da, Kitabını da, Peygamber'ini de, dinini de, örgütün menfaati, kendi firavunvari derebeyliklerinin çıkarı, nefislerinin tatmini için kullanmaktan kaçınmazlar… Bütün bu kutsiyet unsurları, örgütün menfaatleri için sıradan aparatlardır… Takiyye, yani dinin her kutsalını örgütün menfaati için kullanmak, “davaya hizmet” algısıyla hem nefislerinde, hem de cemaat tabanında meşruiyet sağlama aracıdır… Nefisleri, akıl ve vicdanlarını esir aldığı için, hiçbir şekilde, yaptıkları için iç muhasebede bulunma ihtiyaçları hissetmezler. Bu takiyye anlayışı, bu insanları saf İslam dairesinin dışına itmiştir. Kısaca, dinen “münafıktırlar”. Örgütün menfaati dışında hiçbir kutsalları yoktur. Namaz, oruç… gibi bazı dini ritüelleri icra etseler de, ruh ve zihinlerinde Allah’ın ilkeleri değil, örgütün ilkeleri geçerlidir.  
Örgütün orta kısmının yöneticileri, örgütü sevk ve idare eden “imam” tabir edilen kimselerde “hakimiyet duygusu” öylesine yüksektir ki, bu hakimiyet duygusunun nefislerine verdiği zevk öylesine sarhoş verici bir etkiye sahiptir ki, Peygamber dirilseydi, bunları bu rotalarından geri döndüremezdi. Bir Cumhurbaşkanı bile bu tür hakimiyet gücüne sahip değildir. Bir general, bir profesör, bir yargıç bile “hukuk dairesi içerisinde” Cumhurbaşkanına itaat eder, canı istediğinde de rest çeker… En fazla, görevini bırakır. Ama bir Fötö’cü imamı bir generalin, bir profesörün, bir yargıcın itaatini gözlerinizin önünde canlandırın bakalım. Akıl devreden çıkar, hayal gücü iflas eder… Bırakın itaatsizliği, “amalı, fakatlı…” bir cümle dahi, o generali, o profesörü, o yargıcı… sudan çıkmış balığa dönderir. 
Kısaca, örgüt demek, bu “gövde” demektir. 
Taban’a ağacın yaprakları demiştik… 
Ortası ise, ağacın gövdesi ile o gövdeye bağlı dallarıdır. 
Bir sonraki yazımız, örgütün tepe noktası, üst kurul olacaktır.

Prof. Dr. Mehmet Çelik Diğer Yazıları