0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

Dostluk… Vicdan… Düşman…

Altı şubattan beri, ne yazsak konuşsak kelimelerin anlamının kalmadığı bir dönem yaşadık yaşamaya da devam ediyoruz. Görünen o ki, bu sefer kolay kolay da unutmayacağız gibi. 14 Şubat'taki yazımda bunu belirtmiştim, bundan sonrası, "Kıyametten önce, kıyametten sonra'' diye adlandırılacaktır, demiştim. Günlerdir, nice deprem uzmanları, jeologlar türlü konuları konuştular, konuşuyorlar. Her zaman olduğu gibi, bir şeyler olduktan sonra konuşma ve korkma huyumuz hortladı ve herkes, televizyon başında uzmanların vereceği tavsiyeleri dikkatle izliyor. Ne yazık ki, sadece felaket anlarında ortaya çıkan birlik beraberlik huyumuz inanılması güç bir güce erişti ve insanın gözyaşlarını tutmasını zorlaştıracak anlara sahne oldu. Milletçe birbirimizi ne çok seviyormuşuz meğer, ben bunun böyle olduğunu hep düşünüyordum, ama gözle görülünce daha bir başka mutlu ediyor insanı. Lakin, günlük kısır tartışmalar maalesef bizleri birbirimizden uzaklaştırıyor, uzaklaştırmakla da kalmıyor düşmanlaşmış bir haleti ruhiyeye büründürüyor. Halbuki, seksen beş saniyelik bir deprem, kor halindeki bu kısır tartışmaların üzerine su boca ediveriyor ve sonuç ortada. O seksen beş saniye nice canımızı bizlerden aldı, lakin ülkemizin ne kadar güçlü, dirayetli, birbirine koşulsuz yardım etmek isteyen bir ruh halini de ortaya çıkardı. İnsan düşünmeden edemiyor, ne olur sanki, birbirimize karşı gösterdiğimiz bu sevgiyi bir felaket olmadan önce de gösterebilsek. Demiyorum ki, hepimiz Pollyanna olalım, sevgi kelebekleri gibi yüreklerimiz pır pır etsin, pespembe bir dünyada yaşayalım. Keşke böyle olsa, ama gerçeğin bu olduğunun farkında olacak kadar çok şey gördüm ve geçirdim. İnsanın fıtratı olduğu gibi, dünyanın da bir fıtratı var ve bu fıtrat böylesine bir tabloyu görmemize maalesef izin vermiyor. En azından incir çekirdeğini doldurmayacak kadar kısır tartışmalar yüzünden düşman olmasak. Hiç tartışılmasın da demiyorum, tartışma kültürü çok güzel ve gerekli bir kavram, ama keşke memleketimizin aciliyeti olan konularında en azından istişareye açık olsak. Sen osun, ben buyum kavgası çok kaybettirdi, kaybettirmeye devam ediyor. Beni çok iyi niyetli görenleriniz olacaktır, hayat yaralarımızın üzerine öylesine tuz bastı ki, iki karşıt görüş, görüş farklılığı olarak değil, düşman olarak algılamamıza sebep oldu karşımızdakileri. Bunların sebeplerine girecek olursak, anlatmakla bitmez, onun yeri de bu köşe değil. En güzel yardımlaşmalara, paylaşımlara, birbirimize destek olmaya, 6 Şubat'tan itibaren gün gün şahit oluyoruz. Çok güzel de peki, son günlerde tekrar hortlayan, insanın sinir uçlarıyla oynayan deprem bölgesine yakın şehirlerde, hatta yakın olmasına bile gerek olmadan ülkemizin neredeyse her yerindeki fırsatçıların yaptıklarına ne demeli? İnanın, kötü bir söz söylememek için, kendime hakim olmaya çalışıyorum! Günlerdir gördüğümüz birlik beraberliğin üzerine, böylesine şerefsizliklere, ahlak düşüklüklerine ne demeliyiz, ne yapmalıyız, bilemedim. Ekonomik olarak ülkemiz zor günlerden geçiyor, insanların bu ister mal sahibi olsun ister olmasın herkesin sofrasına hayatına etki edecek bir dönem geçiriyoruz. Hepsine Eyvallah da, depremzede olan ya da evi yıkılmamış, ama korkudan bir süre farklı bir şehirde kendini güvende hissedecek olan vatandaşlarımıza bu reva mı?! İstanbul'da olan ahlak dışılığı bile hala sindirememişken, hayvan bağlasanız durmayacak bir kömürlükten bozma kulübeye, 7000 TL isteyen İstanbullu hemşerilerimize iki laf edemememişken, depremi yaşayan vatandaşlarımıza bunları reva gören insan müsveddeleri, yüreklerimizi paramparça ettiler, utanmazca etmeye de devam ediyorlar! Çok merak ediyorum, ne yapacaksınız bu kadar parayı? Böylesine bir ahlaksızlığı yaptıktan sonra o parayla evlatlarınızın boğazından nasıl geçireceksiniz o lokmaları? Burada beddua etmeyeceğim, lakin, Allah yaşattığını yaşatır, sevgili ahlak yoksunu kardeşlerim. O paralar sizlere yar olmaz! İnsanın aklı almıyor, böylesine bir dönemde nasıl aklınıza geliyor, o kira fiyatlarını fırlatmak! Allah, herkesi vicdan sahibi eylesin, demekten başka bir şey de gelmiyor elimden.

