Ahmet Yenilmez


Ah Be Canım Kardeşim…

Manzara harika değil mi? Bir tanıdığımı görmeye gittiğim Ege kıyılarında olan bir tatil beldemizden...

Günü birlik ziyaretimde, ziyaret ettiğim kişi, beni bu cennet gibi koya getirdi. Pek fazla alışkın değilimdir ben, deniz, kum, güneş, koy gibi kavramlara, ama ısrarlar sonucunda bu cennet mekana adım attım. Bölgenin yerlisi olduğundan biliyordu orayı, hakikaten çok sakin ve çok az kişinin olduğu bir koydu. Sırayla birkaç aile ve arkadaş grubu gelip gittiler. Biz de bu güzel mekanda gerek hayat, gerek geçmiş, gerekse siyaset ( olmazsa olmaz sanki) konuları olmadan, muhabbet edip akşamı ettik. Allah'ın işi ya, insanlar tuzlu suyla evlerine dönmesinler diye, fotoğrafta gözükmeyen bir kısımda da doğal minik bir şelale yapmış yaradan, o tatlı suyla yıkanıp dönebiliyorsun. O şelaleye doğru yürürken bir de ne göreyim? Birkaç saat önce, iki erkek bir kadın genç arkadaş grubunun oturdukları, saatlerce keyif çattıkları, hatta arkadaşıma, "Ya ne çok eğlendiler tadını çıkardılar valla'' dediğim bu cennet mekanda, fotoğraf üzerine fotoğraf çektikleri yere, boş bira şişelerini ve plastik su şişelerini bırakıp gitmişlerdi! Allah sizi inandırsın, beynimden vurulmuşa döndüm! İnanamadım ya hu, nutkum tutuldu! Yanımdaki dostumla göz göze geldik ve inanın dillerimiz lal oldu, ses çıkaramadık. İçimde, öfke, şaşkınlık, üzüntü, cahillik karşısında acıma duygusu gibi duygularla, karmakarışık bir haleti ruhiyeye bürünmüştüm. Bir insan (insan diyorum kusura bakmayın, bu hayvanlığı yapana insan denmez, hayvan dahi yapmıyor bunu), şöyle bir güzelliğe bu ihaneti nasıl yapar? Tertemiz bulduğu ve tüm nimetlerinden yararlandığı güzelim mekandan giderken, arkalarında o çöpleri nasıl bırakır? Akıl alır gibi değil sevgili dostlar, sanırım hiçbir zaman anlayamayacağım bu durumu! Bu, medeniyet seviyesi ile izah edilebilir bir durum değil! Bu insanlıkla ilgili, bu güzellikle ilgili, o güzelim mekanda o çöpleri bırakabilmen, senin kötü biri olduğun anlamına gelir, çünkü bu işin benim nezdimde cinayetten farkı yok! Bilmem kaç bin yılda yok olan dünyanın başına bela edilmiş plastikler, ve orman yangınlarının en büyük sebeplerinden biri olan cam şişeleri ( bira şişelerinden biri de kırılmıştı) ortada nasıl bir vicdan bırakır diyeceğim, lakin birazcık vicdan kırıntısı olan bu herzeyi yemez zaten. Allah korudu da geç gördük, giderlerken buna şahit olsaydım ve hala orada olsalardı inanın çok, ama çok ağır konuşurdum, muhtemelen tatsızlık çıkardı. Arkadaş, içeceklerinizin ısınmaması için mini dolabınızı getirmişsiniz bu kadar keyfinize düşkünsünüz de o dolabın içine boş şişeleri koyacak kadar akılsız mısınız? Akılsız değilsiniz aslında, bencil insanlarsınız! Nasıl olsa enayinin teki gelir, sizin arkanızda bıraktığınız b.kları temizler değil mi? Hep ülkemiz ve insanımızın gelişmişlik seviyesiyle ilgili ümitli konuşurum, hatta çevremdekiler bazen fazla iyimser olduğumu söylerler, lakin böyle olaylara denk gelince ve bunu yapanın da genç, kendini şehirli sayan, eğitimli (!) insanlar olduğunu görünce, benim de ümidim kırılıyor zaman zaman. İşin özeti sevgili dostlar, bu iş bahsettiğim olayla sınırlı kalsa iyi, ormana, deniz kenarına veya göl kenarına her gittiğimde gördüğüm manzara, inanın iç parçalayıcı oluyor. Ya hu, güzelliğinden dolayı plan yapıp, mesai harcayıp, o güzelliği görmeye gidip, piknik, mangal yapacak değeri veriyorsun da sonrasında, pisliğini niye geride bırakıyorsun arkadaş? Bir poşete pisliğini koymak ne kadar zor olabilir? Sonra tekrar oraya geleceğin aklına gelmiyor mu hıyar ağası? Öyle bıraktığın yere, tekrar geldiğinde yadırgamayacak mısın diyeceğim, lakin yadırgamayacaksın... Alışkınsınız b.k içinde olmaya, her yeri de öyle yapmaya ant içmiş gibi pisliğinizi saçıyorsunuz... Ah be canım kardeşim yapmasanız şöyle, alsanız yanınıza tek bir poşet, pisliğinizi ona koyup, giderken bir çöpe atsanız ne olur? Ne kaybedersiniz, inanın hiçbir şey kaybetmezsiniz. Bizim olmayan bu doğaya köleniz gibi davranmaktan, nasıl olsa doğa yok eder düşüncesiyle, çöpünüzü, molozunuzu, pisliğinizi atmasanız ne olur? Elbette, her yer mis gibi olur, sen de bir daha gittiğinde, b.k içinde olmamanın nasıl bir şey olduğunu görürsün. Gördüğünde, inan bana zihnin açılacak. Bir dene bakalım...