0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

Kimdi bunlar…?

İnsan daralır daralır da veresiye satan bakkal misali, veresiye defterine sarılır ya...!

Nasıl desem hikayenin birinci ikinci perdesine bakar bakar, baktıkça dalar gider, sonrasında, "Kimdi bunlar" deriz, ya...!

Nasıl desem tam da bugünlere mesaj veren simalara denk geliriz ve bir anda, "Kimdi bunlar? ", "Meğer neymiş bunlar?" deriz, ya...!

Buyurun, bu kimlerden biri, neler yapmış bakalım!

"Muhterem Cemaat, tüm yurdumuzda bugünden itibaren Kurtuluş Savaşı başlamıştır. Şimdi ise alacağınız karar ve çekeceğiniz telgrafla kadınımız, kızımız, topumuz, tüfeğimizle Mustafa Kemal'in yanında yer almalıyız. İşte, vatan elden gidiyor. Hep beraber kurtaracağız"

Hükümet konağının yanı başında büyük kavak ağacının altında, köylerden binbir güçlükle gelen halka kaşlarını çatarak, fincan gibi çakmak çakmak gözleri ve tüm heybeti ile elinde kılıcını kuşanmış vaziyette, yurdu hep beraber kurtaracağız diye bağıran aslan, Devrek Müftüsü Abdullah Sabri Efendi'den başkası değildi.

Halveti Dergahı Postnişini Hacı Ahmet Efendi'den olma, Dudu Hanım'dan doğma Abdullah Sabri 1870'te Devrek'te dünyaya gelmiş. Devrek İptidai Mektebi ve Rüştiyesi'nde almış ilk eğitimini. Daha sonra medrese eğitimi görmüş ve müderris icazetnamesini eklemiş ilmine. Babası vefat edince yerine ilmiyle birikimiyle, dinine, vatanına ve milletine düşkünlüğüyle onu uygun görmüşler babasının makamına, devleti de onu müftü atamış Devrek'e.

Yıllarca bağırmış camilerden vatanın bütünlüğünü, ama yabancıların faaliyetleri de ağır basmış ahalide. Binbir hile ile işgal altındaki İstanbul'dan gelen haberlere inandırmışlar ahaliyi. Olanın bitenin farkında olan Abdullah Sabri Efendi, ama pes etmemiş. Samsun'da yeni bir kıvılcımın aleve dönüştüğünü farkettiği anda gizliden gizliye yaptığı toplantı ve görüşmeleri artık açıktan yapmaya başlamış. Akabinde Cami konuşmalarının yanı sıra, meydanlarda mitingler düzenlemiş. Çevresinde, onu engellemeye çalışanlara kulak asmamış. Öğrencilerine aşılamış vatan sevgisini her birini köy köy mahalle mahalle gezdirmiş, irşad etsinler diye. Milli Mücadelenin merkezine Ankara'ya çağırılmış. Yöre halkı senin hizmetlerine ihtiyacımız var deyince, gönlü el vermemiş Devrek'ten ayrılmaya. Durumun ehemmiyetini anlayan Ankara; Halkı ulusal direnişe teşvik ve Milli Mücadele'nin ilkeleri konusunda aydınlatmak üzere görevlendirmiş kendisini.

İşgal altındaki İstanbul'dan gelen fetvalara karşı Ankara'nın yanında yer almış. Müdafaa-i Hukuk cemiyetini Devrek'te kurdurmuş ve hem Ankara'ya hem tüm Anadoluya gönderdiği bildiride;

"Devrek, bir işgal hareketini silahla karşılayacak, bunun için Kuvayı Milliye birliği teşkil edeceğiz." diye haykırmış!

Halkı örgütlemiş Fransızlar faaliyetleri karşısında tutunamamış, Zonguldak'tan geri çekilmiş. Durmamış, Zonguldak ne ise, vatanın her yeri odur, demiş. Vatan uğruna çarpışılan yerlerdeki yiğitlere ulaştırılmak üzere, çamaşır, çorap gibi askerin ne ihtiyacı varsa, halka ürettirmiş.

Abdullah Sabri Efendi, sahip olduğu maddî ve manevî birikimleri sayesinde, içerisinde yaşadığı dönemde varlığını hissettirmeyi başarmış birisi. Gerek siyasî gerekse dinî ve millî fikirleri ile topluma öncülük etmiş, ülkenin içerisinde bulunduğu sıkıntılardan kurtulması için kalemini, gönlünü ve siyasi dehasını gerektiği gibi kullanmış. Kendisi din adamı, şeyh ve müftü kimliği ile hiçbir zaman köşesine çekilip oturmayı tasvip etmemiş, hatta böyle bir zamanda manevî zevklere dalarak memleketin içerisinde bulunduğu durumu, görmezlikten gelmeyi çok yanlış bir davranış olarak nitelendirmiş. Halveti Tekkesi'nde Şeyhlik, müftülük ve İdadide Tarih öğretmenliği hayatı ile birçok kimseye faydalı olmayı başarmış. İlk dönem milletvekilliği ile vatan ve millete daha rahat hizmet etmeyi amaçlamış, vekilliğinin ardından memleketine tekrar dönüş yaparak, hayatının sonuna kadar mücadelesine devam etmiştir.

Ne mutlu bize ki, Abdullah Sabri Efendiler, sıkıntılı dönemlerimizde hep var olmuş, nefes olmuşlar, ruhları şadolsun!

Ahmet Yenilmez Diğer Yazıları