• BIST
    1325.47
  • Dolar
    7,9260
  • Euro
    9,4514
  • Altın
    460,3030
0530 708 54 54
0530 708 54 54
SON DAKİKA

YAZARLAR

Gül

Gül, gül ki gül yüzünde binlerce güller açsın

Gül bahçesi gül yüzünden sevgi topla demet demet

Sevgide güller açsın, güller sevgi dağıtsın

Sevgiyle bakıyor gül gibi görüyorsan sen bahtiyarsın...

Kapkara Mamak zindanlarında merhum Muhsin Yazıcıoğlu ne güzel söylemiş!

Baharın bir adının, “gül mevsimi” oluşu güle verilen önemi anlatmakta...

Güller bu mevsimde açtığından bahar için, “vakt-i gül, mevsim-i gül, devr-i gül” ifadeleri de kullanılır.

“Gülzar, gülşen, gülistan” gülün bulunduğu mahallerin adıdır. Gül seher vakti sabâ yelinin esmesiyle açılır.

Gül açılması baharın geldiğini haber verdiği için bir neşe ve sevinç kaynağı olduğu gibi işret meclislerinin kurulma zamanını da gösterir.

Gül rengi, şekli ve kokusu bakımından da çeşitli benzetmelere konu teşkil etmiştir.

Bunların başında onun her yönüyle Hz. Peygamber’e benzetilişi gelmektedir. Yûnus Emre’nin, “Çiçek eydür ey derviş gül Muhammed teridir” mısraında ifade ettiği gibi gülün kokusunu Resûl-i Ekrem’in terinden aldığına inanılır. Halk arasında, “Gül koklamak sevaptır” sözü de daha çok bu çiçeğin Hz. Peygamber’in sembolü olmasından kaynaklanmaktadır.

Gül koklandığında, gül yağı veya gül suyu ikram edildiğinde salâtüselâm getirilmesi, bu inanışın Müslümanlar arasında köklü bir geleneğe sahip olduğunu gösterir.

Mevlid törenlerinde gül suyu serpmek, bunun için yapılmış sanat eseri niteliği taşıyan gülâbdanların ortaya çıkmasına vesile olmuştur.

Tasavvufî sembolizmde gül ilâhî güzelliği ifade ettiği gibi Allah’ın mahbûbu Hz. Muhammed’i de temsil eder.

Bundan dolayı “verd-i Muhammedî” veya “gül-i Muhammedî” adı verilen gül şeklinde hilye-i şerifler yapılmıştır.

Öte yandan tasavvufta servi vahdeti, gül de kesreti temsil ettiği için, “serv-i gül endâm” gibi sözlerle kesret altında gizlenen vahdet anlatılmak istenmiştir.

Gül, çeşitli vasıflarıyla daha çok sevgilinin sembolü olarak kabul edildiğinden şairlerin ilham kaynağı, çiçeklerin de sultanıdır. Bu husus “şeh-i ezhâr, sultân-ı gül, hüsrev-i gül, dâver-i ezhâr” gibi sözlerle ifade edilir.

Divan edebiyatında, bakınız Yahya Kemal gül için ne diyor:

Hafız’ın kabri olan bahçede bir gül varmış

Yeniden her gün açarmış kanayan rengiyle

Gece bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış

Eski Şiraz’ı hayal ettiren ahengiyle

Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde

Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter

Ve serin serviler altında kalan kabrinde

Her seher bir gül açar, her gece bir bülbül öter.