• BIST
    1320.98
  • Dolar
    8,0063
  • Euro
    9,5379
  • Altın
    464,4330
0530 708 54 54
0530 708 54 54
SON DAKİKA

YAZARLAR

Beyler işte bu olmaz!

“... Bizim için milletvekili sıfatı da gelip geçicidir. Bizim asli sıfatımız mezara kadar namuslu yaşamaktır, biz o asli vazife içindeyiz.” !

Merhum İlhan Darendelioğlu ‘nun bu sözleri, ben de dahil bir neslin kulağına küpe olmuştur!

Ondan mıdır bilmem, Ocak nesli, siyasetten olmasa da milletvekili, belediye başkanı olmaktan uzak durmuş, hiç düşünmemiş, işin politika kulvarında, parti, seçim, seçilmek gibi hususlarında hep geri planda kalmıştır!

Ülkücüler, bu hususu özellikle de 12 Eylül 1980 sonrasında çeşitli vesilelerle tartışmışlar, hatta artık müzmin bir hastalık derecesinde bölünme, parçalanma sürecine girmişlerdir!

Aslına bakarsanız 15,16,17’lerinde devlet yönetmeye talip olan Ülkücülerin, seçilme söz konusu olduğunda uzak durmaları veya durdurulmaları da ayrıca tartışılması gereken bir husustur!

Gün gelip de seçim sonrası, seçilenler vatan, millet, devlet, ezan derdi olan Ülkücüler göz ardı edilmiş ya da görmezden gelinmiş, onlar da sessiz kalmayı tercih etmişler!

Belki de edepleri gereği sessiz kalmışlar!

Lakin, iş artık öyle bir hale geldi ki, bu edepli insanlar, kendilerine yapılan edepsizliği görünce de ya mazileri gereği yapmaları gerekenleri yapmayı ya da kahrolarak sessizce kimselere yük olmadan ölümü bekler hali tercih etmişlerdir!

Nasıl mı?

Düşünün, daha çocuk yaşta memleketinizde Moskof maşası Marksist, Leninist, Stalinist silahlı terör örgütüne karşı destansı mücadele veriyorsunuz!

Ağabeylerinizin, gönüldaşlarınızın tabutlarına boyunuzun bile yetişmediği zamanlarda..!

Misal, memleketim kara sevdam Ordu...

Ne zaman memleketim Ordu’ya gitsem, eski adı Kasımoğlu Kahvesi şimdilerde Fast food büfesi olan yerden geçsem, Ordu İmam Hatip Lisesi öğrencileri Sefa ve Tufan kardeşlerimin yüzleri gelir gözlerimin önüne!

Okullarına giderken Marksist, Leninist, Stalinist teröristlerin kurşunlarıyla şehit edilmişlerdi!

Yaşları daha 18 bile değildi!

12 Eylül 1980 öncesi, Ordu tarihini Pontus’a dayandırmaya çalışanların çanlarına ot tıkanmıştı!

İşte, o Ülkücüler Mamak Zindanlarında, Pontus artıklarıyla aynı kefeye konulduklarında, ar edip edeplerinden sessizliğe büründüler!

Ya şimdi?

Dedim ya seçilmek, milletvekili, belediye başkanı olmak yoktu, onların dünyalarında!

Duyduk ki, seçilmişler ve atanmışlar bugün geçmişte hevesleri kursaklarında kalmış, çanlarına ot tıkanmış Marksistler, Leninistler, Stalinistler, HDP listelerinden aday olanlarla aynı masada, benim kara sevdam Ordu’nun il oluşunun 100.yıl kutlama etkinlik projesini yapmaktalarmış(!)

Beyler, işte bu olmaz!

Kim ne olur, hangi makama gelir bilmem, ama bildiğim bir şey varsa, Ülkücüler bunun karşısında susmadı, susmuyor, susmayacaklar!

Susarlarsa Sefaların, Tufanların aziz ruhları incinir!

Hesaba katmadıkları şu ki, Ülkücülerin artık her türlü etkinliği yapacak gücü de sanatçısı da var!

Hadi bakalım, el mi yaman bey mi..?!