• BIST
    1328.73
  • Dolar
    7,8187
  • Euro
    9,3602
  • Altın
    449,5470
0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

Buyurun size Corona'nın aşısı!

Kim hangi kapıyı açmak istiyorsa, hemen hemen her kapıyı açan bir maymuncuk ya da her vidayı sökecek bir İngiliz anahtarı mıdır?

Farkında mısınız, üç ay önce bize tarifi yapılan Corona ile bugünkü tarifi yapılan Corona arasında dağlar kadar fark var!

İşin başlangıcında hava sıcaklığının 30 derecelere çıkacağı yaz aylarına kadar dişimizi sıkar, ellerimizi

20 saniye yıkayıp bir de kolonya ile ellerimizi dezenfekte edersek kurtulacağımız melanetken artık, bırakın sıcaklığın 30 dereceye çıkmasını, 60 derece sıcaklıktan yıllarca sürecek sosyal mesafe ve maskeye mahkum bir hayat sürmekle, karşı karşıyayız!

Biri de çıkıp şu zamanda biter ya da aradan şu kadar zaman geçince, sayıca düşer, biter de demiyor!

Alın bir de komplo teoricilerinin, komplo teorilerini koyun üstüne..!

Bitmedi...

Dünyanın en süper gücü ABD’nin de karışıp, allak bullak olması...

Biraz nefes alma ümidi belirirken, ilk vakanın çıktığı Çin’de yeni yeni vakaların görülmesi...

Gidişatı kalem kalem yazmaya devam etsem, ne bu sütun ne de sayfalar yeter!

Yoksa, dünya ve insanlık gittikçe ümitsizliğin ve çaresizliğin kucağına mı itiliyor ?

Bütün bu gidişattan, bu fakirin kesin olarak emin olduğu bir şey varsa, o da birileri filler misali çok fena tepiniyor ve sadece bir ülke , bir kıta değil tüm dünya insanlığı çimenler misali eziliyor!

İşte, bendenizi de korkutan da budur!

Kendi kendimiz kandırmayalım derim, ortada dünyanın ve dünya insanlığının hafızasında olmayan dahası dünya ve dünya insanlığının hafızasının anlamlandıramadığı bir savaş var!

Bu savaş öyle bir savaş ki, ne taraf ne sınır, ne din, ne dil, ne ırk, ne de renk tanıyor, dahası rengi, dini, dili, ırkı hakkında da bize zerre ip ucu vermiyor!

Ne dili, ne dini olmayan dünyanın ve dünya insanlığının bilgi ve hafıza birikimi de bu düşmanı tanımlandıramıyor!

Bu durum karşısında da dünya ve dünya insanlığı, var olduğu günden beri çok iyi tanıdığı, hemen hemen her şeye çare bulup da bir türlü çaresini bulamadığı ölüm korkusuyla teslim alınıyor.

Burada bir lahza duralım...

Ölüm!

Yani, tarifini yapamadığımız bu düşmanın bize karşı kullandığı, pozitif bilimin insanlık var olduğu günden bugüne kadar çaresini bulamadığı, bu dünyaya dair tek gerçek!

Gelin, bize karşı kullanılan şu ölümü, Mevlana bakın nasıl tarif ediyor: “ Şu dünya yüzündeki hayat, aslında bir ölümden ibarettir. Bizi korkutan ölüm de hakikatte, hayattır! Bunu ters düşünmek, yani ölümü, bir başka aleme doğmak değil de yok olup gitmek gibi sanmak imansızlıktır! Eğer Hak, ten hanesini yıkarsa, sakın inleme, şikayet etme! Şunu iyi bil ki aslında sen, ten zindanında mahpussun; ölüm gelip de orası yıkılınca kurtulacaksın.”!

Şimdi şu soruyu soralım kendimize, bizim korktuğumuz ölüm mü yoksa ölümün ne olduğunu unutmuş olmamız mı?

Eğer, ölümse bizi korkutan, Corona ‘dan önce de her şeyden önce de iki saniye sonramıza bile hakim olamadığımız bir hayat gerçeğini unutmayalım!

Başkasını bilmem, ama biz müslümanların yapacağı belli, ya inandığımız gibi yaşayacağız ya da yaşadığımız gibi inanıp ölümden korkacağız!

Buyurun size Corona’nın aşısı...

Ahmet Yenilmez Diğer Yazıları