• BIST
    1540.21
  • Dolar
    7,4229
  • Euro
    9,0075
  • Altın
    442,5860
0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

Balonlar patlar! 

Geride bıraktığımız haftada Amerika merkez bankası ( FED ) faizlerde bir değişikliğe gitmedi, küresel piyasaların borsaları coştu. Bu coşku gelişmekte olan ülkeler arasında Türkiye ekonomilerine olumlu bir katkı sağladı. Bist'in 82,943 seviyelerine kadar yükselmesi, dolar kurunun 2,84'e kadar düşmesi, avro-dolar paritesinin 1,13 bandını test etmesi Türkiye ekonomisini destekleyen gelişmelerdi. 

Yaklaşık 3 aydır “FED faizleri yükseltmez, ekonomileri buna müsait değil, Avrupa ekonomilerinde krizler bitmedi, dikkat edin...” diye uyarılarda bulunmuştum. FED'in bugünkü adımları ve sonraki toplantılarının beklentilerine baktığımızda yanılmadığımızı görüyoruz... 
Mart ayının ilk üç haftası pozitif bir seyirde geçse de aslında her şey göründüğü gibi değil. Dünya yeni bir finansal krizin eşiğinde ! 
Neden mi? 

- FED faizleri yükseltmek istemiyor; 

FED her toplantısında küresel piyasalara güçlü bir ekonomisinin olduğunun mesajını veriyor. Halbuki ilk topun ağzında olan ABD, küresel piyasalardaki yavaşlama finans sektörünü vurdu. Resasyon riski arttı, Wall Street Journal'in anketine göre 12 ay içinde Amerikan ekonomisinin daralacağı ihtimali %21'e yükseldi. JP Morgan'a göre, ABD'nin 2017 sonuna kadar resasyona girme oranı %67... 3 yıl içinde bu ihtimal %92'ye ulaşıyor. Şirket karlarındaki anormal düşüş üzerine tüketici güven endeksi 90.7 ile son 5 ayın en düşük seviyelerine indi. 2008'de Lehman Brothers'in iflasından sonra sanayileşmiş ülkelerde merkez bankalarının körüklediği ucuz kredi politikaları, piyasalarda büyük hasara yol açtı. Dünya ekonomisi şimdi bunun bedelini ödüyor. 

-Avrupa ekonomisi çöküşte; 

ABD'nin ucuz kredi politikalarını şimdi de Avrupa uyguluyor, negatif faiz problemleri çözmez, aksine çöküşü hızlandıran bir süreç olabilir. Avrupa halkının sokaklara dökülmesi, meydanları savaş alanına çevirmeleri durumu gözler önüne sermişti. Tahammülleri zorlayan ise sermaye ve emek arasındaki farkın çok açılması. İşçiler borç yükü altında eziliyor, tüketim azalıyor, maliye politikaları iflas ediyor en kötüsüde halk kapitalist sistemin acı reçetelerini kabul etmek zorunda kalıyorlardı. Şirket borçları 10 yılda 5 kat arttı 24 trilyon dolara fırladı, petrol fiyatlarının 26 dolara kadar düşmesi finansal krizin habercisiydi. Avrupa krizinin bedelini sadece İspanya, Fransa ve Yunanistan ödemedi, Avrupa'nın lokomotifi Almanya'da da durumlar berbat. Ekonomik krizin siyasi krize dönüşmesi an meselesi, İngiltere birlikten çıkar gerçekler gün yüzüne çıkar. 

Avrupa ekonomisinin kriz mücadelesi avro-dolar paritesini tekrar 1,05 seviyelerine kadar düşürebilir. 
Mart ayı dalgalı bir piyasanın önce pozitif gelişmelerini satın aldı, olumsuz gelişmeler daha fiyatlanmadı. 
Merak etmeyin;  artık dünya'da zenginler de fakirleşiyor, varlıklarını satmaya devam ettikçe fakirlik yakalarını bırakmayacak. Dünyanın en saygın bankaları milyarlarca dolar zarar ediyor, işçi çıkartıyor, varlık satıyor ve küçülmeye gidiyorlar. 

Türkiye ekonomisi bu gelişmeler karşısında eli daha da güçleniyor. ABD ve Avrupa'da saygınlığı artıyor, artık sözünü geçirebiliyor. Ancak gelişmeleri rakamlar üzerinde değerlendirmemiz gerektiğinde döviz fiyatlarındaki düşüşler kalıcı olmayabilir. 
Dünyada nasıl FED'in  balonu patlamışsa, Avrupa ekonomilerinin de balonları her an patlayabilir, temkinli olmakta fayda var.