0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

Tükenecek miyiz?

Tükenecek miyiz gerçekten? Tükenenleri geri getirmeye muktedir olabilecek miyiz ya da tükenmek üzere olanları kurtarabilecek miyiz? Bir belgeseli izlerken, zihnimde uyanan sorulardır bunlar. Belgeselde Şili'deki milli parkta, dünyada soyu tükenmek üzere olan Puma türünün sonunun gelmesini engellemek için yapılanlar anlatılıyordu. Bu türün korunmasının doğal bir şekilde olması için de adını ilk defa duyduğum, "Guanako" (Lama'lara benzettim) isimli bir türü, milli parktaki pumaların doğal yaşamlarını sürdürüp ve doğal şekilde avlanıp doğuştan gelen özelliklerini kaybetmemeleri (tembelleşip tür özelliklerini kaybetmemeleri) için çoğaltma kararı almış yetkililer. Ve şu an görüldüğü kadarıyla işler yolunda gidiyor. "Guanako" ların erkeklerinin, dişilere sahip olma kavgalarının eşliğinde, pumalar da rızıklarını çıkarıyorlar.

Duymuşsunuzdur, bilim insanları, 4 bin yıl önce nesli tükenen Mamut'ları, yaşayan en yakın akrabaları Asya fillerinin genetiğiyle karıştırıp, Mamut türünün tekrar dünya yaşamına döneceğini umuyorlar. Gerçi, bu yeni türün, "Mamut olarak değil de, ''Arktic'' ismiyle anılması daha doğru olur, çünkü sonuçta bir melez yaratacağız" açıklaması yapıldı. Bu melezleştirme ve gen karışımı konusunun ne kadar etik olduğu ile ilgili olan tartışmalar, hakikaten beni güldürüyor. Dünya üzerinde neler yapılıyor iken, artık böylesine tartışmalar eskide kaldı. Günümüz dünyası, aklımızın ucundan dahi geçmeyecek şeyler gösteriyor bizlere.

Peki, ya bizde...? Basit bir internet araması yapalım, "Türkiye'de nesli tükenen ya da tükenmekte olan hayvanlar'' yazdığınızda inanın karşınıza çok acı bir tablo çıkıyor. Mesela birkaçı: Hazar Kaplanı, Asya Çıtası, Kafkas Bizonu... Eminim, siz de benim gibi, "Bu türler Türkiye'de mi yaşamışlar?" sorusunu sordunuz kendinize. Lakin, tehlike altında olan türlere baktığınızda, işlerin çok kötü bir yola girmesine ramak kalmış gibi gözüküyor. Alageyiğin, Akdeniz Foku'nun, Telli Turna'nın, Bozkır Kartalı'nın, Ulu Doğan'ın, Çizgili Sırtlan'ın ve daha birkaç hayvanımızın nesilleri tükenmek üzere! Az önce okuduğunuz bu türleri, hepimiz çocukluğumuzdan beri duyarız. Ve bu türlerin yok olma tehlikesi altında olması, beni fazlasıyla üzüyor. İnanıyorum ve görüyorum ki, bu konulara hayatını vakfetmiş kişiler var ve buna çok seviniyor ve kendilerine saygı duyuyorum. Lakin, bu duruma, o birkaç kahramanın gücü yetmeyebilir. Böyle konularda, toplumsal (çoğulcu) bilinç her şeyin önüne geçmeli, hep beraber hareket edilmeli. Çevremizi, doğayı, ormanlarımızı hep beraber korumalıyız. Ve tabii, adına spor (!) denen "avlanma" nın yasaklanmasıyla! Zevk için, binlerce liralık son teknoloji tüfekle, korunaklı bir mesafeden hayvan öldürmekten zevk alabilirsiniz, bilemem o sizin probleminiz, lakin buna spor denemez! Sen, dünya güzeli o hayvanlardan daha fazla, ne katıyorsun ki, bu dünyaya?

Demek istediğim laboratuvarlarda gen karıştırıp, 4 bin yıl önce yok olan bir türü geri getirmeye çalışmak değil, ama bu konuların da, ülke gündeminde olması gerekiyor. Görünen o ki, üzerinde yaşadığımız yerküreyi biraz insafsızca sömürüyoruz.Ve bir kez daha görülüyor ki, dünya S.O.S veriyor.

Son yüzyılda öyle şeyler yaşıyoruz ki, yarın kıyamet kopacak dense, şaşırmayacağız adeta! Yukarıda bahsettiklerim, uzun vadede bu yer kürenin kötü şeyler yaşayacağını gösteriyor ve bu kötü şeyleri bilim insanları haykırıyor! Komplo teorisyenlerine göre ise, kısa vadede dünyaya insan eliyle kıyamet yaşatılacağı yönünde! "Birilerinin planları var ise, Allah'ında bir planı vardır'' derim sık sık, çevremdeki karamsarlara. Ne olacağını yaşayıp göreceğiz, zor günler yaşıyoruz. Her bir yaşadığımız büyük olaydan sonra, daha fazla ne olabilir ki, sorusunu sorduğumuzun ertesi ayında, hayatlarımızı daha da çok etkileyen, hatta dünyayı etkileyen bir olay olmasın. Ümitsizlik benim karakterimde yok, o yüzden hayırlısı ne ise onu yaşayacağız, elbette. En azından delikanlıca ve yiğitçe bir süreç olsun ki, ümitsizliğe düşmeyelim. Zira, bazı şeyler çok çirkin yürüyor, dünyada. En dokunulmaması gereken kutsallara, savaş açılmış gibi. Asıl düşünülmesi gereken, bu savaşta biz neler yapacağız? Hayırlı Pazarlar...

Ahmet Yenilmez Diğer Yazıları

İçinden çıkılmaz bir mesele

26 Mayıs 2024

Manidar manzara

23 Mayıs 2024

Yavuz Ağıralioğlu ile hasbihal

21 Mayıs 2024

Üzücü çok üzücü

19 Mayıs 2024

İngiltere ve Japonya reddetti

16 Mayıs 2024

İadeiitibar

14 Mayıs 2024

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca hazırlanan aydınlatma metnimizi okumak için buraya, mevzuata uygun çerez politikamızla ilgili detaylı bilgi almak için buraya, gizlilik politikamızla ilgili detaylı bilgi almak için buraya tıklayabilirsiniz.
closeX