0530 708 54 54
0530 708 54 54
SON DAKİKA

YAZARLAR

İntihar Süsü Verilen Cinayetler

Doğru kabul edilen tarihe göre, yüzyıllar öncesinden günümüze kadar filozofların ortak konusu, düzgün toplum nasıl olmalıdır ve nasıl düzgün hale getirilmelidir, olmuştur. Ta antik Yunan'dan Rönesans Avrupa'sına ve günümüze kadar tüm filozoflar kendilerine göre ideal toplumu tarif etmiş ve ona ulaşmanın metotlarını açıklamışlardır.

Toplum mühendisliğinin metotlarını günümüz tıp sektörü ile örneklendirecek olursak: Şırınga direk kana müdahale eden bir metottur. Bu metotla acil müdahale edilmesi gereken bir hastanın kanına maddeyi direk zerk ederek, mide tarafından emilim yapılması beklenmeden, yani vücuttaki herhangi bir savunma mekanizmasına takılmadan içeride işlev görmesi sağlanır. Çünkü vücudumuz öyle bir mekanizma ile yaratılmıştır ki, ağız yolu ile alınan bir madde, midenin güçlü asitleri ile kimyasal reaksiyonlara girip özünü kaybedebilir.

Metotlar insan sağlığına kullanılabileceği gibi, bu mekanizmaya takılması istenilmeyen silahlar da şırınga yöntemi ile insan bedenine enjekte dilebilir. Damar yolu ile enjekte edilen uyuşturucuları da buna örnek verebilirsiniz. Tabi tıpta kullanılan metotlar bizim alanımız değil, neyin insana ilaç, neyin silah olduğunu ortaya çıkarıp açıklamak, namuslu hekimlerin boynunun borcudur diyerek, alanımıza dönelim.

Sosyoloji, yani toplum mühendisliği metotları da böyledir. Platon'un devlet yönetim metodu, huzurlu bir toplum oluşturmak için de kullanılabilir, belli bir zümrenin çıkarları doğrultusunda, toplumun küçük yaşlardan itibaren eğitilmesi için de kullanılabilir. Ve bu metot çeşitli yöntemlerle toplumların savunma mekanizmaları aşılarak, direk özüne zerk edilir. Özden başlayan bozulma, daha kısa sürede çürümeye sebep olur.

Toplum mühendisliği hayatın her alanında kullanılmış, yeri gelmiş bir toplumu kurtuluş savaşına hazırlamış, yeri gelmiş yerle bir etmiştir. Etkileri toplumun kültürel yapısı veya köklü geleneklerine göre artmış veya eksilmiştir. Topluma müdahaleler, söz konusu toplumun içinde bulunduğu coğrafya veya olayların neticesinde direncinin zayıf veya güçlü olduğu dönemlere göre farklılık göstermiştir. I.Cihan harbinden çıkmış bir Alman toplumu, sosyolojik olarak çöküşte olduğu için Nazi ideolojisi öze yerleştirilirken, büyük bir dirençle karşılaşmamıştır. Nazilerin metotları direnci zayıf olan toplumda etkili olmuş ve ortaya bir savaş makinası çıkarmıştır.

Bu çalışmaların temel taşı toplumun direncidir. Mesela, neye karşı direnç; kötülüğe, kötü politikalara yozlaşmaya karşı olan direnç sağlamsa, o toplum kolay kolay yönlendirilemez. Bu durumda önce o direncin kırılması gerekir. Bu direnci kırarken de toplum mühendisliği kullanılır.

Bir toplumu yönlendirmenin en önemli kurallarından biri,toplumun kafasını allak bullak etmek, korkan ve birbirinden şüphe eden, hiç kimseye güveni olmayan bir toplum haline getirmektir. Bu metot bizim toplumumuzda da yıllardır uygulanan bir metottur. Yüzyıllar öncesinden bize yol gösteren İbni Sina'nın, 2 kuzu ve 1 kurt deneyi, günümüzde olan bitene ışık tutmaktadır.

Üstat yan yana iki kafese birer kuzu yerleştirir. Bir tanesinin görebileceği başka bir kafese de bir kurt yerleştirir. İki kuzu da aynı şekilde beslenir ve bakılır. Fakat kurdu görebilen kuzu zamanla hastalanır ve sonrasında ölür, diğeri ise sağlıklıdır. Kuzuyu öldüren kurdun korkusudur, hayata karşı güvensizliğidir.

