Ahmet Yenilmez


Yayın Tarihi:

15 Aralık 2022 Perşembe 08:49:00

YETKİ DEVRİ

Ülkemizde alışık olduğumuz süreçlerden birini daha tekrar ve tekrar yaşıyoruz. Malum seçimler de yaklaşıyor. Vatandaşlarımız seçimlerin yaklaştığı dönemlerde yaşanan ilginç siyasi, ekonomik, askeri ve toplumsal olaylara alıştı diyebiliriz. Gündem bir yandan İmamoğlu hakkında verilen karar ile diğer yandan da asgari ücret zamları ile çalkalanadursun. Gerek bizim ülkemiz gerekse diğer ülkeler kendi iç meseleleri ile ilgilenirken dünyada birileri alttan alta bazı girişimlerde bulunuyor.

2019'dan bu yana dünya ülkeleri salgın çatısı altında bazı uygulamaları tavsiye niteliğinde öne süren kurumların dediklerini, isterse uyguladı istemezse uygulamadı. Afrika ülkelerinin bazıları ve Avrupa'da Belarus gibi birtakım ülkeler, dünyada salgın namına bir şey yok, klasik grip hastalığını salgın diye insanlığa pazarladılar derken, genel çoğunluk Dünya Sağlık Örgütü gibi kurumların dediklerini harfiyen uygulamaya çalıştı. Maskesinden mesafesine, sokağa çıkma yasaklarından aşısına kadar bir çok toplumu etkileyen politika, vatandaşların üzerinde dünya çapında uygulandı. Salgın var mıydı, yok muydu, var ise yapılan uygulamalar salgını önlemeye mi yoksa dünya ekonomisini kilitlemeye mi yönelikti, bu gibi soruların cevaplarını verecek otorite bizler değiliz. Canan Karatay, Serhat Fındık ve Bilgehan Bilge gibi dünya çapında isim yapmış hekimlerimiz bu soruların cevaplarını daha sağlıklı vereceklerdir.

Lakin, başta da dediğim gibi birileri tavsiye etti, ülkelerin büyük çoğunluğu uyguladı. Baktığımızda, artık ne söz konusu hastalığın ne de uygulanan politikaların pek esamesi okunmaz hale geldi. Birileri, yeni salgınların geleceği hususunda, hala ülkeleri ve toplumları uyarıyor. Müneccim misali, insanoğlunun sosyal hayatını etkileyecek olan yeni hastalıkların geleceğini, ısrarla gündemden düşürmüyorlar, ama bu sefer eskisi gibi değil, diyorlar. Bu sefer dünya çapında verilen kararları bağlayıcı hale getirmeliyiz, diyorlar. Bunun için de yeni bir anlaşma sürdüler piyasaya, anlaşmanın ayak sesleri şu sıralarda gelmeye başladı.

Dünya Sağlık Örgütü ileride gerçekleşebilecek salgın hastalıklara önlem için alınacak yeni kurallar üzerinde müzakerelere devam ediyor. 194 BM ülkesi tarafından kabul edilecek yasal olarak bağlayıcı bir anlaşma için ise belirlenen tarih Mayıs 2024. Anlaşmaya göre, Dünya Sağlık Örgütü dünya çapında bir salgın var dediği anda, akan sular duracak. Anlaşmayı imzalamış olan 194 Birleşmiş Milletler üyesi ülke, bu kararı bağlayıcı olarak kabul etmiş olacak. Biliyorsunuz ki, bu durum salgın var demeyle bitmiyor. Bir de bunun mücadele safhası olacak. Diyecekler ki, maske takmak zorunlu olsun, anlaşmayı kabul eden ülkeler sorgulamadan uygulamak zorunda kalacak. Diyecekler ki sokağa çıkma yasağı koymak gerekir, ülkeler uygulayacak. Diyecekler ki, vatandaşlarınıza şu ilacı vermek zorundasınız, ülkeler amenna diyecek. Hatta, şu aşıyı vurmak zorundasınız ve bunun için bir takım yaptırımlar uygulayın diyecekler, ülkeler uygulayacak.

Farkında mısınız bilmem, ama biz birilerine ülkeyi yönetsin diye oy versek bile, emirler bizim seçtiklerimizden bağımsız uluslararası kurumlardan gelecek ve bağlayıcılığı olacak. Belki de ulus devletlerin yönetimlerini, uluslararası kurumlara devretmesinin ilk aşamalarından biridir. Tek dünya devleti oluşturma çabaları kitaplarda, filmlerde ve dizilerde hep sağlık üzerinden ilerlemiştir. İnsanların en çok korktuğu ve sorgusuz kabul etmek zorunda kaldıkları bir konu olduğu için, genelde buradan yürümeyi mantıklı bulmuşlardır.

İşin diğer tarafı ise, bu uluslararası üst kuruluşlar ne kadar bağımsız, bunları denetleyecek, kararlarını sorgulayacak veya yargılayacak herhangi bir kurum mevcut mu? Bildiğim kadarı ile böyle bir mekanizma yok. Fakat bu kurumların, çok zengin ve orada burada dünya nüfusunu azaltmalıyız diye, bas bas bağıran fonlayıcıları mevcut. Ulus devletler kendi iç meseleleri ile boğuşurken, uzaklardan birileri ülkelerin politikalarına müdahale yetkileri çıkarıyor. Bu sadece bu günümüzü değil, gelecek nesillerimizi de etkileyecek kararlar olacak. Politikacılarımız ve bürokratlarımızın bu hususta gözünün açık olması şart. Dünyada bir kaos mevcut, kaoslardan yeni düzen sağlamak için can atanlar bu gibi dönemleri fırsat bilip, insanlığın tepesine binmek için elinden geleni yapıyor. Neyse, bizim ülke içi dertlerimiz var onlarla uğraşmak dururken, bu konular neyimize...