Ahmet Yenilmez


Yayın Tarihi:

18 Ocak 2024 Perşembe 07:22:00

CAMCI GELDİ HANIM!

İnsan sağlığı konusunda, birçok değişken durum söz konusudur. Günümüzde sağlık ne yazık ki, artık ticari bir sektör haline gelmiştir. Sanırım, insanlık tarihinin en ilaca bağımlı yaşayan nesli şu anki nesil gibi görünmekte. Bu da uluslararası ilaç üreticilerinin servetlerine servet katmaktadır. Adeta sağlık sektörünü de ele geçirmiş durumdadırlar. Bu konuda, çok ilginç bir durumdan bahsetmek isterim sizlere;

Tedavi amaçlı ilaçları üreten uluslararası birkaç firma, aynı zamanda hamilelik dönemi, yeni doğan dönemi ve çocukluk dönemlerinde uygulanan önleyici tedavi olarak geçen aşı uygulamalarını da üretmektedir. Bu büyük firmaların en büyük ortakları ve maddi destekçileri de küresel zenginler denilen küçük bir zümredir. Dolayısıyla, sağlıklıyken uygulanan önleyici tedavi uygulamalarını üretenlerle, sağlığınızı kaybettiğinizde size ilaç satacak olan şirketler aynı şirketlerdir! Hatta, söz konusu bu şirketler yaptırdıkları araştırmalarla sağlık akademisine ve öğrenimine yön vermektedir.

Aklıma, Kemal Sunal'ın rol aldığı bir film geldi. Filmde sokak sokak gezerek camcılık yapan Kemal Sunal, gireceği sokaklara öncesinde küçük çocuğunu yollar, evlerin camlarını taşlatırdı. Sonra da camları kırılan sokaklara girerek, "Camcı geldi hanım..." diye bağırırdı.

Ayrıca, söz konusu bu şirketlerin ülkeler çapında dava edilip, tazminatlara mahkûm edildikleri onlarca davalar söz konusudur. Fakat alanlarında tekel olmaları ve maddi güçleri sayesinde, bu konular fazla ön plana çıkartılamaz.

Son dönemde pek çok aile, bu gibi durumları fark edip küresel şirketlerin yönlendirdiği sözde modern tıptan sıyrılarak, kadim geleneklere yönelmiştir. Bunu da birilerinin söylediği gibi cehaletlerinden değil, çoğu insandan fazla araştırarak edindikleri bilgiler neticesinde görmüşlerdir. Keza, Canan Karatay, Serhat Fındık, Bilgehan Bilge ve Alişan Yıldıran gibi isimlerini sayamadığım alanında dünya çapında isim yapmış birçok hekimimiz de bu fikirleri desteklemektedir.

Yeni doğan bebeklerden topuk kanı alınması meselesi de bu durumlar arasındadır. Birçok aile, gerek hamilelik döneminde anneye gerekse doğduktan sonra çocuğa sağlıklarında gözle görülür herhangi bir problem olmadığı sürece aşı, k vitamini ve topuk kanı gibi uygulamalar yaptırmayı reddetmektedir. Özellikle, pandemi sürecinden sonra ortaya çıkan, yapılan tahlillerin kesinliklerindeki tereddütler ve uygulanan önleyici tedavilerin yan etkilerinin ağırlıklarından sonra, insanlar haklı olarak bu gibi kararlar vermişlerdir. Bu konuda, birçok aile anayasal haklarını kullanarak bu uygulamaların yapılmasını engellemiştir. Konu ile detaylı bilgi sahibi olmak isteyenler Prof. Dr. Alişan YILDIRAN Hoca'nın 28 Temmuz 2022 tarihli, "Bebeklerde Topuk Kanı Neden Verilmemeli?" makalesini okuyabilir.

Tüm bunların yanı sıra sarılık için el üzerinden alınan kanlar varken, topuktan kan alma ısrarı nedendir bilinmez. Bu gibi durumlar aklıma, yıllar önce Oktar Babuna tarafından yapılan kan verme kampanyasını getiriyor.

Yazımı, Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanı Saygıdeğer Dr. Fahrettin Koca'nın 15 Eylül 2021 tarihindeki şu konuşması ile bitireyim:

"En kutsal emanet olan bedenimize kişinin ya da velisinin rızası dışında hiçbir işlem tesis edilmesi mümkün değildir. Konu salgın hastalık bile olsa bu böyledir." Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca

Kalın sağlıcakla.