• BIST
    1328.73
  • Dolar
    7,8187
  • Euro
    9,3602
  • Altın
    449,5470
0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

814 yıl önce

İşitin ey yârenler,

Kıymetli nesnedir aşk.

Değmelere bitinmez,

Hürmetli nesnedir aşk.

Hem cefadır hem safâ

Hamza'yı attı Kaf'a.

Aşk iledir Mustafa,

Devletli nesnedir aşk.

Dağa düşer kül eyler,

Gönüllere yol eyler,

Sultanları kul eyler,

Hikmetli nesnedir aşk.

Kime kim vurdu ok?

Gussa ile kaygu yok.

Feryad ile âhı çok,

Firkatli nesnedir aşk.

Denizleri kaynatır,

Mevce gelir oynatır.

Kayaları söyletir,

Kuvvetli nesnedir aşk.

Akılları şaşırır,

Deryalara düşürür.

Nice ciğer pişirir,

Key odlu nesnedir aşk.

Miskin Yunus n'eylesin?

Derdin kime söylesin?

Varsın dostu toylasın,

Lezzetli nesnedir aşk.

Ne güzel de tarif etmiş Goca Yunus aşkı.

Efendim, rivayete göre Gevher Nesibe Sultan, âşık olduğu bir kumandanla evlenmesine hükümdar ağabeyinin izin vermemesi ve bir süre sonra da kumandanın şehid düşmesi üzerine üzüntüsünden vereme yakalanır.

Ölüm döşeğinde Gıyâseddin Keyhusrev ondan özür dileyerek, son arzusunu sorar.

Gevher Nesibe de kendisi gibi çaresiz hastaları tedavi edebilecek hekimlerin yetişeceği bir medresenin yapılmasını istediğini söyler ve bütün servetini bu iş için bağışlar.

Gıyâseddin Keyhusrev ikinci defa tahta çıktığında kız kardeşinin vasiyetini yerine getirmek üzere, sonradan kendi adıyla anılan medreseyi (Gıyâsiyye), arkasından da 1206 yılında dârüşşifâyı (Şifâiyye) yaptırır ve inşaat iki yılda tamamlanır; Gevher Nesibe Sultan da medresenin içindeki türbesine gömülür.

Ortaçağ’da döneminde Batı’da akıl hastalarına işkence uygulanırken, bu medresedeki özel odalarda bu hastalar kuş ve su sesi ile müzik dinletilerek tedavi edilmiş.

Medresede bulunan tepeden aydınlatmalı 3 ameliyathanede, katarakt ve mesane ameliyatları yapılmış.

İlaç yapımında kullanılan bitkiler ile marul, maydanoz gibi sebzeler de medresenin damında kurulan serada yetiştirilmiş.

Bir buçuk metre kalınlığında toprağın bulunduğu damın, bu sayede izolasyonu da sağlanmış. Seranın ısıtılmasının da medrese içindeki merkezi ısıtma sistemiyle sağlandığını sanıyor.

1890 yılına kadar hem hekim yetiştirmiş hem de hastaları tedavi etmiştir.

Öğrenciler medresede öğrendikleri teorik bilgileri, hastane kısmında uygulamışlar ve şifa dağıtmaya çalışmışlardır.

Medrese, Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılma ve çöküş döneminde ekonomik ve siyasi nedenlerle kapatılmıştır.

Âtıl durumdayken, halk arasında ’93 Harbi’ olarak bilinen Osmanlı-Rus savaşı sırasında Kayseri’ye göç edenler buraya yerleştirilmiş, yaklaşık 50 yıl barınmışlardır.

Bugünlerde hekimlerimizin başarılarının ardında 814 yıllık bir birikim bulunmakta!

Efendim, şiirle başladık merhum Mehmet Akif Ersoy’un mısralarıyla sözümüzü noktalayalım:

Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz:

Gelmişiz dünyaya milliyet nedir öğretmişiz!

Kapkaranlıkken bütün âfâkı insaniyetin,

Nur olup fışkırmışız ta sinesinden zulmetin.

Ahmet Yenilmez Diğer Yazıları