• BIST
    1540.21
  • Dolar
    7,4276
  • Euro
    9,0126
  • Altın
    442,9080
0530 708 54 54
0530 708 54 54
SON DAKİKA

YAZARLAR

Sabredin ‘dolar’ tarih olacak! 

Kuzey Kore, Çin, Rusya, AB ve İran. Ticaret Savaşları’nda sıra Türkiye’ye geldi. ABD Başkanı Donald Trump, tutuklu rahip Brunson’ı bahane ederek Türkiye’yi önce tehdit etti sonra İçişleri ve Adalet Bakanları hakkında komik kararlar aldı sonra da ek gümrük vergisi uygulamasını devreye soktu. 

Twitter’dan de tehditlerini yenilemeyi unutmuyor! Yani “Türkiye’yle aramız iyi değil, TL erimeye devam edecek derken, ”Erdoğan menfaatimize ters işler yapıyor, Erdoğan giderse sorun çözülür “ mesajı veriyor. 

Trump’ın derdi ne ? 

Sürpriz bir şekilde ABD’de Başkan seçilen Donald Trump, Başkan olduğu günden itibaren küresel  finans sisteminde bozulmalar, jeopolitik riskler, kur savaşları, ticaret savaşları gündemden hiç düşmedi. 

Kendi seçtiği başkan yardımcılarının da çoğunu değiştirdi ya da kendileri istifa etti. En önemlisi de Amerika Merkez Bankası’nın (Fed) başına kendi kafasına göre birini yani Jerome Powell’i getirdi. 

Seçimlerden önce “ Yüksek faiz görmek istemiyorum “ diyen Trump, FED’in başına şahin tonda açıklamalar yapan, faiz artırımlarını destekleyen birini seçmesi ayrı bir ironi. Trump’ın, bazı ülkelere gözdağı vermek için bilerek ve isteyerek sürdürdüğü korumacı tavrı (kur ve ticaret savaşları) doların dünyadaki güvenilirliğini, itibarını yok etti. 

Toparlayacak olursak Trump’ın hedefindeki ülkeler, çok yakında ticaretlerinde dolar kullanmayacak, müttefik olarak da kendi aralarında bir birlik oluşturacaklar. Yani Trump’ın derdi para değil. Trump’ın derdi “ABD’nin çöküşünü hızlandıran adam“ olarak tarihe geçmemek. 

 Peki ülkeler

 bunu nasıl başaracak? 

 Bugün Çin, Rusya, AB, İran ve Türkiye gibi ülkelerin para birimleri dolar karşısında çok değer kaybetti. Dolar, bu ülkelerin ekonomik göstergelerinde bozulmalara neden oldu. Yani ekonomik olarak ‘bedel’ ödeniyor. Eğer bedel ödenmeseydi adı savaş olmazdı. 

Adı ‘ticaret ve kur savaşları’ olduğundan toplum olarak mutlaka ekonomik bir bedel ödenecektir. Ve savaşlarda mutlaka bir kazanan olur. Bu savaş, global bir ortak akılla devam ettiğinden ABD en çok zararı alan ülke olacaktır. Şöyle bir örnekle bu öngörümü destekleyebilirim; 

Bir fabrikanız var ve markalı, kaliteli ürünler üretiyorsunuz. 

Patent ve yazılım size ait olduğundan müşterileriniz o ürünü sizden almaya mecbur. 

Siz üreten, müşteriniz de tüketen taraf olduğundan parayı kazanan haliyle siz oluyorsunuz. Ancak zamanla siz müşterilerinizin nasıl ticaret yapacağına, sizden aldığı ürünleri kimlere satacağına, kaç paraya satacağına karar vermeye başlıyorsunuz. 

Hatta ve hatta canınızı sıkan müşterilere ek keyfi zamlar uyguluyorsunuz. Canını yaktığınız müşteriler, bir masada toplanıyor. 

Herkesin derdi aynı. 

Sorun fabrika yani  sizsiniz. 

Müşteriler, masada şöyle bir karar alıyor; 

“ Kendi aramızda ortak bir fabrika kuralım, kendi ürünlerimizi kendimiz üretelim ve kimse kimsenin ekonomisinden olumsuz etkilenmesin diye ortak bir para birimi belirleyelim. 

Fabrika inşaat aşamasında olacağı için inşaat bitene kadar ticaret yapamayız, para kazanamayız. 

Bu süreçte dilediğimiz kadar harcama yapamayabiliriz, çok tasarruf etmemiz gerekebilir, zahmetli olabilir ancak başarabiliriz. 

Bunu herkes kabul ediyor mu ?” 

Masada bulunan herkes yıllarca size bağımlı olmaktansa bu kararı kabul ediyorlar. 

Müşterilerinizi kaybettiniz. 

Para kaybettiniz. 

Rakip kazandınız. 

Düşman kazandınız. 

Şimdi ABD, bu örnekte kaybeden olmaz mı ? ABD, kaybetmese bile birlik olanlar dolar’dan kurtuldukları için kazanmazlar mı? Eğer Trump’ın hedefindeki ülkeler, birlik ve beraberlik içinde milletlerinden destek alarak bu süreci başarıyla tamamlarlarsa dünyada yeni bir finans sistemi kurulmuş olacak. 

Burada en önemli faktör MİLLET. 

Yani ülke liderleri, halkına bu sistem değişikliğini iyi anlatabilirlerse, tam destek alabilirlerse ortaya başarılı bir sonuç çıkacaktır. Ekonomik bedellerin sonucu enflasyon, işsizlik, tasarruf gibi nedenler olacağından siyasi istikrarın devamı çok önemli faktörtür. 

Siyasi kısır tartışmalar, siyasi istikrarsızlığa dönüşürse ülkeler almış olduğu riskin bedelini ağır ödeyebilirler.