0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

Gelelim Akşener’e! 

Hatırlarsınız, 7 Haziran seçimlerinde AK Parti parlamentodaki çoğunluğu kaybetmişti. Muhalefet cephesinde yer alan CHP, MHP ve HDP’nin milletvekili sayısı hükumet kurmaya yetiyordu. 

Sayın Bahçeli, HDP’nin içinde yer alacağı bir koalisyonda bulunmayacağını, hatta HDP’nin dışarıdan destekleyeceği bir koalisyona hayır diyeceğini deklare etti! 

Muhalefet, bu koalisyonun kurulması için, MHP’nin reddedemeyeceği bir teklifle tekrar sahneye çıktı. Bizzat Kemal Kılıçdaroğlu, hem de kapalı kapılar arkasından değil, kamuoyunun önünde Sayın Bahçeli’ye Başbakanlık teklif etti!.. 

Bahçeli hiç düşünmeden bu teklifi de reddederek, yeni bir seçim için kapıyı açtı! 

MHP’nin içinde ve tabanında rahatsızlık işte bu süreçte başladı!.. 

Bu rahatsızlığı gören parti içindeki muhalifler harekete geçtiler. Akşener’in de içinde bulunduğu muhalifler önce partiyi ele geçirmeye çalıştılarsa da, bu teşebbüsleri başarıya ulaşamayınca, yeni bir parti kurdular! 

İYİ Parti böyle doğdu… Yani bir ihtiyaçtan ziyade, parti içi mücadele buna sebebiyet verdi! 

Parti kurulup Akşener Genel Başkan olunca, başta MHP’li küskünler olmak üzere, Tayyip Erdoğan nefretiyle hareket edenler, hangi siyasî kulvarın müntesibi olurlarsa olsunlar, bu yeni oluşuma büyük destek verdiler. Akşener her kesimden yapılan bu cilalamayla ummadığı bir ivme yakaladı!.. 

Artık tabela partisi lideri değil, toplumda karşılığı olan, ümit beslenen bir siyasî liderdi. 

Hiç umulmadık bir anda erken/baskın seçim gündeme gelince, Akşener kendisine bir yol haritası çizdi doğal olarak. 

Bu yol haritasında şu gerçeği önüne koydu: Erdoğan bu seçimi alır! Nokta. 

Çayı aday-maday bir şey ifade etmez. Bunu Ekmeleddin olayında (üstelik MHP de muhalif cenahtaydı) gördük! 

O halde ne yapılması lazımdı? 

Meral Hanım bu gerçeği göz önüne alarak yol haritasını çizdi: Aday olmak! 

Kazanabilir mi? Buna kendisi de ilk günden beri milyarda bir bile olsa ihtimal vermemiştir. Vermiş olabilir diyen olursa, aklından şüphe ederim! 

Peki, Abdullah Gül dâhil çatı adayına ilkesel olarak karşı çıkmasının nedeni neydi? 

Bu sorunun cevabını hayatın gerçeklerine ve siyasetin aklına bakarak verelim: Erdoğan’ın yüzde 50’nin üzerinde kemikleşmiş bir oyu var. Ama yüzde 45-48 bandında da Erdoğan nefretiyle kemikleşmiş bir muhalif taban var. Meral Hanım şöyle düşündü: “Bu muhalif tabandan Cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 15-20 civarında oy alırsam, partim de ittifak marifetiyle Meclis’te bir grup kuracak kadar (20 milletvekili), yüzde 10 civarında oy alarak milletvekili çıkarırsa, artık bir siyasî liderim… Hem de halkta karşılığı olan bir lider…”   

Bırakınız ikinci tur hayallerini, Meral Hanım’ın böyle hayali, bir hedefi yok!.. 

Evet, Akşener’in hedefi bu! 

Seçimin başlangıç sürecinde de bu hedefini yakaladığı algısı oluştu! 

Meral Hanım hem mutlu hem de sevinçliydi!..   

Ancak Muharrem İnce’nin Akşener’e göz kırpan CHP oylarını toparlamasıyla, İYİ Parti’nin kan kaybetmeye başladığını herkes gördü. Şu anda yüzde 9-10 bandında. Kamuoyu yoklaması yapan tüm şirketler aşağı yukarı bu rakam aralıklarını vermektedirler!.. 

Bir de şu anda yavaş seyreden, sandık günü yaklaştıkça daha hızlı bir şekilde gerçekleşecek olan, İYİ Parti’ye yaklaşan MHP tabanının “Baba Ocağı”na döneceği endişesi var ki, en çok da bu gerçek Akşener’in uykularını kaçırmaktadır!.. 

Zira MHP 7 Haziran’da hükumete girmeyi reddettiği için bu huzursuzluk ve muhalefet başlamıştı. Ama artık MHP iktidar ortağı… Bu küskünler ve kırgınlar, ideolojik bir ayrışmadan dolayı MHP’den Akşener’e gitmediler. Bu nokta gözden kaçırılmamalı… Sebep ortadan kalktığına göre, eve dönüş başlayacaktır!.. 

Durum bu olunca, ufukta görünen gerçek şu: Akşener ve İnce, Erdoğan’ı bırakıp bu günden itibaren birbirlerinin rakibi olacaklardır. 

Prof. Dr. Mehmet Çelik Diğer Yazıları