• BIST
    1320.98
  • Dolar
    8,0095
  • Euro
    9,5359
  • Altın
    464,6710
0530 708 54 54
0530 708 54 54
SON DAKİKA

YAZARLAR

Dillenelim!

Yeniden şekillendirilmeye çalışılan şimdilerde adı, “Dijital çağ” olarak isimlendirilen bu yeni çağda aşikar olan gerçek şu ki, bu çağın belirleyici unsurlarının başında milli kimlik gelmektedir!

Milli kimliğin olmazsa olmazı da dildir!

Hele hele, bu, “Dijital çağ” diye ifade edilen bu çağın alfabesi neredeyse emojiler olmuş ve geçmişte önem arzeden İngilizce’nin yerine yeni bir alfabenin, yeni bir dilin yerleştirilmeye çalışıldığı gerçeği de konunun ehemmiyetini çok daha arttırmaktadır!

Hele hele devlet olarak tüm medeniyetlere beşiklik yapmış bir vatan coğrafyasında yaşıyorsanız ve dünyanın her bir köşesine serpilmiş üç yüz milyon kan kardeşiniz varsa, dil sizin için ekmek su hava kadar önemlidir !

Bitmedi..!

Dilinizi koruyup geliştirip, çağa göre her şeyinizi kendi dilinizde yenileyip kendi insanınıza aktarmak zorundasınız da!

Ve de dilimizi, insanımıza özellikle de genç neslimize öğretip, ilk önce dinimizi öğrenip, sosyolojik kavramları yeniden tanımlayıp değerlendirmelerimizi buna göre yapmalıyız!

Bunu yapamazsak, son üç yüz yılda yaşadığımız asimilasyonu korkarım ki, yeni çağda da yaşayıp, bir yok oluşla karşı karşıya kalacağımız aşikardır!

Bunun ne denli önemli olduğunu medeniyetimizin ve kültürümüzün abide şahsiyetlerinden İsmail Gaspıralı (1851-1914) “Dilde birlik , fikirde birlik, işte birlik” diye veciz bir şekilde ifade etmiştir.

Bu zamana kadar kah sadeleşme adına, kah dilimize gereken önemi vermediğimiz için, içte birbirimizi anlayamaz hale geldik, anlaşamadık, anlaşamayınca da kavga ettik!

Dolayısıyla da on bin şehit ile bitirdiğimiz Milli Mücadele sonrası, son kırk yılda yüz bin kardeş birbirimizi boğazladık!

Bugün, içte ve dışta uğraştığımız tüm musibetlerin sebebi, milletleri millet yapan olmazsa olmaz olan dilimize gereken önemi vermeyişimizdir!

Bırakınız anlayabilmeyi, millet olarak milli manifestomuz İstiklal Marşı’mızın anlamını bilmeden okur hale geldik!

Buna bir de anayasasını, kanunlarını anlayamayan bir millet olmayı eķleyin..!

Bu durum da yüreklerin toplu vurmasını engellemiş, birbirimize kenetlenmemize vesile olması gereken değerlerimizde ayrışma, kavga nedeni olmuştur!

Bütün bunları neden yazdım ?

Ülkemizin hatrı sayılır televizyon kanallarında anlı şanlı programlarımızı, siyasilerimizi dinledikçe, tüylerim diken diken oluyor da ondan!

Hemen hemen hepsi, anlatmak için değil de anlaşılmamak için konuşuyorlar, çok sıkıntıya düştüklerinde de hemen İngilizce’ ye sarılıyorlar!

Bu isimlerde Prof., Paşa ibareleri de olunca milletimiz, “Adam, okumuş adam koskoca prof “ diyor ve sadece bakakalıyor!

Netice olarak, altımızdan vatan çekilirken, bir de içimizdeki ayrık otları harekete geçiyor!

Baksanıza Allah aşkına!

Ülkemizin en eski partisi, hatta Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurucu Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ‘ün kurucu genel başkanı olduğu CHP’nin danışmanı sıfatında bir zat, sosyal medyada Cumhurbaşkanlığı Külliyesi fotoğrafıyla, “Burayı üniversite yapacağız. Adı ne olsun?” diye paylaşabiliyor!

Hem de iki gün önce..!

Hay dilini eşek arısı soksun diyeceğim, bu dili eşek arısı da lütfedip sokmaz ki!

Mücahit(!) adlı bu zat, (en iyisi ben terbiyemi bozmayayım) ne adının anlamını ne tarihini ne de devlet geleneğinden haberdar!

Papağan gibi eğiticisinin kelimeleriyle zehrini kusuyor!

Sahi, siz hiç Beyaz Saray ya da Kremlin için, “Burayı üniversite yapacağız. Adı ne olsun” diyen bir siyasi ya da siyasi danışman bildiniz, duydunuz mu?

Hülasa, “dil” siziz bir an önce, “dil”lenelim!

Dilimde tüy bitse de ben bu konuyu dillendireceğim!