• BIST
    1329.71
  • Dolar
    7,8475
  • Euro
    9,3696
  • Altın
    448,6080
0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

Kurşunu kendi kafana sıktın Ermenistan!

Ne kadar da yalnızmışız!

Ne kadar da düşmanımız varmış!

Tamam, düşmanımız şanımızdandır da ya kimseler el uzatmazken, el uzattıklarımız?

Herkesler ötelerken, ötekileştirip, olmadık hakaret içeren isimler takarken, kıymet verip, eşrefi mahlukat görüp, bırakınız ötelemeyi, ötekileştirmeyi, paramızı, pulumuzu, teslim ettiklerimiz...

Bilenler bilir ki, biz Türkler at, avrat, silahı asla kimselere emanet etmeyiz, ama Müslüman olmalarını bile beklemeden, ya silah verdiklerimiz...

Dahası bütün değerlerimizin üstünde en değerlisidir Türkün devleti, o tüm değerlerin en değerlisi devletin anahtarını bile verdiklerimiz...

Kimler mi?

Hani, şimdilerde Türkün vatanı Tovuz iline saldıran Ermeniler!

Tamam, açtığınız yaralar vardır yıllardır sinemizde, sızısı dinmeyen yüreğimizde!

Tamam, emperyalistlerin pembe yalanlarına kanıp, elinize verdiğimiz bizim silahımızla nenelerimize, kızımıza, kızanımıza, bize kıydınız!

Hala, toplu mezarlardan fışkırıyor ecdadımız!

Ama, bu sefer ki bir başka oldu be…!

Bu sefer ki tam bir vefasızlık, hem de kendi dedelerine vefasızlık oldu be Ermenistan!

Biliyor musun, Bizans İmparatoru Tiberius, güvenlik sorunu yaratan binlerce dedeni 578 yılında Kıbrıs'a sürmüş!

İmparator Konstantine V Copronymus (741-775) döneminde, Erzurum ve Maraş bölgesinden toplanan dedelerini, batı bölgelerine o zamanki Trakya’ya, Sicilya'ya sürmüş!

Kral II. Basil döneminde, doğu illerinden toplanan dedelerin Girit ve Makedonya bölgelerine; daha sonraki dönemde Kuzey Suriye, Yunanistan, Girit, Kıbrıs ve Çukurova bölgelerine sürülmüş!

Ben demiyorum, Latince, Yunanca, Fransızca, İngilizce ve Almanca kaynaklar diyor!

Buyur bak 'Journal Asiatique' adlı Fransızca dergide 1919'da yayınlanan bir makalede F. Macler adlı yazar, 17. yüzyılda yaşamış bir Ermeni yazardan şu alıntıyı aktarıyor, "Ermeniler, Yunanlılardan nefret eder. Yunanlılar da Ermenilerden nefret eder. Bu nedenle Tanrı, Türkleri yarattı, ikisini cezalandırmak için."!

Bunların hiç birisini ben uydurmadım, ben de Sayın Yalçın Bayer’in 14 Şubat 2007 tarihli Hürriyet Gazetesi köşe yazısından okuyup öğrenmiştim!

Bak senden birisi Rahip Çarkcıyan, ‘Türk Devleti Hizmetinde Ermeniler’ adlı kitabında, ‘‘Fatih Sultan Mehmed’ in İstanbul’u fethetmesiyle Ermenilerin geleceği için yeni bir yıldızın parlamaya başladığını söylersem tarihî bir gerçeği ortaya çıkarmış olacağıma inanıyorum. Bu itibarla eğer İstanbul’a Türkler gelmemiş veya gelmeleri gecikmiş olsaydı, o oranda da Ermenilerin İstanbul’a yerleşmeleri ve gelişim göstermeleri şüpheli olur, hatta belki de izleri bulunmazdı’’ diyor!

Bak, Çarkcıyan başka ne diyor, “Osmanlı Devleti olmasaydı Ermeniler bu topraklarda tutunamaz, yükselemez ve gelişemezlerdi.”!

Sen ki, Türk’ün şefkatli elini tutmak varken, yine emperyalistlerin elinin tuttuğu maşa olmayı yeğledin!

Oysa, maşası olduğun o el, seni Ayasofya’ya sokmuyordu!

Şimdi sen, tam da Fatih Sultan Mehmet Han’ın emaneti Ayasoyfa-i Kebir Camii ibadete açıldığı zamanda Türk ili Tovuz’a saldırdın!

Hani, vefasızdın vefasız olmasına da demedin deme bu sefer kurşunu kendi kafana sıktın!

Ahmet Yenilmez Diğer Yazıları