Şafak Malatya


Yayın Tarihi:

05 Ekim 2018 Cuma 02:00:00

Malmö takozu

Henüz lakabı yoktu. Takım arkadaşları ona lakap ararken o, bir gazetede çıkan o efsane reklam karesi ile aslında lakabını çoktan almıştı bile.  Resimdeki minibüsün önüne boylu boyunca uzanan Recep'e, takım arkadaşı Zeki'nin “oğlum bu nasıl poz yahu” demesine, “Ağabey vallahi habersiz çekmişler” diyerek günümüzün gençlerinin diline pelesenk olmuş “Haberim yokmuş gibi çek kardeşim” akımının da fikir babasıdır aslında. 19 Eylül 1990, Şampiyon Kulüpler Kupası birinci tur ilk maçı. Beşiktaş'ın deplasmanda inanılmaz mücadele ettiği Malmö maçında durum 2-2, sağ taraftan gelen ortayı uçarak tamamlayan ve Dünya futbol tarihinin “Kendi kalesine atılan” en güzel gollerinden birine imza atan Takoz Recep’ten bahsediyorum. 

Yıllar sonra Beşiktaş yine bir Avrupa maçında, Malmö karşısına, bu sefer son 2 senenin Avrupa’da “korkulan takım” apoleti ile çıktı. Kolay değil, Dragao stadında tam kadro Porto’ya sahayı dar edip 3 gol atmak. Bugün Beşiktaş'ın rakiplerinin hocaları, her basın toplantısında “Beşiktaş favori, gruptan lider çıkar” diyorsa, Bruno Génésio alakasız bir maç öncesinde bile “Biz Beşiktaş'a karşı oynadık. Bu ne ki” diyebiliyorsa, Beşiktaş'ın Avrupa vizyonu tartışmaya kapalı demektir. Bu durumu, dün akşam yenilen saçma sapan 2 gol asla değiştirmez. 

Peki eksik olan ne? Tabii ki Avrupa’dan getirilecek bir kupa. Peki kupa nasıl gelir? Saha içi planları daha fazla olan bir Beşiktaş ile gelir. Henüz maçın 65. dakikasında orta gol planına dönen bir anlayışla, nokta santrforu olmayan bir takımla gelmez.