Ahmet Yenilmez


Bugün ne yazılır?

Bugün ne yazılır diye düşündüğümüzde, aslında fazla da düşünmeye gerek olmadığını görebiliriz, zira yazılacak konu belli!

Deprem!

Yazılmalı yazılmasına da nasıl yazılmalı?

Aslına bakarsanız, yazılmadık kelime, söylenmedik söz kaldı mı ki?

Ne güzel demiş Fuzuli, "Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil...

Çektiğim âlâmı bir ben, bir de Allah'ım bilir..."!

Çeken, acıyı çeken bilir!

Yanan yüreğin yangınını yüreği yanan bilir de gerisi yalan bilir!

Hadi, eskileri unuttuk da daha bir yıl önce bugün olanları da mı unuttuk?

6 Şubat' ta yanan yürekler, 7 Şubat' ta adeta dağlandı!

Dile kolay, 11 il...!

Ne olduğunu ne yaşandığını, 3. gününde giderek bizzat yerinde gördüm ve bu bir deprem değil, bu bir kıyametti! Eğer, buna sadece deprem dersek, yaşananları anlatamayız, demiştim.

Ve anlatamadık da...

Sizce, kıyamet anında dini, dili, ırkı ne olursa olsun, insanlığa ibret olacak onca yaşananlardan bile ders aldık mı?

Mesela, Kahramanmaraş' ta itfaiye eri kardeşimin yıkıntı altındaki evladına, "Oğlum bekle geleceğim" deyip başka canları kurtarmaya koşup, tekrar dönüp oğlunu kurtarması...!

Var mı, bundan büyük bir ibret!

Acıyı yaşayanlar, o şartlarda evlattan bile vazgeçebildiler!

Ya biz...?

Ya, 31 Mart seçimleri de olmasaydı, konu ne kadar gündemimizde olacaktı acaba?

İşin çirkin tarafı ne biliyor musunuz ?

Hala, geçinenler sınıfının bunca yaşananlara rağmen, yüzsüzlüklerine devam ediyor olmaları...

Hala, şu seçimde ne yaparım da bunu "oy" a çeviririm gayretleri!

Depremin ilk anında, yollar yedi sekiz metre yarılmış, havaalanları kapanmış, limanlar alevler içindeyken bile, devleti itibarsızlaştırma çabaları!

Şimdi de bir başka şekliyle devam ediyor, bu hal!

Bu yaşananların, sadece tek bir iktidarın eksikliği olmadığını bile bile, yapılan yüzsüzlükler!

Evet, bizden önceki nesiller de dahil olmak üzere hepimiz suçluyuz!

Bu gerçeği bilerek işe başlamaktan da başka çaremiz yok!

Vesselam ...