• Bist 100
    98415.3
  • Dolar
    5,7971
  • Euro
    6,4953
  • Altın
    277,6320
İstanbul
15 / 21
0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

Ceplere çantalara mukayyet olalım! 

Ortalık toz duman! 

Sular iyice bulandırıldı! 

Toz duman arasında cepçiler, bulanık su avcıları içte, dışta cirit atıyor! Bu gibi durumlarda ortalık daha da toz duman olsun, sular daha da bulansın diye daha da fazla tepinenler, daha da fazla bağıranlar çoğalır, çünkü göz gözü görmez, aklı selim ikazlar da duyulmaz olursa, cepçiler ve bulanık su avcılarının işleri daha da kolaylaşacaktır! 

İşte bu gibi durumlarda cepten kaybettiklerin bir yana, kurtarıcı diye ilk çarpana can havliyle sarılmak, bulanık suda önüne düşen ilk oltaya atlamak da insanı candan eder! Maldan candan olmak derken bu gibi durumlarda toplu kayıplar Allah muhafaza büyük felaketler de yaşanır ki, bu gibi durumlar da çöküşü, bitişi yakınlaştırır! Hele hele bu toz duman ortamlarda, suların bulandığı zamanlarda ortaya bir takım simalar çıkar ki, Allah muhafaza yaşanan hali daha da felaket senaryolarıyla içinden çıkılmaz hale getirir! 

Buyurun şöyle bir, birilerinin toz duman ettiği, bulanık suların arasında biraz seyrü sefer edelim! 

Nedir efendim, dolar şu kadar olmuş! 

Başka? 

Enflasyon artıyormuş! 

Başka? 

İyi de fazla öncesine gitmeyelim, hani şu İMF’nin kapısının önünde 3 sent için bakanlarımızın paltolarının içinde titreyerek beklediği günlere gitmeyelim! Sıradan bakkal alışverişinde bir cep dolusu parayla ancak bir günü bile geçiştirecek ihtiyacın bile alınamadığı, paran olsa da en zaruri ihtiyaçların  karşılanamadığı günlere... 

Geçenlerde rahmetli dedemin bendenize fakülte yıllarımda yolladığı paranın PTT makbuzu geçti elime! Bir vesileyle yolladığı para 100 000 000! 

Evet, yanlış okumadınız tam 100 milyon lira! Sene 1999! 

Hatta 10 000 000’luk  (on milyon) banknotlar da yeni basılmıştı, jilet gibiydiler! 

Bu arada sanmayın ki ev araba falan almıştım, sıradan basit bir ihtiyacım içindi muhtemelen! O dönemler, hani şu esnafın devrin başbakanının önüne kasa atmasının az öncesi,  iki yıl sonra yaşanmıştı kasa olayı! 

Üstelik o zamanlarda Türk Ordusu bir dış operasyonda falan değil aksine iç operasyondaydı!  İki yıl öncesinde tanklar Afrin’de, Kandil’de değil Sincan’da yürümüştü! 

Dün Kudüs’te tüm dünyanın  karşı çıkmasına rağmen elçilik açan ABD, kurtarıcı yollamıştı(!) İste meselenin de püf noktası bu ya! 

Bugünkü Türkiye dün, Kudüs’te açılan elçiliğe karşı çıkmakla kalmamış, “Dünya 5’ten büyüktür” diyerek dünyayı da ayağa kaldırıp BM’de, 128’e 9’la karar çıkarmıştır! 

Hülasası, bugünkü Türkiye “kurtarıcı isteyen” değil “Kurtaran” olmuştur! 

Bu yüzden,  ABD ve İsrail suyun başından, bütün dinler için kutsal sayılan ve asla bir dinin hegemonyası altında olmaması aksine bütün dinlerin buluştuğu barışın ve huzurun  merkezi olması gereken yerden ortalığı toza dumana katmaya ve suları bulandırmaya devam etmiştir! İçteki toz duman ve suların bulanması da bundandır! Aslolan şudur ki, bu gibi durumlarda içte, “Kurtarıcılığa” soyunmuş, sesi çok çıkan, suyu baştan bulandıranların yolladığı “Kurtarıcılar”a dikkat edilmeli! Bunlar toz duman olan ortamın cepçileri, bulanık su avcılarıdır! Aman ha, ceplere çantalara mukayyet olalım!