Ahmet Yenilmez


Yayın Tarihi:

03 Şubat 2022 Perşembe 07:03:00

DEVRAN DÖNÜYOR

Dünya, uzun zamandır cihan harpleri gibi, iki büyük blok arasında bir savaş yaşamadı. Birinci ve ikinci Cihan harplerine baktığımızda arasındaki sürenin çok uzun olmadığını görüyoruz. Fakat ikinci cihan harbinden sonra, öyle bir sömürü düzeni kuruldu ki, altmış küsur yıldır dünya çapında ülkelerin katıldığı bir harp yaşanmadı. Şu aralar sular sanki ısınmış gibi duruyor. Uluslararası ekonomik ilişkileri takip edince, yüz yıldır dünyayı Amerika'dan sömüren küresel oligarşi artık yavaş yavaş Amerika'yı terk ediyor. Dünya, salgın ve küresel ısınma gibi suni gündemlerle meşgul olurken, sermaye doğuya kaymakta. Bu durum aslında uzun süreli bir döngüden ibaret. Sermaye iki yüzer yıllık aralarla dünyayı bir doğudan bir batıdan yönetiyor. Doğunun gücü 1800'lerde yok olurken, yükselen bir batı vardı, artık o da vadesini doldurmak üzere.

Sermaye yöneldiği yeni coğrafyasında düzenini kurarken, terk ettiği topraklarda ne oluyor diye bakarsak görüyoruz ki, oralar kana, gözyaşına ve acımasız bir sömürüye maruz kalıyor. Son iki yüz yıldır doğu coğrafyasından az önce saydıklarımız eksik olmuyor. Tekerrürü bir alışkanlık haline getirmiş olan tarih, önümüzdeki iki yüz yıllık periyodun da nasıl geçeceğini az çok gözler önüne seriyor. Zenginken geçinmek de ilişkileri olumlu götürmek de kolaydır. ABD dediğimiz devletin adı Amerika Birleşik Devletleri'dir, yani 50 tane devletin bir olup, büyük bir federasyon kurması ile oluşmuştur. Sermaye de bu birleşik devletlerin arkasında durduğu sürece, güllük gülistanlık bir şekilde dünyanın jandarmalığını yaptılar. Ama artık kartlar yeniden dağıtılıyor. Sermaye doğuya kaydığında, acaba bu devletler birbirlerine bu kadar sağlam bağlı kalabilecek mi? Şimdiden bile bazı çatlak sesler duyuluyor. Teksas, ABD ekonomisini tek başına sırtladığını ve artık bu durumdan rahatsız olduğunu belirtiyor ve her geçen gün bu seslenişini biraz daha artırıyor.

Dönelim bu tarafa, Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenski son demecinde, "Bu Ukrayna ve Rusya Savaşı olmayacak. Bu bir Avrupa savaşı olacak. Tam teşekküllü bir savaş." ifadesini kullandı. Aslında söylediklerinde haklı, uzun zamandır ABD Ukrayna'nın Rusya ile ilişkilerinde büyük abisi gibi hareket etti. Ukrayna da abilik vazifesini yerine getirmesini bekliyor. Dönelim Rusya'ya Dünya'nın ikinci büyük ordusuna sahip devlet yanı başına çöreklenen Nato kuşatmasının farkında ve bunun için önlemlerini almaya çalışıyor. Herkes, kendi ülkesinin çıkarları için koşturuyor aslında. Tabi son dönemde karşılıklı tahrikler çoğaldı. Rusya'nın Kırım'a müdahalesi ve karşısında ABD'nin Balkan ülkelerine askeri yığınak yapması suyu iyice ısıtan hamleler!

Malum dünyada işler algı yönetimi ile işler, uzaya insan gönderdim dersin, diğer ülkeler bunlar uzaya çıktıysa savaşta neler yapar, diyerek korkar. Atom bombası attım dersin, düştüğü sıfır noktasında bile hasar almamış yapılar olmasına rağmen, kimse arkasını sorgulamadan inanır. Yüzde doksanı ahşap yapıya sahip Hiroşima ve Nagazaki şehirlerinin yanarak yok olması ve beton yapıları ayakta kalmasına rağmen, tek tuşla seni yok edebileceği korkusuna kapılır gider. (Bu konuda gazeteci Murat Soydan'ın atom bombası ile ilgili yazısını okumanızı tavsiye ederim.) Rusya'nın olası bir Ukrayna müdahalesinde, Amerika'nın dışarıda kalması Amerika'nın karizmasının epey çizilmesine sebep olur, zaten uzatmaları oynayan dünya hamisi rolünü yerle bir eder. Artık diğer devletler arkasına Amerika'yı alarak, tamamen güvende olmayacağını net bir şekilde anlamış olur. Zaten bunun ayak sesleri de ufaktan kendini gösteriyor. Arap devletlerinin Türkiye ile sıcak ilişkiler kurmaya başlamalarından da bu anlaşılabiliyor.

Böyle bir durumda, içeriden gelecek bir çatırdama da çok hızlı bir değişimin habercisi olur. Unutmayalım ki, bundan 200 küsur sene evvel Bağdat, Şam, Musul ve benzeri Ortadoğu şehirleri, bugünün New York'u, Los Angeles'ı gibiydi. Devran dönüyor gibi ve teknoloji ile birlikte, artık zaman daha hızlı akıyor. Şimdinin birleşik devletlerinin, geleceğin orta doğusu olması 100 seneyi bulur mu, tartışılır. Rahmetli Oktay Sinanoğlu Hocamızın da deyimiyle "Azmanistan"ı iyi bir son beklemiyor. Tüm bunlar olurken, Türkiye nerede olur? O da önümüzdeki Perşembe gününün konusu olsun. Fakat şunu söylemeliyim ki, olur da Amerika güçten düşerse, dünyanın jandarmalığını yaparken işlediği bütün günahların ihalesi, olan bitene zerre etkisi olmayan Amerika halkına kalacak gibi görünüyor. Geleceğin güçlerinin yapması gereken ise geçtiğimiz yüzyılda yapılan zulümlerin müsebbiplerini doğru teşhis etmek ve Doğu'nun ve Batı'nın Rabbi'nin emrettiği gibi, adaletle hareket etmek olmalıdır. Hoş, geleceğin güçleri demişken, aklıma güzel Türkçemizin güzel bir atasözü geldi, "Gelen gideni aratır." !

Kalın sağlıcakla...