Ahmet Yenilmez


Rezil mi? Yok Canım!

Seçimi atlattık, lakin sancıları hala sürüyor. Seçimden önce muhalefet cephesine baktığımızda Murat Bardakçı'nın tabiriyle, İstiklal Mahkemeleri'ni kurmak için pusuda bekleyen bir çok kişinin söylemlerine şahit olduk. Hakikaten bir seçime değil de, bir savaşa hazırlık gibi bir haleti ruhiyeleri vardı. Seçimin üzerinden yaklaşık iki hafta gibi bir süre geçti ve ne bir kaos ne de evlerinden şafak operasyonuyla alınma olaylarına şahit olduk. Demokratik bir şekilde herkes gitti oyunu kullandı ve Cumhur İttifakı lehine bir sonuç çıktı. Adeta dünyaya demokrasi dersi veren bir ülke konumuna geldik. Seçime katılım oranındaki yükseklik ve birkaç münferit olay haricinde can sıkıcı bir olaya şahit olmadan neticelenen seçim, bunun göstergesi. Ama, ben hala seçim öncesinde muhalefetin söylemlerine ve tehditlerine takılmış durumdayım. Hakikaten, insanın nutkunun tutulmasına sebep olacak bir ruh hali içerisindeydiler. Kendileri açısından haklı sebepleri olabilir. Tabii ki, amaçları seçimi kazanmak. Bu çok basit bir denklem, lakin bu kadar hayati olarak konumlandırdıkları bir seçimin sonucunun aleyhlerine sonuçlanmasından sonra, herkes ortalıktan puf diye kayboldu ya, işte bu inanın çok trajikomik bir durum! Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın karşısına, terlik aday olsa kazanır denilen bir ortam oluşturdular. Siyasi öngörüleri sıfır olan insanlar, kendi tabanlarına öylesine hayal ürünü ve deli saçması açıklamalar yaptılar ki, bunu yaparlarken içimden ya hu, dünyanın bin bir türlü hali var, nasıl bu kadar emin konuşabiliyorlar diye, sorguluyordum. Yenilmenin her türlüsü insanı oldukça üzer, ister spor müsabakalarında, ister seçimlerde olsun mağlubiyetin her türlüsü kötüdür. Hele ki, böylesine ölüm kalım seçimi, diye lanse edilen bir seçimse. İşin en şaşırtıcı tarafı ise, (ki Türkiye'de şaşırmak çok olağan bir durum olmasına rağmen şaşırmaktan vazgeçemiyor insan) mangalda kül bırakmayan bir çok muhalif arkadaş ortadan kayboldu. Bitti bu iş, % 68 ile kazanıyoruz gibi dünyadan bir haber söylemleri ağızlarına pelesenk eden ve insanların umutlarıyla oynayan o arkadaşlar, şimdi de hiç utanmadan ben söylemiştim yarışına girmişler. Hayır görsel medya karşısında söylemeseler belki inanacağız ve unutacağız, lakin ekranlarda bas bas bağırıp, gerine gerine, hatta sırıta sırıta bitti bu iş naraları atanlar, dedemiz bu seçimi aldı güle güle irtica sloganlarını ortaya dökenlerde bir utanmazlık ki, insan şaşıyor. Kılıçdaroğlu adayım dediğinde tebrik sırasına girdiniz! Kötülük olmadan uyarılarını yapan insanların mezardaki analarına kadar ağza alınmayacak küfürlerle pes ettirdiniz. Tehdit ve şantajla geri çekilmelerini sağladınız. Akıl ve mantığı tamamen saf dışı bırakıp, mantıklı bir cümle kurmaya yeltenen insanları anında boğdunuz. Ve seçim kaybedildikten sonra, "Ben söylemiştim'' yarışına giriyorsunuz. Ya hu, siz hakikaten utanmazsınız. İnsan hata yapar kardeşim, yanlış ata da oynar. Ama sizler yüzsüzsünüz, hiçbir şey sizi utandıramıyor. Murathan Mungan'ın bir sözü kulaklarımda çınlıyor. Türkiye'de her şey olursun, ama rezil olamazsın! Hakikaten bizim ülkede olunamıyor, rezil olmana izin verilmiyor. Ne yapalım memleket bizim memleketimiz, rezili de bizim rezilimiz, veziri de bizim vezirimiz. Hülasası dostlar, Pazar günleri aslında daha neşeli daha hayattan yazılar yazmayı tercih ederim, ama bu sözlerimi daha fazla içimde tutamazdım. Hayırlı Pazarlar...