0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

GÖLGELENEN SULTANA VEFA

Dünyanın en güçlü imparatorluklarından birinin veliahtı olarak doğdu. 8 yaşındayken babasının tahttan indirilmesi ile hapis hayatı başladı. Tecrit altında olsa da boş durmadı. Hapishanesinin camlarından izlediği dünyayı okuyarak ve dinleyerek öğrenmek için her şeyi yaptı. Artık veliaht olmasa da kendisini fazlasıyla geliştirdi. Ülkesi, liyakatsiz yöneticiler ve hükümdarın zevki sefa alemlerinde eriyip gidiyordu. Halk mutsuz ve umutsuzdu. Sonunda bir ayaklanma çıkageldi.

Hükümdarı tahttan indiren isyancılar, halefi olarak onu tahta çıkardı. Kendisinden ziyade ülkesini ve milletini düşünen bir siyaset izlemek istedi. Fakat kendisini tahta çıkaran isyancıların hükümranlığına son vermeden, planlarını devreye sokmak mümkün görünmüyordu. Kurnazca bir operasyonla isyancıların başını imha ettirdi. Bir önceki hükümdar ve isyancıların zulmünden bıkan halkı da arkasına alınca, 15.000 isyancının imha edildiği bir halk hareketiyle, iktidarı tam anlamıyla eline aldı. Kendisinden önce sefaletle kavrulan milletin gözü önünde yaptırılmış olan zevk sefa mekanları yok edildi.

Kötü yönetimler yüzünden yıkılışa geçen imparatorluğun elinden tuttu. Kendisinden önce kaybedilen toprakları bir bir geri aldı. Dışarıdaki soydaşlarının üzerlerindeki baskıları kaldırttı. Teknolojik gelişmelerden geri kalmamak için uğraştı. Havan topu üretimini başlattı. Matbaaya çok önem verdi, kitap basımlarının önünü açtı. İmparatorluğun ilk kâğıt fabrikasını açtı. Ülkenin dört bir yanında kütüphaneler açtırdı. En küçük hizmetten en büyüğüne kadar ince eleyip sık dokuyarak, liyakati en öne aldı.

Kendinden öncekilerden farklı olarak, halkın dertlerini bizzat dinledi ve derman oldu. Yaş ilerledi. Ülkesi için durmayan çırpınışları vücudu kaldıramadı, hastalandı. Yine de devlet işlerinden geri durmadı. Bu ısrarı onu yatağa mahkumiyete kadar götürdü.

Bunu fırsat bilen kardeşi, iktidarı eline almak için harekete geçmeye başladı. Dedikodular hükümdarın kulağına kadar geldi. Takati olmamasına rağmen, atının üzerine atladı ve halkın arasında ibadet etmeye gitti. Yataktan kalkamayan hükümdarın atın üzerinde olması demek, göz göre göre ölüme gitmekti. Dediğini yaptı halka ölmediğini ve tahtında olduğunu gösterdi. Hükümdarlarından memnun olan halkın içine su serpilmişti ki, Saray kapısından girdiği anda düştü ve gözleri kapandı. Dönemin hekimleri vefat ettiğini bildirdi. Cenazesi yıkandı.

Vakit kaybetmeden kardeşi tahta çıktı. İlk emir eski hükümdarın cenazesinin defnedilmesiydi. Kefenlendi ve cenazesi hızlıca kılınarak, babasının yanına gömüldü. Artık hükümdar değişmişti. Yeni hükümdarın gözüne girmek her şeyden önemliydi. Alelacele saraya dönüldü. Mezarda yalnızca genç bir hafız Kuran okumak için kaldı. Hava kararana kadar mezarın başından ayrılmayan hafız, mezardan sesler duymaya başladı. Daha dikkatli dinlediğinde, bu seslerin gömülen hükümdarın yardım çığlıkları olduğunu fark etti.

Saraya koştu. Kapıdaki görevlilere üst düzey bir yönetici ile acil görüşmesi gerektiğini bildirdi. Kendisi kızlar ağasına götürüldü. Kızlar ağasına olan biteni anlattı. Zaman tükeniyordu. Kendi başına hareket edemeyeceğini bilen kızlar ağası, durumu padişaha anlatmaya gitti.

Yıkılışı durduran, imparatorluğa kuvvetini geri getiren, iyiliğiyle, dürüstlüğüyle, vizyonuyla ve yardım severliği ile nam salan hükümdar, bu sefer toprak altında yardım istemek için çırpınıyordu. Fakat henüz ölmeden kardeşini nasıl indireceğinin planlarını yapmış olan yeni hükümdarın emri, genç hafızı anında öldürtmek oldu.

Evet, hayatı hapis ve mücadelelerle geçen, döneminin hükümdarlarının aksine kendisinden çok milletini düşünen ve bu uğurda bir hayatı heba eden Sultan I. Mahmut, yaptıklarının karşılığı olarak diri diri toprağa gömülerek vefat etti.

Tarihimizdeki yeri yeterince anlaşılmamış olan, yükseliş dönemindeki sultanlarla aynı kefede anılması gereken, kendisinden önceki ve sonraki başarısız sultanlar yüzünden Lale Devri sultanları arasında olan I. Mahmut, ne yaşarken ne de ölürken gün yüzü göremedi. Sultan I. Mahmut'u, okumak araştırmak isteyenler için Hatice Aynur'un, "Gölgelenen Sultan, Unutulan Yıllar 1. Mahmud ve Dönemi (1730-1754)" kitabını tavsiye ederim.

Ahmet Yenilmez Diğer Yazıları

Meğer bu projeymiş!

26 Haziran 2022

DOĞA İLE ŞAKA OLMAZ

23 Haziran 2022

Hafızayı diri tutmak lazım

21 Haziran 2022

Yalnız Kurt yenilmemeli!

19 Haziran 2022

Bu havalar nasıl havadır ahali?

14 Haziran 2022

Acaba…?

12 Haziran 2022

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca hazırlanan aydınlatma metnimizi okumak için buraya, mevzuata uygun çerez politikamızla ilgili detaylı bilgi almak için buraya, gizlilik politikamızla ilgili detaylı bilgi almak için buraya tıklayabilirsiniz.
closeX