Ahmet Yenilmez


"ÇOCUKLARI KÜÇÜK KURŞUNLA ÖLDÜRÜRLER DEĞİL Mİ ANNE?"

Dünya kazanını kaynatma planlarının iyice kızıştığı şu dönemde, yıllar öncesinden yapılan ve insanlara komplo teorisi gibi gelen olaylar bir bir gerçekleşmeye başlıyor. Rahmetli Aytunç Altındal'dan tutun da rahmetli Oktay Sinanoğlu'na, hatta Necmettin Erbakan da dahil olmak üzere birçok rahmetli aydınımız bugünlerin geleceğini her fırsatta anlatmaya çalıştı. Şer odaklarının her biri, kendi ayrı çıkarları için, aynı ortak planda birleşerek senaryolarını devreye sokmuş durumda. "Armageddon Savaşı" sözünü Ramazan Kurtoğlu Hoca'dan sıklıkla duymuştuk. Kutsal kitaplarında geçen ve Ortadoğu (Türkiye'nin Güneydoğu'sunu da kaplayacak şekilde) coğrafyasında gerçekleşeceğine inandıkları meşhur büyük savaş... İnsanın aklına savaş gelince, eski savaşlar gibi kısa bir sürede bitecekmiş hissi uyanıyor, lakin uzun zamandır savaşlar senelerce sürüyor. Birçok analist İsrail Filistin savaşını, "Armageddon Savaşı" nı başlatacak kıvılcım olarak değerlendiriyor. Meşhur savaş belki de başladı ve tam da ortalarındayız. Yahudilerin Kutsal Kitabı'nda geçen hikaye şu şekilde;

"Altıncı melek tasını büyük Fırat Irmağı'na boşalttı. Gündoğusundan gelen kralların yolu açılsın diye ırmağın suları kurudu. Bundan sonra ejderhanın ağzından, canavarın ağzından ve sahte peygamberin ağzından kurbağaya benzer üç kötü ruhun çıktığını gördüm. Bunlar doğaüstü belirtiler gerçekleştiren cinlerin ruhlarıdır. Her şeye gücü yeten Tanrı'nın büyük gününde olacak savaş için bütün dünyanın krallarını toplamaya gidiyorlar. ......Üç kötü ruh, kralları İbranice Armageddon denilen yere topladılar. Yedinci melek tasını havaya boşalttı. Tapınaktaki tahttan yükselen gür bir ses, "Tamam!" dedi. O anda şimşekler çaktı, uğultular, gök gürlemeleri işitildi. Öyle büyük bir deprem oldu ki, yeryüzünde insan oldu olalı bu kadar büyük bir deprem olmamıştı. Büyük kent üçe bölündü. Ulusların kentleri yerle bir oldu. Tanrı büyük Babil'i anımsadı, ona ateşli gazabının şarabını içeren kâseyi verdi..."

Vahiy 16: 12-21

Devamında ise, Kitabı Mukaddes'e göre şöyle;

Kitab-ı Mukaddes'e göre, Armageddon eski düzenin sonu ve yeni düzenin başlangıcını oluşturan bir dönüm noktası olacak, Atanmış Kral (Mesih) Armageddon'dan sonra yeryüzünde 1000 yıl kral olarak hüküm sürecektir. Kitabı Mukaddes'e göre, Armageddon'da hayatta kalacak insanlar, Atanmış Kral'ın yönetiminde yeryüzünü cennete çevirecekler ve eski dünyanın bütün dertlerinden uzak sonsuz bir yaşama kavuşmuş olacaklar. Armageddon Savaşı, eski düzenin yeryüzüne çevre kirliliği, türlerin yok edilmesi, savaşlar, terör gibi çeşitli şekillerde verdiği tahribatı engellemek ve Dünya üzerindeki düzeni ve yaşamı insanlar için yaşanabilir kılmak amacıyla, tamamen yenilemek için yapılan son savaştır. Armageddon'dan sonra bir daha savaş olmayacak, tersine yeryüzünde tam bir barış ve güvenlik hüküm sürecektir.

Farkettiyseniz, yukarıdaki alıntıladığım metinlerde geçen birçok kelime ve kavram artık dilimize yabancı değil. Zaten, çoğunun insan eliyle gerçekleştirildiğine eski yazılarımda yer vermiştim. Değerlendirmeyi sizlere bırakıyorum.

Artık, çocukları kurşunla da öldürmüyorlar. Hamas'ın ani baskını sonrası, şu anda Filistin üzerine savaş suçu olarak geçen fosfor bombası yağdırılıyor. Netanyahu açık açık, yaşlı kadın, çocuk demeden katliam yapacağız, hiç kimse bir şey yapamayacak, diyor. Gerçekten de herkes kınayarak izleme moduna geçti. Bizim sinema filmi çekerken kurgusunu çekmeye çekindiğimiz sahneler, her gün sosyal medyadan önümüze düşüyor. Çocukların yakılarak öldürülmesini izlemeye alışmış bir dünyada yaşıyoruz! Yeryüzünden katliam eksik olmuyor. Kıbrıs'ı, Ruanda'sı, Bosna'sı, Arakan'ı, Suriye'si, Doğu Türkistan'ı, Irak'ı, Filistin'i derken liste uzuyor gidiyor. Sanki dünyadan katliamlar, çocuk ve sivil ölümleri eksik kalırsa, birilerinin düzeni bozulacak gibi. Dünyanın geri kalanı da ona dokunmayan yılanları televizyon ekranından izleyerek kınaya kınaya üzülüp, psikolojisi bozulmadan televizyonu kapatıyor yada dizisine geri dönüyor. Neyse, daha fazla tutmayayım. Kalın sağlıcakla.