• BIST
    1328.83
  • Dolar
    7,8228
  • Euro
    9,4308
  • Altın
    459,3260
0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

Kurtarıcı bekleyen değil kurtarıcı olan bir nesil!

Bugün yıllardır yazmak isteyip de yazamadığım bir konuyu yazacaktım. Malum, 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamalarıyla alakalı alınan kararı sebep yapıp, yıllardır yakın çevrem dışında kimselerle paylaşmadığım bir düşüncemi paylaşacaktım sizlerle!

Şimdilik, sadece fikrimi paylaşıp, “neden” ve “niçin" i sonraya bırakacağım.

Bendeniz, artık ülkemizde kurtuluş günleri kutlanmaması taraftarıyım, çünkü bir asıra dayanan bir zamanda kurtuluş günleri kutlaya kutlaya hep kurtarılması gereken, dolayısıyla da hep kurtarıcı bekleyen bir millet haline geldik!

Siyasette, “Kurtar bizi baba” sloganı merhum Süleyman Demirel için söylenmiş olsa da merhum Ecevit, Erbakan, Türkeş dahası bugünkü siyasileri bile anlatan bir slogan haline geldi!

FETÖ bile bir kurtarıcı olarak (!) görülmedi mi bir zamanlar?

Oysa, biz daha çok, kurtaran bir milletiz!

Malazgirt gibi İstanbul’un Fethi gibi..!

Sakın ha sakın, kimseler bana Çanakkale’yi, 30 Ağustos’u itibarsızlaştırıyorsun demesin, tam aksine daha da önemsiyor ve her gün neden biz kurtarıcı bekler hale düştük diye, düşünmemiz ve ders almamız gerektiğine inanıyorum!

Tek istediğim, kurtuluşları kutlayarak, kurtarıcı bekleyen bir nesil değil, ne kadar çok mazlumu kurtardığını bilen ve kurtarıcı olmaya talip bir neslin yetişmesi!

Tam da burada cep telefonum çaldı ve telefonun ucunda bir bayan, “Yalvarırım, ne olur beni yanlış anlamayın, hangi ünlüyü aradıysam beni dilenci sandı! Ben sadece sesimize ses katın istedim.” dedi!

Konuşup ne yapacağımıza karar verdikten sonra da aşağıdaki metni benimle paylaştı.

Tam da ne anlatmak istediğimi anlatan bir metin...

Buyurun!

“Merhaba, bir anne baba olarak oğlumuzu hayata tutundurabilmek, ona nefes olabilmek için size yazıyoruz. 1 yaşında bir bebeğimiz var, ÖMER! Bebeğimiz doğduğunda her şey çok normaldi, ta ki 3.ayına kadar… Hareketlerinin giderek yavaşladığını fark edip hastaneye gittiğimizde acı gerçekle yüzleştik. Oğlumuza, canımıza SMA Tip-1 adı verilen genetik ve ölümcül bir kas hastalığı teşhisi konuldu.

Bu hastalık, kasları besleyerek hareket etmesini sağlayan genin olmamasından kaynaklanıyor. Hastalık tedavi edilmediği takdirde ilerleyici ve ölümcül sonuçlar doğuruyor. SMN1 geninin bir mutasyon ile yok olması ve motor nöron sinir hücrelerinin bu genin ürettiği proteini alamaması sonucunda ortaya çıkan bu hastalık, tüm dünyada bebek ölümlerine yol açan genetik geçişli hastalıklar arasında ilk sırada gelmektedir. Yürüme, nefes alma, yutkunma, konuşma gibi hayati önem taşıyan sitemleri yok etmektedir. Bu hastalığın 4 tipi vardır ve en ağır türü olan 1.Tip hastalar bebeklik çağında (çoğunlukla 2 yaşından önce) gelişmeyen akciğer kapasiteleri nedeni ile hayatlarını kaybediyorlar.

Bu hastalığın tek çaresi ise Amerika’da tek doz uygulama ile tedavi edici özellikli ZOLGENSMA adlı gen tedavisidir. Bu gen tedavisi SMA hastalığının kök sebebini çözebiliyor. Oğlumuz Ömer’in bu gen tedavisini almasını sağlamaya çalışıyoruz. Damar içine sadece bir defalık enjeksiyon ile Ömer’e eksik olan SMN geni motor nöron hücrelerine iletiliyor ve geriye sadece onun kaslarını fizik tedavi yüzme vs. ile güçlendirmemiz kalıyor.

Ancak bu tedavinin uygulama fiyatı tüm masraflar ile birlikte 2.5 Milyon Dolar… Bu ilacı alamadığı her gün motor nöron hücreleri zarar görüyor ve ölüyor. Ömer şu an 1 yaşında ve zamanımız her geçen gün daralıyor, çünkü bu ilaç yalnızca 2 yaşına kadar alınabiliyor. İlacı ne kadar erken alabilirsek iyileşme şansımız o kadar yüksek. Ömer için global bir bağış sitesi olan GOFUNDME üzerinden bir yardım kampanyası başlattık. Ömer’in tek çaresi olan bu ilaca ulaşması ve yaşaması için sizlerin desteğinize ihtiyacımız var. Sesimizi duymanız ve oğlumuza umut olmanız dileği ile…”

Evet..!

Kurtarıcı bekleyen değil, Ömerleri kurtaracak bir nesil..!

Ahmet Yenilmez Diğer Yazıları

1 Aralıklar!

01 Aralık 2020

Muhsin Yazıcıoğlu ölmedi ki!

29 Kasım 2020

“Bi dakka..!”

26 Kasım 2020

Üzülmeyin öğretmenlerim!

24 Kasım 2020

Hangisi doğru Sayın Arınç?

22 Kasım 2020

Beyler işte bu olmaz!

19 Kasım 2020