Arama kurtarma ekiplerinin, madencilerimizin, emek veren herkesin ellerinden ve gözlerinden öperim. Allah, onların eksikliğini göstermesin. Kendi canlarından vazgeçerek, nasıl kutsal bir görev ifa ettiklerini inanın kelimelere sığdıramıyorum ve deprem bölgesinde gördüğüm tüm çalışanlar göz yaşlarımın sel gibi akmasına sebep oluyor. Bu depremde bir nebze olsun yüzümüze tebessüm ettiren bir şey daha var ki, o da arama kurtarma çalışmalarındaki köpekler... Deprem öncesinde maalesef, içinden çıkılamayan, yıllardır tıkanmış bir konu olan sokak köpekleri geldi aklıma. Bir taraf, sokaklar tamamen köpeklere teslim edilsin diyor; diğer taraf, hayır hepsini uyutalım, katledelim diyor. Her iki tarafın teklifi de kabul edilemeyecek şeyler. Peki, ne yapacağız bu konuyu diye soracak olursanız, inanın bilmiyorum ve ben de tıkanmış haldeyim bu konuda. Tabii ki devlet, bu konuyla ilgili depremin yaralarını sardıktan sonra er ya da geç bir karar alacaktır. Umarım insani ve vicdani kararlar alınır. Bir Alman kurdu, bir Akbaş, bir Golden Retriever, bir kırma köpek, 2 kedi ile birlikte köyümdeki ineklerim tavuklarım, kazlarımı da sayarsak hayvanlarla ne kadar iç içe olduğumu anlarsınız. Ve küçük bir yaralanmalarında bile, yüreğim parçalanırken binlerce hayvanın telef edilmesini yüreğim kaldırmaz! Haberlerde köpeklerin saldırdığı insanları özellikle çocukları görünce, hatta hayatını kaybeden çocuklar görünce de canımdan can kopuyor. Ancak, kötü bir şeyi bir başka kötü şeyle düzeltirseniz, inanın o kötülük bir zaman sonra başınıza bela getirir. Umarım, bu konular sırası gelince en uygun şekilde çözülür. Arama çalışmalarında, Meksikalı ekibin arama kurtarma köpeği olan ve çalışmalar esnasında hayatını kaybeden büyük yürekli Proteo'yu unutmayalım...

Hayırlı Pazarlar...

Ahmet Yenilmez Diğer Yazıları

Yavuz Ağıralioğlu ile hasbihal

21 Mayıs 2024

Üzücü çok üzücü

19 Mayıs 2024

İngiltere ve Japonya reddetti

16 Mayıs 2024

İadeiitibar

14 Mayıs 2024

Ebu Gureyb 2024!

12 Mayıs 2024

MİSLAV KOLAKUŠİĆ

09 Mayıs 2024

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca hazırlanan aydınlatma metnimizi okumak için buraya, mevzuata uygun çerez politikamızla ilgili detaylı bilgi almak için buraya, gizlilik politikamızla ilgili detaylı bilgi almak için buraya tıklayabilirsiniz.
closeX