• Bist 100
    93981.4
  • Dolar
    5,9105
  • Euro
    6,5203
  • Altın
    284,6530
İstanbul
16 / 23
0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

Sende mi Brütüs? 

Roma İmparatoru Sezar’ın tarihi bu sözü dünya siyasetinin önemli handikaplarından birini ortaya koymaktadır. Politika ve onun uluslararası boyutu söz konusu olunca “Sen de mi Brütüs” klişesi bir büyük holding levhası gibi sürekli göz önünde sallanır durur. Çünkü çıkarlar farklılaştıkça sadakat, dostluk, kardeşlik gibi ne kadar erdemi ifade eden kavram varsa unutulur. Dünya hep bu gerçeklerle birlikte döner ve güneş bu gerçekleri her gün ibret alınmayacağını bile bile tekrar ışınlar. 

Tarihin okuna okuna örselenmiş fakat anlaşılmamış sayfalarını okuyup da aynı fiilleri işleyenler ve maruz kalanlar, “böyle gelmiş böyle gidecektir” mi demektedirler? 

Doğu Akdeniz, Akdeniz ve İslami Asya ile ilgili kalem oynatılacak ise geleceği öngörülebilmek için oturulacak bir makam ne yazık ki yoktur. Tarih burada geleceğe birazcık mum ışığı tutabilir. Fakat yazılanları gördükçe “Sen de mi Brütüs” demekten başka çare kalmıyor. 

Levant denilen Doğu Akdeniz'in ve Uzakdoğu’nun daima dünyayı şekillendirici ana üs olduğunu defalarca yazdık. Levant’a sadece doğal gaz ve petrol ticareti açısından bakanların hem kendilerini hem de kamuoyunu yanıltma olasılıkları oldukça yüksektir. Zaten kavga bu iki emtia üzerinden harlanıyor ve harlanacaktır. Peki bunları hangi ülkeler tüketecek? Avrupa. Oysa her gün Avrupa ve Batı'nın çöktüğünü ifade eden sayfalarca yazının yazıldığı İslami Asya’nın kalem ve fikir erbabı, bu çöken coğrafyanın “trilyonlarca dolarlık” doğal gaz ve petrolü nasıl tüketeceğini nasıl analiz etmektedir? 

Her gün ABD’nin çökmekte olduğunu yazan İslami Asya’nın kalem ve fikir erbabı, ABD’nin hala tüm dünyayı domine ettiği ve daha görünür gelecekte domine edeceği ortada iken nasıl bir çökme beklenmektedir? 

Kafası karışık ve karıştırılan bir İslami Asya’nın bölgesindeki gelişen uluslararası ilişkiler yumağını analiz edememesi ve algılayamaması sonrasında kurulacak ilk cümle, “Sende mi Brütüs” olacaktır. 

Ne yazık ki İran, Suudi Arabistan, Mısır, Kuzey Afrika ve Rusya gibi jeopolitiğimizdeki ülkeler ve bölgeler ile Osmanlı’nın yıkılması arasındaki korelasyonu hala çözümleyememiş bir entelektüel ve dış politika cemaatimiz var. Son 200 yılın Osmanlı devlet adamları en çok “Sende mi Brütüs”  cümlesini kurmuşlardır. 

Çünkü bir anda dünyadan bin misli hızla dönen bir İslami Asya ve Doğu Asya gerçeği ile yüzleşmek ve bu alanda jeopolitik ve jeostratejik derinliği hızla kaybetmek ve buna da dindaş ve dostlarından gelen darbelerin sebep olduğunu görmek, doğal olarak kahredici olacaktır. Dolayısıyla yeniden Levant bağlamında gelişen uluslararası girdabı göz önüne alarak yeni “Sende mi Brütüs” cümleleri kurmamak esas olmalıdır. 

İslami Asya ve merceği küçültürsek Levant’ta gelişen uluslararası rekabet için eski stratejiler, eski aktörler, yerel ve bölgesel yeni aktörler ile uluslararası işbirliği yapılacak ülke ve sair odaklar bağlamında daha özgün ve yeni duruma göre yepyeni stratejiler, perspektifler ve yaklaşımlara ihtiyaç vardır. Bunlar da Batılı ülkelerin İslami Asya’ya servis ettiği veriler ve dayattığı uluslararası ilişkiler ile oluşturulamaz. 

Dış politika entelektüelleri ve uzmanları topluluğu ve askeri teorisyenler ile uluslararası istihbarat önde gelenleri, yönetici elite yeni uluslararası ilişkiler durumunu daha geniş ve esaslı analiz etmek durumundadır. 

“Oyun eski, çıkar eski ve yapılacak belli” şeklindeki bir yaklaşım ve analiz, yeni “Sende mi Brütüs” cümleleri kurulmasına sebep olabilir. Brütüs olunmadığı halde o duruma da düşülebilir. 

Dolayısıyla eski çıkarlar güncellenmiş ve stratejiler boyutlandırılmış, roller önemli ölçüde dağıtılmıştır. Rolü algılayıp Türkiye’ye biçilen akıbeti öngörebilmek zaruridir. Oysa tüm hesaplar rolümüzü ve yolumuzu algılamamıza izin vermemek üzerinedir. Çünkü Türkiye bu bilgiye ulaşırsa bölgesel ve küresel oyuncu olur. 

Soru şudur: Bize kimler hangi elbiseyi biçmektedir ve bu elbise yanlış ise Türkiye tüm oyunu bozar mı? Dimyat’a pirince gidelim fakat bulgurumuzu da yanımızda götürelim. Çünkü göz dikilen Levant’tan çok Türkiye’nin bulgurudur.

Ömer Özkaya Diğer Yazıları