• BIST
    1330.44
  • Dolar
    7,9288
  • Euro
    9,4609
  • Altın
    462,5940
0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

Yoksulların dili

“Mal, mülk, para, emlak… İstikbalimizin garantisi değil yavrum! Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, milyonerlerin bile geleceği garanti altında değil.” ne güzel bir söz değil mi?

Yaşadığımız halden midir nedir, bana, ‘’Tam da yaşadığımız hali anlatıyor’’ dedirtti!

Baksanıza kaç aydır nasıl da zengin, fakir aynı kaderde buluştu, hem de kuzu kuzu!

Aramızda fersah, fersah fark olmasına rağmen neydi bizi buluşturan?

Ölüm korkusu..!

Dünyaya ait ne kadar zenginliğe sahip olsak da dünyanın sonunun habercisi bir anda eşitledi bizi birbirimize!

Biliyor musunuz, bu sözü o kadar çok duyduk ki, 1957 yılından bu yana kimimiz okuduğumuz kitaptan, kimimiz seyrettiğimiz tiyatro oyunu ve sinema filminden...

Kitabın adı, ‘’Devlet Kuşu’’ tiyatro oyunları, ‘’İspinozlar’’ ve ‘”Yalova Kaymakamı” sinemada ise ‘’Avare Mustafa’’ ve ‘’Devlet Kuşu’’!

1961’deki, ‘’Avare Mustafa’’ da merhum Ayhan Işık, 1980’deki, ‘’Devlet Kuşu’’ nda ise merhum Kemal Sunal başrolü oynadılar, her iki filmin de yönetmeni merhum Memduh Ün...

Muzaffer Buyrukçu ’nun hikayesini anlatır bizlere, mübadele ile İstanbul’a gelen yoksul mu yoksul bir göçmen ailesinin hikayesinde buluruz kendimizi...

Evin en büyük çocuğudur Mustafa, nam-ı diğer, “Avare Mustafa” avareliği de Raj Kapor’un meşhur Avare filminden gelir.

Bu hikâye aklıma geldiği anda, televizyonda ABD’deki olaylar vardı!

Avazı çıkarcasına bağıran bir zenci..!

Aklıma bir başka söz geliyor, "Olma kula kul, öpme el ayak, kirlenmesin ağzın. Ya ölmeli insan, vermeli canını insan için yahut etmemeli kalabalık, dünyada"!

Bu sözü de 1954 yılından beri duyarız!

Kimimiz, ‘’Bereketli Topraklar Üstünde’’ isimli kitaptan, kimimiz Erden Kıral’ın yönetmenliğini yapıp, merhum Tuncer Kurtiz’in de rol aldığı ödüllü sinema filminden.

Bereketli toprakların çocuğunun bu sözü, ne de güzel yakışır şu zenci kardeşimin dudaklarına, dedim içimden!

Söz söz olunca, ha Çukurova’nın pamuk işçisine söylensin ha da Amerika’nın pamuk işçisine...

Ne zaman bir zenci kardeş görsem, ‘’Kökler’’ dizisinde tarlada çalışan Kunta Kinte gelir aklıma!

Evet dostlar, 15 Eylül 1914 - 2 Haziran 1970 arasında bu dünyadan, bu sözlerin sahibi bereketli toprakların, Anadolu’nun çocuğu bir Orhan Kemal geçti!

15 Eylül 1914’te Adana Ceyhan’da başlayıp, 2 Haziran 1970’te Bulgaristan Sofya’da biten bir hayat!

Devlet, ‘’Komünist’’ dedi, cezaevine attı ve cezaevinde Nazım Hikmet ile tanıştı.

Orhan Kemal, Bulgar Yazarlar Birliği'nin çağrısı üzerine, 1970 yılında Sofya'ya gider. Asıl amacı babaannesinin soyunun bulunduğu yerleri gezip not almak ve "93'ten Bu Yana" adıyla ailesinin hikayesini yazmaktır.

Ancak bu isteğini gerçekleştiremeden, geçirdiği bir beyin kanaması nedeniyle tedavi görmekte olduğu hastanede 2 Haziran 1970'te ölmüştür.

Cenazesi, özel bir araba konvoyuyla birlikte 5 Haziran 1970'te yurda getirildi ve Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi.

“Bereketli Topraklar Üstünde” de Anadolu’nun derdini anlattın...

Bugün anlıyorum ki, sınır, ırk, din, dil tanımayan yoksulu anlattın...

Hani, bir sözün daha vardır ya senin, “Bence asıl ölmek, istenilmeyen bir dünyada yaşamaktır.”!

Belki de böyle bir dünyada yaşamak istemediğin için gittin.

Allah taksiratını affetsin, yoksulların dili..!

Ahmet Yenilmez Diğer Yazıları