Kulluğun özü dua

Dua, insanın bütün benliğiyle Allah’tan istek ve dilekte bulunmasıdır. Yüce Rabbimiz, Bana dua edin ki duanıza icabet edeyim buyurarak müminin kendisine yönelmesini istemiştir.

26 Mayıs 2019 08:00 | Pazar - Güncelleme: 26 Mayıs 2019 00:01 | Pazar

Sınırlı, sonlu ve âciz bir varlık olan insan, sınırsız ve sonsuz kudret sahibi Allah’la dua sayesinde iletişim kurar. Duanın ana hedefi, insanın Allah’a halini arz etmesi ve O’na niyazda bulunmasıdır. Yüce Rabbimiz, “Bana dua edin ki duanıza icabet edeyim” buyurarak, müminin kendisine yönelmesine her an karşılık vereceğini hatırlatır. Allah'ın, rahmetinin eseri olarak kullarına sunduğu öyle zaman ve mekânlar vardır ki, bunlar müminin dualarının kabulü ve günahlarından arınması için birer fırsattır. 

ÖZEL VAKİTLER VARDIR 

Kuran’da, yüce Rabbimizin, “Takva sahipleri seher vakitlerinde bağışlanma dilerlerdi” ayetiyle haber verdiği seher vakti, Allah’la kulunun buluştuğu özel vakitlerdendir. Peygamber Efendimiz, gece yarısından sonra ve farz namazların arkasından yapılan duaların da daha çok kabule şayan olduğunu ifade etmiştir. Kullar, Rabbi’yle arasındaki bu bağı kuvvetlendirmek için kendisine bir fırsat olarak sunulan bu zamanları değerlendirmeli ve bu sayede kulluk bilincini canlı tutmalıdır. Dua, sevgililer sevgilisi Peygamberimizin bütün hayatını kapsardı. 

GÖNÜLDEN EDİLMELİ 

Allah’ın Resulü, duayla yatar, duayla kalkardı. Allah'ın yarattığı her şeye karşı nimet ve şükür içerisindeydi. Bu şükrünü asla gizlemezdi. Karşılaştığı tabii olaylar karşısında bile dudaklarından dua eksik olmaz, her vesileyle Rabbine olan bağlılığını tazelerdi. Dua aynı zamanda bir ibadettir. Bir ayette Allah şöyle buyurmuştur: “Kullarım sana beni sorunca, haber ver ki, ben şüphesiz onlara yakınım. Bana dua edenin duasını kabul ederim.” Bu yüzden kişi duayı gönülden etmeli, iyi şeyleri isteyerek kendisi de o doğrultuda çaba sarf etmelidir.