İnsan da böyledir. İnsan devletine, milletine, yaşadığı muhitteki insanlara ve en önemlisi de ailesine güvenmiyorsa, sürekli bir şüphe ile yaşıyorsa, o kişinin psikolojik bağışıklığı çökmüş demektir. Tabi buna, yediğimiz içtiğimiz şeylerin psikolojiye etkisini katmıyorum bile. Bireyin psikolojisinin çökmesi kitlesel çapta olursa, toplumun sosyolojisi de çökmüş demektir. Artık o toplum her türlü manipülasyona açıktır. Toplumsal bir köleliğe kadar gider bu yolun sonu.

Şimdi ben bunları neden anlattım. Geçenlerde bir intihar haberi duydum! Belki de bu haber medyaya yansıyan kadarıdır,duymadığımız bilmediğimiz kim bilir ne intiharlar söz konusudur, istatistiklere bakmak lazım. En meşhur kanallarımızın, en meşhur programlarından birinde bir olay gerçekleşti. Hayatı yetiştirme yurtlarında geçmiş bir adam, kendisi ve 1 yaşındaki kızını terk eden karısını bulmak için,programa katılıyor. Canlı yayında karısı bulunuyor ve karısının bir pideciye kaçtığı kendisine acı bir şekilde bildiriliyor. Adamın yaşadığı şok ve acı dakikalarca hiçbir müdahale olmadan milyonlara seyrettiriliyor. Kendisini yerden yere atıyor, belli ki psikolojisi yerle bir oluyor. Reyting uğruna adeta bir sirk hayvanı gibi insanlara izlettiriliyor. Yetinilmiyor, ana haber bültenlerine konuluyor. Bitmiyor sosyal medya mecralarına,daha fazla tık almak için iğrenç başlıklar ve fotoğraflarla servis ediliyor. Ve sonuç adam intihar ediyor! Oysa karısını arayan adamın karısı bulunduğunda, bu durum seyirciye aksettirilmeden adamla paylaşılabilir ve konu muhatapları özelinde bırakılabilirdi.

Bu yayınlar toplumun psikolojisini alt üst ediyor. Dramlar daha derinleşiyor, sorunlar genele yayılarak normalleştiriliyor. Sadece bu mesele değil, uzun zamandır aldatılan insanlar canlı yayınlarda çocuklarının kendilerinden olmadığını öğreniyor, bir de karşı tarafların pişkin tavırları ile izleyiciye servis ediliyor. Küçük bir araştırma ile bu programların dünya çapında aynı anda devreye sokulduğu görülüyor. Toplumun tüm savunma mekanizmaları aşılıp, direk özüne aileye müdahale ediliyor. İnsanın sığınağı, kabuğuna çekileceği aile mefhumu yıkılıyor! Sonuç, birbirine güvenmeyen eşler, çocuklar, anne, babalar...

Bugün bu durum bir cana mal oldu, ancak sayılar artacak. İnsanlar intihar ediyor ve bu normalleşiyor. Çok uzun olmayan bir zaman sonra toplum intihar edecek. İntihar, failsiz bir eylem olduğu için suçlu aranmıyor. İntiharın eşiğindeki toplum, çöken sosyolojik bağışıklık sistemi her manipüleye hazır hale gelmiş oluyor.

Belki de bu tahlil için geç kalınmış olabilir. Belki de intiharın eşiğindeyiz ve ölmek üzereyiz!

Bu, toplumun intihar ettiği anlamına mı gelecek yoksa özellikle intihara sürüklendiği anlamına mı...?

Ya da o adam intihar mı etti yoksa özellikle intihara mı sürüklendi...?

Ahmet Yenilmez Diğer Yazıları

Kendimize dikkat edelim!

28 Haziran 2022

Meğer bu projeymiş!

26 Haziran 2022

DOĞA İLE ŞAKA OLMAZ

23 Haziran 2022

Hafızayı diri tutmak lazım

21 Haziran 2022

Yalnız Kurt yenilmemeli!

19 Haziran 2022

Bu havalar nasıl havadır ahali?

14 Haziran 2022

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca hazırlanan aydınlatma metnimizi okumak için buraya, mevzuata uygun çerez politikamızla ilgili detaylı bilgi almak için buraya, gizlilik politikamızla ilgili detaylı bilgi almak için buraya tıklayabilirsiniz.
closeX