• BIST
    1283.58
  • Dolar
    7,8215
  • Euro
    9,3408
  • Altın
    446,5570
0530 708 54 54
0530 708 54 54
SON DAKİKA

YAZARLAR

İnsanlığımızı kaybetmeyelim!

Olaylara herkesin baktığı gibi bakamama problemim var benim, ne yapayım?

Altındaki hikâyeyi merak ederim, öğrenirim, yetmez bir başka açıdan bakıp, biraz başkalaştırıp yeni bir şeye dikkat çekerim!

Aslına bakarsanız, benim işim de bu!

Ayna tutar, ‘’Şöyle bir kendine bak, kendine bir çekidüzen ver’’ derim, en azından demeye çalışırım!

Dinleyen dinler ya da dinlemez, o benim problemim değil, çünkü ben o aynayı tutmak zorundayım!

Hele hele ortada bir insan cenazesi varsa, yani kendisi hakkında, ‘’O konu, öyle değil’’ diyecek imkanı da yoksa ve ben de hikâyenin aslını biliyorsam susmam!

Dahası kimselerin bilmediği ya da çok az sayıda insanın bildiği şeyleri biliyorsam, susmam!

1980’li yıllarda Buca Muradiye Camii İmamı Ahmet Hoca Efendiden merhum Halil Esendağ, Selçuk Duracık’ın idamını dinlediğimde de susamadım!

Döneminde, 67 vilayeti yasaklara engellemelere rağmen defalarca dolaşıp, yetmeyip Batı Avrupa’da en az 50 noktada sahneleyemezdim!

Sağlığıma mal olsa da, ‘’Bu ülkede neden Çanakkale Savaşı’’ filmi çekilmediğini öğrendiğim an çekmeliydim.

Gün gelir de böyle bir ihtimal hayata geçtiğinde ilk işim Kınalı Kuzular isimli diziyi çekmek olmalıydı, o da oldu!

Her ne kadar 10 yıl 81 vilayette, ‘’Merhum Mehmet Akif Ersoy’un İstanbul Beyoğlu İstiklal Caddesi Mısır Apartmanı’ndaki daire Mehmet Akif Ersoy Müzesi olmalı’’ dememe rağmen lütfedilip, ‘’Bak istedin yaptık! Buyur’’ dememiş olsalar da ben unutulmaya yüz tutmuş Akif’i, ‘’Safahat’’ isimli oyunla, 10 yıldır 81 vilayet yetmedi Kosova Makedonya ‘lara kadar gitmezdim!

Derdim sanat manat değildi!

O dönemde, cezaevinden henüz çıkmışken yanı başımda, MHP Ülkücü Kuruluşlar Davası en küçük sanıklarından 7,5 yıl cezaevinde yatmış, daha çocuk yaşta uğruna ölmeyi göze aldığı vatanına askerlik yapamayacak derecede sağlığını kaybetmiş, Ramazan Akgün vardı!

35 senedir, her yüzüne baktığımda, 16 yaşındaki bir çocuğun işkence altındaki yüzü gelmiştir, gözlerimin önüne!

Sayın Yunus Meral’i de, “Kırılan Güller” turnesinde Kayseri’de kendisi Kayseri Cezaevi’nde kaldığı dönemde, kulise gelip karşıma dikildiğinde gözlerinden ve evladını önüme atarak, ‘’Oğlum! emrinizde’’ dediği günlerden tanıdım!

Dert ettim bunları derbeder oldum!

Derbederliğimin ateşi ise, ‘’vefa’’..!

Vefa ölmemeliydi!

Allah muhafaza eğer vefa ölürse, insanlığımız ölür!

‘’Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır’’ sözü boşuna söylenmemiş!

Oradaki kahve, Türk Kahvesi!

Bu vefa da Türk Vefası!

Bugün, dünyadaki en güçlü Türk Devleti’nin başbakanlığını yapmış Mesut Yılmaz Bey’i uğurluyoruz!

Ölüm haberi duyulduğunda, sosyal medyadaki yakışıksız paylaşımlar dikkatimi çekti!

Başkalarının ne hesabı var bilmem, ama en çok da merhum Muhsin Başkan’a gönül vermiş kardeşlerimin mesajları beni çok üzdü!

Nedeni de 28 Şubat!

Durun bi dakka..!

Sebep buysa, biz 28 Şubat’ta kim nasıl durdu çok iyi biliriz!

Sakın her siyaside veya fanide merhum Muhsin Yazıcıoğlu duruşunu beklemeyin!

O tekti ve onun için Kocatepe Camii'nde, aldığı oyun 3 katı cemaat vardı!

Kimseler muhatap olmayıp, ittifaklarını yapıp, merhum Muhsin Başkan ve 8 arkadaşını (birisi Anavatan Partisi’nde kalmıştı) meclise sokmamışken, merhum Mesut Yılmaz ittifak etme yürekliliğini göstermiştir!

15 Temmuz Başarısız İşgal Girişimi sonrası kimi siyasetçilerimiz yaşananlara tiyatro derken, o Amerika’ya, Avrupa’ya Türkiye’yi anlattı!

Hem de kanserle boğuşurken..!

Üstelik, oğlunun intiharının acısını yaşarken, eşinin de tedavi gördüğü günlerde..!

Merhum Mesut Yılmaz Bey Adapazarı, Bolu, Gölcük, Kocaeli, İstanbul’un bir kısmını yerle bir eden, binlerce insanımızı kaybettiğimiz deprem sırasında başbakan idi!

Bir başka deprem sonrasında da yolculuyoruz..!

Ölüm hep var!

Beden ölse de vefa ölmemeli!

Vefa ölürse insanlık ölür!

İnsanlığımızı kaybetmeyelim!

Ahmet Yenilmez Diğer Yazıları