Ahmet Yenilmez


Hafızamızı Kaybediyoruz!

"Biz bir hikaye yaşıyoruz. Hazreti Adem (as) ile başlayıp, bize kadar devam etmiş, bizden sonrası da devam eden bir hikaye. Arkadaşlar, Kuran-ı Kerim'i hikaye diliyle okumazsanız anlayamazsınız! Hikayenin olmazsa olmazı zaman ve mekan dili!" Bu sözleri, "Deli Yürek" efsanesi yıllarında duymuştum, merhum Ömer Lütfü Ustamdan.

Ruhun şad, mekanın cennet olsun büyük Usta!

Ah, o 2009 senesi yok mu?

O sene, bu ülkenin, bu milletin, bu devletin yeri hala doldurulamayan iki değerini aldı!

Kim bilir, belki de birisi gidince diğeri kalamadı!

Muhsin Yazıcıoğlu 25 Mart 2009'da aramızdan ayrıldı, Ömer Lütfü Mete 18 Kasım 2009'da...

İster siyaset, ister devlet, ister millet, hangi açıdan bakarsanız bakın, tüm yaşadıklarımıza bir nebze ara verip, " Muhsin Yazıcıoğlu ve Ömer Lütfü Mete yaşasaydı, acaba bugünkü Türkiye'de, siyasetten devlete, devletten millete, televizyondan sinemaya nasıl bir halin içerisinde olurduk?

Mesela, 15 Temmuz 2016'da merhum Muhsin Yazıcıoğlu sağ olsaydı...!

Mesela, bu yıl Şuşa Türk Dünyası Kültür Başkenti...

Mesela, Merhum Ömer Lütfü Mete, Şuşa'da bir atölye açsaydı...

Mesela, yanıbaşında da Sayın Osman Sınav'ın atölyesi olsaydı...

Mesela, Türk Dünyası'nın sanatçıları o atölyelere katılmazlar mıydı?

Eğitimli, kalitesi yüksek Türk Devletleri Teşkilatı devletlerinin sanatçıları ile Ömer Lütfü Mete hikayesi Osman Sınav üslubu birleşmesinden doğacak bir dizi şu anda dijital kanallardan birinde oynamaz mıydı?

Hatırlayın, Deli Yürek dizisini...

Size abartılı gelebilir belki, ama 15 Temmuz'da tankların üzerine yürüyen gençlerin yaş ortalamasına bakın, yapın hesabı!

Geçtiğimiz Pazar, İzmir 'in Dikili ilçesindeydim.

İzmir'in Dikili ilçesini bir Marksist'e ya da Marksist Leninist Stalinist ayrılıkçı eli kanlı terör örgütü sempatizanı zamane gençlerine sorsanız, hemen hemen kahir ekseriyeti bilir!

Düşünün, 12 Eylül 'de bile kesintiye uğramamış bu örgütlerin kamplarıyla meşhur bir ilçemizdi, Dikili!

Hatta, Kominist Osman (Osman Özgüven en meşhur (!) Dikili belediye başkanlarından biridir)

Ama, İslamcı Milliyetçi, hatta liberal ideoloji nesle sorun, "Dikili, Ege Denizi'nde... İzmir'in ilçesi..." gibi cevapların ötesinde bir cevap alamazsınız!

Biliyor musunuz, Kominist Osman'ın belgeseli yapıldı!

İhaleye fesat karıştırmaktan yargılanmış, yurt dışına kaçmış Kominist Osman'ın...!

Ben ise, bir başka Dikilili ömrü Marksist Leninist Stalinist ayrılıkçı eli kanlı terör örgütüne karşı mücadele ile geçmiş, vatan, bayrak, devlet derdinden kanser olup vefat etmiş olan şerefli Türk Ordusu'nun bir asil evladı merhum Hasan Karanfil'i yad etme buluşması için Dikili'deydim.

Yaş ortalamamıza gelirsek, en küçükleri bendim, varın gerisini siz düşünün!

Hayatları, yaşantılarıyla tam bir Kuvayı Milliye kadrosu!

Bu buluşma belki de Dikili tarihinde bir ilkti!

Dikili'de işlettiği ekmek teknesi kahvehanesine MHP tabelasını asan Mehmet Akif Ersoy'un hemşerisi Efo Dayı, hemen bitişiğine de Oğlu Demir Karanfil 'e Ülkü Ocakları'nı açtırmıştı. Bizler de bu vesileyle açılan o Ülkü Ocakları'ndan yetişmiş Türk Milliyetçisi Ülkücü merhum Hasan Karanfil'i dualarla, yaşanan hikayelerle yad ettik.

Bana verdikleri sözlerle içimi umut dolduran her biri bir hikayenin parçası olan bu insanların yaş ortalamasını fark ettiğimde içimi bir korku kapladı!

Biz, hafızamızı kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyayız!

Yani, hikayemizi..!

Kendi mensubiyetim ve Dikili üzerinden anlattığım hikayeyi ülkemiz, milletimiz, medeniyetimiz ölçeğinde düşünürsek, ne kadar büyük bir kayıpla karşı karşıya olduğumuzu göreceğiz!

İşin en acısı da, tek marka değerimiz olan hikayemizi kaybetmek!

Hikaye, kimliktir, tapudur.

Bakınız, Marksist Leninist Stalinist eli kanlı terör örgütü Kandil'de tiyatro ile Kadınlar Günü kutlayarak bugünlere geldi!

Dadaloğlu vatanı bu topraklarda, rol model artık LGBT!

Eskiden kültürün her dalında başarılı olmanın olmazsa olmazı sosyalist olmak da yetmezdi Stalinist olmak olmazsa olmazdı, şimdilerde LGBT!

Dünyanın en kalburüstü kesiminin cazibe merkezi haline gelen dijital portallarda, LGBT olmazsa olmaz oldu!

Hafızamızı kaybediyoruz!

Zalimin hedef tahtasında 12'ye oturttuğu kesim 65 yaş üstü!

Hatırlayın, Pandemi sürecini (!)

Milli Savunma Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı'nın önceliği, bu millete hikayeyi öğretmek olmalı!

Yoksa, hafızamızı kaybediyoruz!